Bütün sözcükleri bana ait olan bir yolculuktayım, dile gelende midir cevher, dile getirende midir bilinmez. Aslolan, yola çıkıp dile gelmekti. Kah yanıp, kah susmayı öğrenip düşlerin içinden çıkmayı denedim. An geldi bir söz yetti anlatmaya, an geldi ne yazarsam yazayım anlatamadım içime düşen ateşi.
Bazen yorgun düştüm iki adımlık mesafede, bazen de kilometreleri kat ettim tek nefeslik zamAN diliminde. Aman demedim, çağırmadım yardıma kendimden ötesini. Başarmak değildi derdim yaşamayı öğrenmekti. Hani şu ballandıra ballandıra anlatılan Kendini Bul yaradılışın sırrına vakıf ol cinsinden değildi arayışım. Ben kendi sırrıma vakıf olmak istedim sadece.
Hiç sormadım kendime seni ne mutlu eder diye. Dünyanın en zor sorusu idi cevabı BENcillik olan. Hayatın en güzel hallerini zaten yaşıyorken ne gerek vardı, BENi zorlamaya değil mi? Bir bilmece gibi hayat, bildiğin cevapları küçük karelere saklayıp içinden çıkılması zor denklemlere terk ediyor insanı. Derken en bilinmeyen soru çıkıyor karşına, eski dilde yaşamak. Hayır eski dilde yaşasaydım yeni dilde neden arayayım cevabı. Çok anlamsız geliyor böyle karşılaşmalar bana. Eski dilde susamak gibi tarifsiz kalıyorum ab-ı hayatın içinde. Sahi, ne isterim ki herşeyim var iken. Eksik olan neydi düşüverdim yollara avare avare… Bulduğum BENin son arzusunu yerine getirmekti hatırladım.
ellerine dokunmak
mutluluk denizinde yelken açmış devasa bir yelkenli hissi veriyor
bana
rüzgar estikçe coşan yelken gibi şişiyor yüreğim
yorgun düşmüyor bedenim sende
çünkü bedenden içeri düşüyor herşey
sessizlik ve yalnızlık
bize getirecekse mutluluğu,
ne diye
çoğullaşmanın derdinde dolanmaktayız.
BİR olma halimiz ise
Hayat
bana gülmeye başladığından beri
kendimi
komedi oyuncusu olarak görüyorum.
Komedyenler
Geceye keder yükleme zamanı,
kimliklerin kontörü yok,
boşalınca dolduramıyorsun
ve kullan at bir halde de değiller,
boşalınca boş kalıyorlar.
Üzerini örtmeye çalışsan da resimlerle, yazılarla
Sorun kendine başlarken kiminle yol alacağına karar vermekti. belki bir tane belki onlarca karar aldık kiminle yürüyeceğimize dair. zamAN ilerleyip dururken seçimler yapmamız istendi ya da seçimler yapmak zorunda kaldık. Hep bir ışık ile kol kola yürümemizin, bir omuzun güvenliğinin, bir bakışın sıcaklığı ve avuçlarımıza değen avuçların yoldaşlığını yanımızda olmasının gerektiğini hissettik. Gün geldi, yarenlik yapsın diye peşinden sürüklendiğimiz ya da peşimizden sürüklediklerimizin esiri olup çıktık.
Bir gerçek vardı YOL tek kişilikti ve biz her zaman iki kişi geçmeye çalıştık oradan. Oysa yan yana gidilmeyecek yerler vardı orada. Sadece yanında olduğunu bilmekti bilmeyi istemekti düşlerimiz. Bazen omuzuna dokunmak bazen de önde gidip çukurları, tümsekleri uçurumları haber vermek gerekirdi. Oysa biz, ruhumuzun ışığını bedenimize öyle hapsetmişiz ki paslar ve kilitler oluşturmuşuz ve düştüğümüz her çukur, çarptığımız her duvardan sonra iyice kalıtsallaşmaya başlamış içimizdeki karanlıklar.
Bizim gerçeğimiz, önümüzdeki gidenin gerçeği değildi o bildiği yolda yürüyordu. Biz kendi gerçekliğimizi gerçekleştirirken o sadece bize aynalık yapıyordu. Başlıyorduk, biteceğini bile bile fakat büyüyerek son nefesine kadar gitmesini isteyerek çıkıyorduk yola. Bittiğinde son nefes oluyordu başka bir başlangıca gebe bırakıyordu kendini hayat.
Ey Sevgili, kaç yol değiştirdim, kaç ülke gezdim, kaç ömür sürdürdüm, hepsinde nefesin var idi tenimde. Hepsinde ışığın var idi gözlerimde. Şimdi kendimi yaşamayı seçtim ve elimde kalan sadece BENliğim oldu.
Nefesimi ve ışığımı teslim ettim yine sana. Yolumu açıver sevdaya giden yollarda ATEŞinde yanmayı mümkün kıl. Ola ki ateşten çıkartmayı denersem bir parçamı daha büyük bir ATEŞin içine salıver. Senden gelen yangına razıyım ben.
BİRlikte doğduk ya BİRlikte varlığımızı devam ettireceğiz ya, bana iyi bak olur mu? Biliyorum ki ben sana, sen bana lazımsın.
Midemi yakıp giden ayyaşlığıma
pirinç taneleri attım,
bana ulaşamayan taneler
karıncalara yetişiyor,
şimdi yaşamın bir ucundan onlar
diğer ucundan ben tutmuşum,
Kara kaplı defterlerde gizlidir hasretim,
üzeri tozlu raflardan
indirdiğim ruhumun ışıltısı yakıyor benliğimi,
geldiğim yeri unuttum,
gideceğim yeri bilmez durumdayım,
ey aşk,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!