Hep sararıp düşüyor sonbahar yaprakları,
Ne açan çiçek kaldı, ne çiçeklerde arı,
Sevda diye harcadık o güzelim yılları;
Bir damla su olmadın sinemdeki yangında,
O günleri hayal et gözün ıslandığında...
Yine mahpus, yine gece, yine hüzün,
Yine sol yanımda yaram inceden kanadı,
Bilirsin, en derin yaramın sensin adı,
Müebbetle hüküm giydi sende kalan çocukluğum,
Sende iz bırakmadı mı varlığım ya da yokluğum?
Uslanmadı şu gönül, hülyalara dalıyor,
Vuslata eremedi, dertten ilham alıyor,
Yaşananlar bitiyor, hatıralar kalıyor,
Sevda ıssız bir umman, aşamazsın dalma sen;
Vefasız yar elinden bir lokma aş alma sen…
Emek verip gül ektiğim bağlardan,
Nasibime diken düştü ey gönül,
Ömrümü harcadım dostluk uğruna,
Tek bir bahar yaşamadım say gönül…
Gözümün nuruydu kınalı kuzum,
Kulağımda çınlıyor saatin tik-takları,
Buğday ektiğim yerler darı verdi hep darı,
Yoruldum, tükenmedi hayat basamakları,
Mahpushane denilen ömür törpüsü CANO…
Yaz ayrı, kışı ayrı, hayali-düşü ayrı,
Kadını erkeği yok dost denilen varlığın,
Hepsi birer halkası zincirin, uygarlığın,
Varsın duman bürürsün düzün, ovan, dağlığın,
Gönül derdine ilâç dost elinden bulunur...
Kimi karıştırsa da saman ile sapını,
Dost ararsın gönül, dostu bilmezsin,
Bizi bu cihana yaratandır DOST,
Nice nimetler var, şükür bilmezsen,
Bir lokma ekmeği aratandır DOST…
Kader, çile diye etme isyanı,
Yaşanacak çok şey vardı mazide,
Ne yazık ki yıllar boş yere geçti.
Kavuşmak emeli vardı içimde,
Şu gönül hasretin zehrini içti...
Beklemedim senden aşktan başka şey,
Yıldırımlar iniyor düşüme, hayalime,
Kelepçeler taktılar şimdi iki elime,
Assalar da gam değil, dilimde son kelime
Senin adın olacak, bunu böyle bil gülüm…
Ne gece ne gündüzün Mahpusta anlamı yok,
Ne sevdalar yaşadım, hangisini söylesem,
Bitip tükenmezdiler deli-dolu sevmesem,
Zaman çok acımasız, zaman kadar bir de sen,
Adını anan dilim lal olsaydı, lal gülüm,
Yürek yarım sendeydi, kalanı da al gülüm…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!