Kulağımda çınlıyor saatin tik-takları,
Buğday ektiğim yerler darı verdi hep darı,
Yoruldum, tükenmedi hayat basamakları,
Mahpushane denilen ömür törpüsü CANO…
Yaz ayrı, kışı ayrı, hayali-düşü ayrı,
Kadını erkeği yok dost denilen varlığın,
Hepsi birer halkası zincirin, uygarlığın,
Varsın duman bürürsün düzün, ovan, dağlığın,
Gönül derdine ilâç dost elinden bulunur...
Kimi karıştırsa da saman ile sapını,
Dost ararsın gönül, dostu bilmezsin,
Bizi bu cihana yaratandır DOST,
Nice nimetler var, şükür bilmezsen,
Bir lokma ekmeği aratandır DOST…
Kader, çile diye etme isyanı,
Yaşanacak çok şey vardı mazide,
Ne yazık ki yıllar boş yere geçti.
Kavuşmak emeli vardı içimde,
Şu gönül hasretin zehrini içti...
Beklemedim senden aşktan başka şey,
Yıldırımlar iniyor düşüme, hayalime,
Kelepçeler taktılar şimdi iki elime,
Assalar da gam değil, dilimde son kelime
Senin adın olacak, bunu böyle bil gülüm…
Ne gece ne gündüzün Mahpusta anlamı yok,
Ne sevdalar yaşadım, hangisini söylesem,
Bitip tükenmezdiler deli-dolu sevmesem,
Zaman çok acımasız, zaman kadar bir de sen,
Adını anan dilim lal olsaydı, lal gülüm,
Yürek yarım sendeydi, kalanı da al gülüm…
Sayılı gün tez geçer derler ama
Tez tükenene sadece ömür gülüm,
Öleyim deyince ölmüyor insan,
Tanrı’dan gelecek o emir gülüm…
Yaradan’dan lütuf sevgi nimeti,
Şu dünyada tamam olan ne var ki dost,
Sözlerim şiirlerim yarım,
Rüyalarım düşlerim yarım
Mutluluklar, aşklarım yarım,
Derken gelivermiş sonbaharım...
Yalnız bir adam dolaşıyor sokaklarda,
Yagmur yağıyor sırılsıklam, beyaza dönmüş saçları,
Köşe başları bomboş,
Köpekler bile sığınmış bir yerlere,
Ne bir bekçi düdüğü, ne bir araba sesi,
Bir gecenin sessizliği... bir de kendisi...
Yaşadığım şehre yolun düşerse,
Kapımı çalmadan gitme ne olur.
Aşkın yüreğimde en içli beste,
Sazlarım susmadan gitme ne olur...
Unutmuşsan bile sokak kapımı,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!