Bornova’da gece vakti
Homurdanan sesiyle iniyor Belkahve civarından
Garip garip mezarını arar
Deniz fener yoksulluk
Söğüt dalı düşmüş denize
Az sonra ben düşeceğim
Gülüm; Sana Olan Sevgime Dair…
Gülüm seni seviyorum
Ama ölürcesine değil
93’de Saddam’ım zulmünden kaçan Iraklının bir parça ekmek için Dicle Nehrinin azgın sularında boğulması gibi…
Gene çocuklar
Tulumbanın contasını bozmuşlar
Çek hasan emmi
Bugünde suyu sırtında çek...
Dünyaya neden geldin ki
Emekçi ellerin yorulacak
Serip göğsünü kuru üzüm sergilerine
Heyecanla bekliyor isem bir ses
Evimden ayrılmak için
Ve
Telaşımsa
Biçimsiz bakan insanların yüzlerine mutluğunu ekmek
Ne güzel şey kayıtsız, saatlerce düşüne bilmek seni
Varlığın yokluğunda değerini
Sevebilmek…
Nasıl bir yorgunluk bu…
Saatlerce yokluğun anlamsız sükûnetini erteleyebilmek
Görüyorum
İki dudağımın arasındaki
''ıslıksın sen''
Çalmaya söylemeye koktuğum
Son bölümlerini seyredemediğim diziler gibisin
Sonunda ne olduğunu hiç bilmediğim
Hep merakla telaşla beklediğim
Hatırlanmak Güzel Şey
Hatırlanmak güzel şey
Bir parça ekmek
İki siyah zeytin
Ve yorgun satırlara düşmüş emekleyen ellerle
Bir Allah’ın kulları
Bir Tek Allah’ına tapmaz
Papazların ellerinden şarap içer
Yaptığı günahları anlatır papaz onu affeder
Metresine fiyat biçip
Cennetten arsa alır
Çizmek gözlerini gökyüzüme
Bulutsuz bir sabah
İsmi her neyse
Ve gülüm
Gülümün elleri dokunduğunda gökyüzüme
Sabah olur
Utangaç yüzüyle düştü
Meraklı bakışların içinde adam
Nevi korku
Terlemiş hararetli korkusu
Un gibi muzdarip
Üşüştüler birden başına
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!