Yoktu Ulyanov’un dünyasında
Aç mı aç çocuklar
Mendil satmazdı lüks otomobilleriniz çamlarını tıklatıp
Rahatsız etmezlerdi hanım efendilerinizi
Ve beyzadelerinizi…
Sömürülen işçiler yoktu örneğin Ulyanov’un dünyasında
Bir sigaralık vaktim var
Ve ben gözlerine muhtacım
Renklerini unuttum
Bir sigaralık vaktim var
Ve sonra gideceğim
(Cem Cansız’a)
Hadi gözü görmez
İnsanın
Akıl düşünür amma
Eminönü’nde saat 11.00
İzmir’i bilmiyorum
Ankara’yı da öyle
Bir kadın geliyor kalabalığın içinden
Saçları kestane kızılı
Yeni uyanmış Galata Köprüsü
Nahumat-su koniçawa
Tarihatı maji okinawa
Do-so meyaji arigota
Gözlerinde değil mi? Gece
Senden kalan gözlerde şimdi
Bilir misin?
Köstekli saatin ölümünü
Gümüş kordonuyla
Anlatırken zamanı zamana
Kaybolmuş olan zamanın içindeki
Köstekli saati...
sanma ki gidersen düşer gönlüme gam
Altı üste sendeki de ufacık am
Süs birerinden ne farkın var
Güzel olur babaannemi de senin kadar boyasam…
Nakşî ilan etti şeyh kendini
Yobazlık sarmış köhneleşmiş kalbini
Mehdiliğini ilan İbrahim başta
Ellerinden İnnafetahna – leke yeşil sancak
Sözde İstanbul kuşatılmış
Zihniyette leke…
Bir bulut gibi doğudan geliyor
Kanatlarında ölüm taşıyor…
Platonik mermilere direnmiş
Başları kasketli adamlardan yakınmış
Yıllardır hep hazan aksırıklı bir yaprak olmuş
Doğudan geliyor bir bulut gibi
Dem tadı lakin semaver...
Sebeplisi paşam sebeplisi
İnce bardak değil mi
Bu dadı taşıyan diline...
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!