Şimdi o masalda
Uzun burunlu kuklalar var tahta
Bir oysa
İmrenirdik hiç büyümeyen çocuğa...
Gece Mery én penceresindeki haşarat mahkukat değildi bildiğimiz
Üç kurdun üfleyip püfleyip yıktığı dilimiz...
Şimdi yasaklanan kitapların gölgesinde eziliyorsun…
Benim de inancım var
Bu nasıl dünyadır hak diyenin koluna kelepçe vurasın
Size söylüyorum Karşıyaka’nın kızları
Denizden yetim balıkçılar
Taksi şoförleri
Beyaz bir kadın çıkarmış sol göğsünü
Blu çağında bir çocuğunu emziriyor
Çan kuleleri vurmaya başlıyor Sao Tomé’de
Açılıyor toz içinde sığınak kapıları
Beyaz bir adam dans ediyor yağmur gibi kan yağıyor sokaklarına
Beyaz bir bulut gibi geçiyor ölüm damların üzerine gölgeli yalnızlığını düşürerek
Yalnız bir adayım ben
Kopçası kopmuş bir gece giyinen
Sebepsiz karanlığa bürünen
Bir yakası tanımadın kente
Bir yakası sana iliklenen
Şimdi...
Orada güneş batıyor
Gülümün gözleri yeni açılmış
Gülücükler dağıtıyor
Pembe kaldırım düşlerinden koparıp...
Ben uzak ara sevdalardan kaçıyorum...
Tanımam şahsı külliyenizi
Aslında yok merakımda
Necip Fazıl gibisiniz anladığımca
Usta bir kalemin yalancı soytarısınız
Gözlerinizde kör patlak Japon Balığı gibi…
Korkunun karanlığı yuvalamış göğsünüze
Miğferinde iki kurşun
Bir diğeri yüreğinde
Bir kaç apolet
-bir bakır madalya
Bir bacağını vermiş bu vatana
Üç darbe yaşamış
Ve…
—Fırtına başlar
Rüzgâr sinirlenir
Öfkelenir, delirir
Yağmur koşaraktan bir yerlere yetişir
Kokar, telaşlanır gözlerimiz
İki farlı halimde yaşıyorum bu aşkı
Birinde gülmek gibi acı
Ağlamak kadar içten
Bir Nisan sabahı aktı gözlerinden…
Ve sen…
Ak Şemsettin çıkar bir gün huzura
Mehmet yeni doğmuş
Dişleri süt kokan bebe
Hümâ Hatun’un oğlu Mehmet…
Babası Murat’ın naşı gelir Varna’dan
Oğlum Sultan Mehmet
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!