Bir martılar anladı bizi
Oysa ne çok şey anlattık…
Bir martılar anladı bizi
Oysa ne çok sevmiştik
Dur diyorsun eylül yolcusu dur
'Anam bu bulguru sen mi kaynattım'
Bilirim kepekli ekmek nerden bilesin
Öğünün kuru soğan katıksız ekmek
Anam ne güzel kaynatmışsın
Ellerinden öpeyim
Ellerini öpeyim başıma koyayım
Şarap
I. Şarap ve Kadın
En güzeli kadının
Hürmette kusur etmeyendir ikramda şarabı
Karartı başladı
Çocuk sevinçlerimizin payına düşen suskunluk gene
Duvarlar, tel örgüler, barikatlar
Mayın tarlasındayız
— Kaktüs Çiçeğim
Ayaklarımız cam kesikleri içinde
Ah umudum ahhh ah
Benim ellerime kan sürdüler
Seni sevmemi hatırlamamı yasak ettiler
Haykırmak istedim izin vermediler
Kan kustum ağlayamadım
Vatan Satma Korkusu Üzerine
Hiçbir şeye benzemez vatanı satma korkusu
Birden öldürmez seni
Bir karabasan gibidir gecelerinin huzursuzluğunda
Açlıktan ölen çocuklar evinin camlarını kırdıklarını hissedersin geceleri
Bir öküz kestiler Cumali Hoca mezrasında
Yedi poşiyi kanına buladılar
Yedi er erkek yedi, yedi tastan öküzün etini
Yedi yemin etti yedisi birden yedi dilden…
Töre böyle…
Latif’e
“Takvimle işaretlemiş doğduğun günü
Doğum günün kutlu olsun”
Bir sofradan aynı ekmeği paylaşmak
Yalnızlık lakin yalnızlık
Semaver gibi
Usuldan kaynamaya yüz tutmuş…
Gümüş renkli tüyleriyle bir ebabil kuşu
Bir yalnızlık var
Lakin yalnızlık
Temmuzdu cumartesi di sanırım, kırık bir güneş vardı gökyüzünde
Öğlenden sonra idi hatmi çiçekleri boynunu bükmüş
Soluk bir insancık kapımdan geçer
Yeşil düşler kurarım ben…
“Sıcaktan terlemiş duvarlar, mum gibi bir güneş asılı havama
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!