Mavi tırtıl
Boğumlu tırtıl
Beyaz çalar
İncir yaprağı yiyen tırtıl
Koza örecekmiş tırtıl
Kelebek olacakmış
Bir yağmurla uzaklaştım,
Uyandım çocukluğumdan
Tıpkı senin gibi uyandım
Tıpkı senin gibi
Bir gece yağmurlarla kaçtım
Kanatlarında kaldı selamım
Seksen yedi yazında
Yağmur giymek en çok sana yakışıyor aslında
Ha birde masamdaki rakıya küfretmek
Potasyum yirmi beşi vuruyor
Kükürt desen almış başını gidiyor
Keops, Kefren, Mikerinos
Gölgelerine yamaşmış akan Nil nehri…
Üç bin yıllık bekçisi Sfenks…
Mısır’ın burunsuz kedisi…
Tanrıların terk ettiği toprak mısır…
Tüm heybetiyle Akdeniz’e açılan kapı İskenderiye feneri…
Şimdi uzak yolculuklara çıkma vakti
Benim için…
Çocukça bir gülücük alaraktan bohçama
Rüzgârlarla savrulan bu yüreğimi
Sınır boylarına sürme vakti…
Çünkü bu aşk hakkında tutulan
Her kim ki bilesin
Aşk-i inkâr eylerse
Ben gibi seni göynünden seveni…
Derdi sen isen
Aşk-î azap üçün düştüm mey-î hana
Seyr-î neye düştüm
Gülüm;
Güneş yağmurun neminde kırıyorken ışığını
Yeşil yapraklara damlalar olup
Bir nar ağacının gölgesinde
Mutlu günlerin haline dalıyorum…
Eflatun kadife bir pantolon
On iki eylül sitemli kot bir ceket
Ojesinin tonunu fazla kaçırmış
Makyajı taze
Gözleri uykusunu almamış
Saçları dağınık aceleyle taranmış
Eylül’ün yalancı hırsız
Bir gemi kaktı içimden
Lunapark gibi rengârenk
Bilmem hangi limana yanaştı…
Ben gece sakallı yatarım gene
İlk sayfanda bir çocuk resmi
Dikkati çekti
Yüzleri kirli
Bakışlarıyla bizden biri...
İçime birden Anadolu indi...
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!