L odosun gülü selam
E n son kızıldı şaçların rüzgarımı selamlayan
Y abancı bakmıyordu gözlerin
D urmadan bir ırmağa gibi akan gözlerin
İ simsiz bir kente unutmadım seni
M ecburen aklımda tutuyorum şehrinin ismini
Ve şafak vakti...
Susan ne varsa aldı başını gitti...
Saatler asıldı duvardaki zongoza
Geldi vakit geldi
Sarı başaklarında dökülerek melek yüzlü bir kıza
Eylül'e çok var
Sen…
Sen de olmasan
Giderim buralardan
Şu toprakta kokun olmasa
Merdivenlerin altına toz dağıttığım sevdalarım olmasa
Unutmuş ise yüreğin beni
İki damla gözyaşı süzüldü
Çocuk gözlerinden
İkisi de farklı nedenden
Bana olan güvenin düştü gözlerinden
Ellerim koptu ellerinden
Bakma git diyorum ama
Yalnızlıkları isimsiz
Kısa pantolonlu;
Ve sebepsiz bakışlı çocuklarımız
Binleri sokakta
Ellerini tutsan ağlayacaklara
Bulutları siper edip bir bir
Maestro si diyezden gir
Çalabildiğin en tiz nota olsun
Söyle kulakları tırmalasın
Koltuktaki hainleri uyandırsın
Yoksa şimdi sahne kapanacak
Ağaç budağı kıracağım
Şu adama bak ne çirkin
Koca burunlu birde budala
Konuşmasını da bilmiyor
Hiç bakmamış aynaya acaba…
“Hişt şairmiş o”
Dert etme beni kendine
Dert edilmeye deymeyecek biriydi de
Adim bir cümlemin tümlecine girdiğinde
Dert etme sen
Değer mi adını bile bilmediğin biri dert etmeye
Biliyor musun Azrail gelmedi yine
N edenini sorma; söylememeliyim,
İ simsiz kaldı aşkım inceltmemeliyim,
D ermanı yoktur bu yaranın aramamalıyım
A ldırma; bu benim ölüm fermanım
B u kez sessizce gidiyorum
Vur tavanın dibine dibine
Çevir ki iyi pişsin balıklar
Yoldaymış geliyor rakılar
Burak sofrayı elif hazırlar
Bu gece ciğerlerim yeter diyene kadar içeceğim
Karaburun’u balıkçılar terk edinceye kadar içeceğim
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!