Binbir defa ahdedip, bir kere de bozandan,
Şehadet parmağını, kesmiş boydan bîzârım...
Kutsalına ant içip, ilk zorlukta tozandan,
Hedefini şaşırmış, bozuk yaydan bîzârım...
Aya küsmüş gecede, boyun bükmüş ketreden,
Can…
İsmin duyarda gönlüm;
bir güle meftun bülbül olur,
bir padişah olur,
Sorma nasıl sevdiğimi!
Ay düştüğünde denize,
Ve denizin tüm sessizliğin de,
Bir yakamozla selamlaşır gibi işte
sessiz bir çığlık gibi düştü içime.
Seni sevdim!
Bir ayeti okudum tahtları sallanmıştı,
Zülfiyare dokundum "bre mel-un" dediler.
Haykırdım doğruları öfkemde katlanmıştı,
Tıktım kulaklarına "ipe çelin" dediler.
Onlar planlarına, ta baştan katmışlardı,
Merhaba ALLAH’IM yine ben… kulun…
Sana bu mektubu ancak yazabiliyorum…
Bir önceki mektubumdan sonra
epey zaman geçti biliyorum…
Çünkü hep uyudum, daha doğrusu,
Merhaba Allah'ım, bak yine ben… Bu sana yazdığım 3.Mektup…
Öyle bilinmez ve aklımın almadığı düşüncelerle yazıyorum sana mektubu;
çünkü ne beni anlayan var,
ne de akılsızlığımın alaycılığıyla beni ciddiye alan…
Yoruldum, meramımı yare izah ederken,
Çünkü bir berhevaya yazılırdı dilekçem...
Kalem isyan ederdi mürekkebi biterken,
Kirli bir mukavvaya, yazılırdı dilekçem...
Belki dile münasip, belki değil izharı,
Seni özledikçe
üstü başı yırtılıyor ruhumun
ve paramparça savruluyor zaman...
Seni düşündükçe
Boynumda bir urganla, gök kubbeye el açıp
İsmini "Nesimi'yle" andım senden habersiz
Her garip şair gibi, şiirlerde gül açıp
"Figâni'nin" yanında zandım senden habersiz
Hangi ok saplanacak, yetim kalmış ahıma
Ötelerden bir adam, koşarak geliyordu,
"Aksa" dedim "felaket" dedi, çattı kaşını...
Şehrin öte yakası, bağrımı deliyordu,
"Tasa" dedim "acziyet" dedi çattı kaşını...
Bebekleri katledip, vahşice de bir hınçla,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!