Şehrime uğrayan acaba ne yer?
Ya kâğıt kebabı, ya mangal ciğer,
Belen tavası da tatmaya değer;
Bana bana yersin Kırıkhan’ımda.
Peynirli künefe, halka müşebbek,
Haki bir ormandan rengini almış,
Uzaklara dalar, yeşil gözlerin.
Şirinmiş, şekermiş, kaymakmış, balmış,
Ruhuma can katar, asil sözlerin;
Beni benden çalar, yeşil gözlerin.
Ezelden bilirim, çile-hüzünü,
Hayatımın özü, ateş ile kül.
Çatma kaşlarını, asma yüzünü,
Kırsınlar kalbimi, yeter ki sen gül.
Nasıl bir sevdadır, düşürdü dile,
Ben de bir insanım, sanma ki taştan,
Bir haber bekledim, her geçen kuştan,
Kurudukça diktim, gülleri baştan;
Eller bitti, hasret zârım bitmez mi?
Avuç avuç sabır ektim, yetmez mi?
Ten harap, han türap, bozuldu bağlar,
Döktü hepten özüm, güller tükendi.
Sen serap, can bitap, üzüldü ağlar,
Çıktı lebden sözüm, diller tükendi.
Neşveyi unuttum, gama alıştım,
Hazan geldi bezgin, buruk dallardan,
Yapraklar düşüyor, yine sen yoksun.
Okullar açıldı, toprak yollardan,
Minikler koşuyor, yine sen yoksun.
Yaz geçti hayaller, kalınca yarım,
Gönül bahçenin kanatlı kapılarını aç!
Zemheri iklimden geldim baharı olmayan.
Sıcaklığınla ısınayım, gülücükler saç!
Sarmaşık güller gibi sar rengârenk, solmayan,
Yitik aşkların şehrinden geldim, sevgiye aç;
Bedenim yorgun, ruhumsa sükûnete muhtaç.
Sensiz antik bir kentin,
harabesi gibiyim.
Belki at kişnemeleri,
Kılıç-kalkan sesleri duyulmuyor,
Fakat zamana karşı savaşım sürüyor.
Yitik bir efsaneyim,
Han viran, bağ harap, sen uzaklarda,
Tek tek güllerimi, kim derecek yâr?
Gam çeken, bu garip, hep tuzaklarda,
Tutuk hallerimi, kim soracak yar?
Hasret defterimde, günler hesaplı,
Döviz-kuru arttı, gariban çöktü,
Sefalet çektirmek, yazık, günahtır!
Ekmek kuyruğunda, gözyaşı döktü,
Boynunu büktürmek, yazık, günahtır!
Servetine servet katan doymazlar!




-
Meryem Çelik
Tüm YorumlarGÜZEL DERİN BİR ANLATIMINIZ VAR..GÖRMEYEN GÖZLERİNİZ AMA YÜREĞİNİZİN GÖRDÜĞÜNÜ MISRALARA DÖKEBİLİYORSUNUZ TEBRİKLER..