Ne bu yüzündeki masum ifade?
Henüz el değmemiş bir gül gibisin.
Şehrin kalabalığından ziyade,
Tenhalarda durgun bir göl gibisin.
Meramını söyle, ben de bileyim,
Sevgi ışığı parıldasın gözlerinizde.
Erdem çiçekleri açsın gönüllerinizde.
Hoşgörü olup saçsın, ilim mavi göklerinizde;
Kanat çırpsın, aydın ufuklara doğru GENÇLER!
Yürek sizde, saf çelikten zırh gibi.
Yağmur olup yağmıyorsan çölüme,
Göğe bulut olmanın gereği yok.
Turna olup inmiyorsan gölüme,
Düşlerimi bölmenin gereği yok.
Yay gerildi, bilinmeze düştü ok,
Yorgun kalbin gövdeni taşımıyor,
Hekimler lâl, sınırı aşamıyor.
Mum gibi eriyorsun, ölüyorum,
Tüm dua kuşlarını salıyorum.
Boncuk gözlerinle boş bakma anam,
Mutluluğun şiirini, bir türlü yazamadım;
Sen, hikâyesini yaz hikâyeci!
Kalemim aklımı değil, yüreğimi dinliyor;
Hep hüzünleri mi, şahlandırayım?
Özlemler doğuruyor, anılar inliyor;
Aşka kurban kimliğimle, söyle!
Sen Afrodit’in aşklara yasaklı,
Günahsız rahibesi Hero’sun.
Ben, gözlerinin maviliğinde saklı,
Aşk denizini kulaçlayan Leandros’um.
Bakışlarının derin sularından geçtim,
Gözlerinin şölenlerinde sevdayı içtim.
Ey yüz güldürmeyen hüzün lâlesi!
Ben sana koştukça, sen kaçıyorsun.
Düşmesin dedim aşkın son kalesi,
Ben otağ kurdukça, sen göçüyorsun,
Bin derdim var, bir de sen açıyorsun.
Bitti derken, döndü hüzünlü günler,
Kasvet düşlerinden uyanmadık mı?
Analar, bacılar, çocuklar inler;
Dün aynı acılarla yanmadık mı?
Sönen her ocak beni benden aldı,
Hayatın ne tadı, ne tuzu kaldı.
Balıkesir Havran’dan çıktı bir yiğit,
Mehmet oğlu Onbaşı Seyit.
Tabyasını verse de şehit,
Gömdü Ocean zırhlısını denize;
215 okkalık mermiyle olurken meyyit,
Düşmanda ne takat kalmıştı, ne ümit.
Ne hoştu muhabbet, bu saklı koyda,
Cümle yorgunlukları unutarak,
Yakamoz ve deniz, her yudum çayda;
Veda şarkıları mırıldanarak,
Mavi bir rüyadan ayrılma vakti.




-
Meryem Çelik
Tüm YorumlarGÜZEL DERİN BİR ANLATIMINIZ VAR..GÖRMEYEN GÖZLERİNİZ AMA YÜREĞİNİZİN GÖRDÜĞÜNÜ MISRALARA DÖKEBİLİYORSUNUZ TEBRİKLER..