Muhammet Bora Candan Şiirleri - Şair Muh ...

Muhammet Bora Candan

“Hakkı gel sırrını eyleme zahir,
Olmak ister isen bu yolda mahir,
Harabat ehlini hor görme zakir,
Defineye malik viraneler var.”

Ben buz mavisinden gelen kişi

Devamını Oku
Muhammet Bora Candan

O da beni sevmişti.
Eminim, zamanı geri almak bile istemişti.
O da beni sevmişti.
Eminim, şarkılarla bastırdı içindeki özlemi.
İfade edemediği çok şey vardı içinde.
Yenik düştü gurura ve kine.

Devamını Oku
Muhammet Bora Candan

Size bir şiir daha
Yazan deha.
Size sayılar dolusu dize, gelin dize, girin ize,
Hak verin bize, inanın gize
Bu dünya gerçek dünyanın finaline giden bir vize.
Fındık rolü yüklemeyin cevize.

Devamını Oku
Muhammet Bora Candan

Seni gördüm güzellik hazretleri.
İçimde bin ağaçlı bahçeler yeşerdi.
Seni gördüm gül güzeli,
İçimde binlerce yıl sürecek devrimler gelişti.
Sonra uzaklaştık birbirimizden.
Uykularım bölündü,

Devamını Oku
Muhammet Bora Candan

Ne haddime gözlerine bakabilmek,
Ne haddime adına şiirler yazabilmek…
Bakma sen, kendi çapımda yazdıklarıma,
En derin şiirim bile denk değildir bir tel saçına.
Benimkisi güneşe sıcak demek sadece.
Hiç, bir olur mu güneşin kendisiyle.

Devamını Oku
Muhammet Bora Candan

Beni sevdiğini anladı ve gelmek istedi,
Eski günlere dönmek istedi,
Ama artık yoktu bu hislerin bir önemi.
Bana olan sevgisinin farkına vardı.
Çok geç artık, ne önemi kaldı.

Devamını Oku
Muhammet Bora Candan

Neredesin aşk?
Saçlarım dağınık, sakallarım birbirine karışmış.
Bu yüzden mi kimse hâlimi bile sormamış.
Neredesin onun için kalbime diktiğim hayaller?
Hiç hâlimi sormaz oldunuz,
Acaba hoşunuza mı gitmedi dikildiğiniz yer?

Devamını Oku
Muhammet Bora Candan

Yaş ilerledi ve ben ölümü içimde yaşıyorum biçare.
Hayat da beni yaşıyor, geri aldı ne verdiyse.
Yokladı, sınadı gençliğimi; hapse attı bedenimi.
Bedenim eskisi gibi değil, sanki etmiş ölüm yemini
Yaş ilerledikçe önümdeki tüm yollar yolcu olmakta.
Bugün bir gündüzü gece yapmayı başardım, ya sonra…

Devamını Oku
Muhammet Bora Candan

İki saatlik bir sınav öncesinde ve sonrasında ne kadar zamanımızı ve benliğimizi bizden söküp almış. Bazen bir dakikada kalmış hayatın anlamı, bazen saniyeler gizlemiş tüm bir geleceği ve biz kuşlar uçmayı öğrenemeden uçacağımız yolun haritasını çizmişiz. Hayatımızın geri kalanını bazen ucu kırılan bir kaleme bazen ise bir internet sayfasına sıkıştırmışlar. Tüm bir hayat “Gözün aydın” ya da “Hayırlısı böyledir belki, üzülme’’ arasında gidip gelmiş. Kim olduğumuzu, kim olmak istediğimizi unutmuşuz. İstediklerimiz ile bizim için istenenler arasında yaşayıp kaybolmuşuz. Kaybetmişiz sevgili.

Aklımız bir otobüs olmuş gelen gidenlerle. Molalar vermişiz yorulduğumuz yerde. Hayaller, umutlar olmuş bu otobüsün benzini.Otobüsümüzden düşünmeyi çalmışlar, yolculara harcamış tüm benzini. Kendi ellerimizle itmeye başlamışız otobüsü; ama gidenlerin otobüste bıraktığı ağırlık gücümüzün yetmemesine sebep olmuş. Kimsesiz, ıssız bir yerde çaresiz yardım beklemişiz sevgili. Hüznün arkadaşı, kaderin bedduası olmuşuz. Kendimize bile fazlalık olurken “Neden, niçin’’ diye bile soramaz olmuşuz. Hayallerimiz fazlalık olmuş bu hayata, yenilmişiz. Bu hayat fazlalık olmuş yaşantımıza; elimizi taşın altında koydukça ellerimiz kirlenmiş ve bu hâlimize dert dertlenmiş, üzüntü üzülmüş sevgili.

Zifiri bir gecenin ortasında açılan ışıklarda gündüzü bulmak gibi birbirimizi şarkılarda bulmuşuz sadece. Kendimizi kandırdıkça ruhumuzun burnu uzayıp durmuş da kimse görememiş. Savaşa girmişiz, yaralar almışız. Savaşta kazanan savaşın kendisi olmuş. Ağaçta asılı iki meyveymişiz, birimiz güneşi selamlamışız birimiz yaprakları... Ellerimiz kavuşmasın diye ellerimizi tutmuşlar; yine bu Ramazanda tutulan değil tutan kazanmış. Gerçekleri söylüyoruz diye sözümüzü kesmişler; yine bir Kurbanda kesilen değil kesen kazanmış. Hayatın yönlendirdiği gibi yaşamayı öğrenmişiz, hayatı yaşamımıza göre yönlendirememişiz. Bizi bizden söküp almışlar sevgili.

Devamını Oku
Muhammet Bora Candan

Orta Doğu mavi kelebeğin doğduğu nehir.
Kendi coğrafyasında bir garip misafir.
Kendi lokmasını izinle ağzına götüren bir millet.
Orta Doğu basit bir eşya, Birleşmiş Milletler zilyet.

Nükleeri olan ülkeler taş atan insanlardan korkarlar.

Devamını Oku