Sen gidince,
Sustu içimde bütün şarkılar,
Adın kaldı dilimde,
Geçmiyor bu yaralar.
Seni andım her gece.
Meğer en büyük yalnızlık;
Hayat bir şeylere hep gebe ama ne doğuracağını bilemez kimse.
İç sesimin kulakları sağırdır, konuşur sadece.
Geleceğimdeki benle adımladım şimdileri.
Sonsuzluğun atomunu parçalayıp yazılar diktim.
Ben bana ne kadar sahiptim?
Geçmişim benliğimin kaçta kaçına sahipti?
Geçsin bunları o.
Seven insanın
Sevdiğini kaybetmekten başka korkusu olur mu?
Onu seviyorum,
Bakın onu kaybetmek, korkularımın bile korkusu.
Düşüncelerim yaşlandı beni bu hâle düşürmüşken.
Beni rahat bırakın.
İçimi içime sığdırmam gerek,
Hem içim içime sığmıyorken,
Nasıl olur da dışıma sığarım?
Nasıl olur da kabımda durabilirim?
Benim çiçekler koklamam gerek.
Evimin bahçesinde
Bir beyaz gül vardı.
Her ilkbaharda
Bembeyaz güller açardı.
Bir gün,
Bahçeye gelen bir bahçıvan
Sesim gidiyor,
Nefesim de,
Bakışlarım…
Ölüyorum...
Denizin en ortasındayım
Ama yanıyorum.
Bilmezsin,
Belki hiçbir zaman bilemeyeceksin.
Senden sonra ben de gözyaşı döktüm,
Sensizliği düşündüm
Ve düşündükçe ürktüm.
Belki, sen beni unuttu sandın,
Bir bahar akşamı çat kapı gelsen mesela
Kokunu getirsen ötelerden
Ve ellerini uzatsan yaralarıma.
Sonra hiçbir şey olmamış gibi,
Sanki hiç canımız yanmamış gibi,
Sanki sen benden hiç gitmemişsin gibi,
Sana anlatıyorum kendimi.
Ey kara sevdaların nurlar saçan annesi.
Ey en büyük aşkların çilesi.
Başka bir dünyada yine çıkacağım karşına,
Ne olur tut ellerimi.
Bugün tuttuğun gibi.
Düşünebiliyor musun,
Seni her şeyden çok seven bu adam:
Bir başkasıyla yuvasını kuracak.
Geceleri kalkıp bir başkasının üzerini örtecek.
Bir başkasıyla yıldızları seyredecek.
Gördüğü rüyaları,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!