Kapının kapanma sesi hâlâ evin içinde dolanıyor,
perdeler yerinden kıpırdamıyor
ama rüzgâr yok,
yalnızca yokluğun ağır nefesi var odalarda.
Senin bıraktığın fincan
Giderken sessizdi,
Ne bir veda, ne bir bakış bıraktı.
Ben hâlâ oradaydım, olduğu yerde zamanın,
Oysa o çoktan geçmişti benden.
Bir fincan soğuk kahve gibi kaldı anılar,
Bir veda cümlesi çınladı içimde,
Sesin, duvarlara çarpıp döndü geri.
Bir boşluk kaldı ardında sadece,
Ne adın, ne yüzün… sadece sessizliği.
Penceremden baktığım her sabah,
Gidiyorum, Ama Kalarak"
Affet,
Bu gece kalbimi susturmaya çalıştım.
Sesin çınlıyordu hâlâ odamın duvarlarında
Gözlerin…
Ben senden gitmedim,
Sadece kaldığın yerde duramadım artık.
Bir yolun ortasında,
Adını kalbime sarıp yürümek zorunda kaldım.
Gözlerine veda edemedim,
gitmem gerek…
çünkü sustukça eksiliyorum içimde
ne bir selamın kaldı ne bir sitemin
yalnızlık bile seni arıyor gecemde
gitmem gerek…
Bir sabah, aynaya baktın dalgın,
Saçında bir tel, geceden kalma bir düşünce.
Tanıdık geldi kendine bakışların…
O bakan ben değildim.
Bir kafede oturuyordun tek başına,
Kimse duymuyor artık içimin çığlığını,
bir yankı gibi dönüyor duvarlardan…
Konuşmuyorum,
çünkü kelimeler de yoruldu artık
anlatamadıklarımdan.
Ağlamak bazen bir çığlık değildir,
Sessizliğin içinden sızan ince bir sitemdir.
Söylenemeyen kelimelerin en çıplak hâlidir,
Bir damlada saklıdır, bir ömrün kırığı.
Her gözyaşı bir yol bulur kendine,
gülüşün…
cennet manzarası gibi
öyle uzaktan bakılacak
ama dokunulmayacak kadar kutsal
ben seni en çok




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!