Bir gün gidersen benden önce
Yıkılmam sanma, taş kesilirim
Ama ağlamam, sessiz kalırım
Sadece kokunu saklarım yastığımda
Belki kıyamam seni toprağa vermeye
Günler, omuzlarımda taş gibi birikir,
geceler ise içime çöken en ağır gölge olur.
Nefes almak bazen bir alışkanlık gibi sürer,
ama her nefes, biraz daha eksiltir beni.
Kendime katlanmak,
Sen gittin…
Arkana bile bakmadan,
Ben bin parçayla kaldım yerimde,
Ve hiçbirini tutacak elim kalmamıştı artık.
Söylemedin bile “bitti” diye,
Ben sana rastladım mı? Rastladım bir gün
Kalabalıkların içinden geçerken
Durup sesini koydum içime
Bir ömür yetmezmiş gibi dinledim
Ben sana bağlandım mı? Bağlandım elbet
Bir kıyı gibi alıştım yalnızlığına
Bir akşam olur da sessizlik çöker
Sokaklar yavaşça boşalırken
Pencerenin önünde dalıp gidersen bir an
Beni hatırla
Ben o saatlerde
eski şarkılar gibi kırılırım içimden
Gün, gri bir sessizlikle açıldı.
Pencere kenarında duran fincanda
soğumuş bir kahve,
masanın ucunda yarım kalmış bir cümle…
Her şey yerli yerinde,
yalnız sen yoksun.
"Gelmeyeceğini Bile Bile"
Gelmeyeceğini bile bile
her sabah seni bekliyorum,
eski bir alışkanlık değil bu,
bir umudun enkazında kalakalmışlığım.
bir sigara daha yaktım, dumanı sen kokuyor
gittikçe eksiliyorum — her nefeste biraz daha az
bir cümlenin sonuna bırakılmış nokta gibiyim
senin susuşlarında kaybolan kelime…
gözlerin… hâlâ duruyor zihnimde
Masamın en sessiz yerinde duruyorsun,
zamana meydan okuyan o ince kâğıtta.
Gözlerin hâlâ aynı bakıyor,
ama ben artık o bakışların
yüzünü döndüğü adam değilim.
Sabahları artık bir başlangıç gibi gelmiyor,
daha çok
yarım bırakılmış bir cümlenin
yeniden okunması gibi.
Uyanıyorum,
ama içimde uyanan bir şey yok.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!