Ben bir gün gidersem senden önce
Ne adımı an, ne arkamdan ağla
Yalnızca gözlerini kapat sessizce
Ve hatırla, nasıl baktıysam sana
Bir çiçek al koy başucuna
Ben gitmek zorundayım kadınım.
Bunu ne bir film gibi düşün,
ne de yarım kalmış bir roman gibi...
Bu, bir tren düdüğü gibi keskin,
bir asker postalı gibi soğuk,
bir mecburiyet kadar suskun bir gidiş.
Ben gittim…
Arkamda, kapatılmamış bir defter,
tamamlanmamış bir cümle,
ve içine yarım bırakılmış bakışlarımı bırakarak.
Sen kaldın…
Pencerene vuran her yağmur damlasında
beni hiç görmedin, değil mi?
o kalabalığın içinde
sana en sessiz bakan bendim oysa.
bir adım atsan,
dünyamı önüne sererdim,
ama sen hep
Bütün kelimelerimi yanına taşıdım,
harflerin gölgeleri bile sana bakıyordu.
Her hecede biraz titredim,
her nefeste sana yaklaşmak istedim.
Sen,
kulaklarında başka rüzgârların uğultusunu taşıdın.
Ben sana rastladım mı? Rastladım bir gün
Hem de hiç beklemediğim bir anda
Birden değişti içimdeki bütün yollar
Sanki dünya başka dönmeye başladı
Ben sana bağlandım mı? Bağlandım elbet
Sesin gecelerime karıştı önce
Ben her şeyi seninle hayal ettim,
Geleceği, bir evi, bir gülüşü…
Sen ise, beni hiç bilemedin.
Adımı duydun belki, ama yüreğimi hiç okumadın.
Bir seni sevdim,
Sen hiç benim olmadın,
Ama ben seni hep kendimden saydım.
Bir ismin vardı dudaklarımda,
Ama o isim hiçbir zaman bana bakmadı.
Herkes geçerken kalbimden,
beni sevme…
çünkü severken mahvederim kendimi
her bakışında biraz daha kaybolurum
ve sen farkında bile olmadan
ben gözlerinden düşerim usulca
Beni sevmeyişine alışamadım, Senyorita…
yağmurlu bir akşamüstü, Kordon boyu kadar ıslak
bir söz gibi duruyor boğazımda.
Sokak lambaları titriyor,
sigaram erken sönüyor,
rüzgâr, cebimdeki yarım mektubu karıştırıyor.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!