gölgesi bile yırtar geceyi
sesinin tınısı…
bir çan patlaması gibi beynimde yankı
duysam korkarım
duymasam yokluğuyla başım döner
adını içimden geçirdiğimde
Gecenin en sessiz yerinde
adını fısıldıyorum,
cevap yerine karanlık çoğalıyor.
Duvarlar daha da yakınlaşıyor üstüme,
sanki odanın içindeki hava
senin yokluğunla ağırlaşıyor.
Sana gülen yüzlere bakma öyle,
o ben değilim.
Gözleri ışıkla dolu,
adımları dünyaya ait olanlara kanma;
benim yolum,
gölgelerin arasından geçer.
kapıyı kapattım,
ve dışarıda kalan her şey
birden yabancılaştı.
sanki bu oda
tek tanıdığım yer artık.
Ölümle yan yana oturuyorum bu akşam,
masada iki kadeh var;
biri bana,
biri ondan önce gidenlere.
Sessizlik, ekmeğin tuzu gibi,
her lokmamın arasına sinmiş.
Ömrümüz tükeniyor, senyorita…
Bak, mevsimler değişiyor penceremde,
sonbahar yaprakları yavaşça terk ediyor dalları,
tıpkı bizden kaçan yıllar gibi,
ses etmeden, iz bırakmadan,
yalnızca rüzgârın hafızasında kalarak.
Gözlerime bakıp gülümsüyorsan,
ama içimdeki yarayı görmüyorsan,
o sen değilsin.
Ben seni,
bakışınla bütün fırtınalarımı dindirdiğin günlerden hatırlıyorum.
Öyle bir zamanda çık gel ki
Bütün kuşlar gelişine şiirler söylesin
Bütün kavuşamayanlar umutla dolsun
Öyle bir zamanda gel ki
Yeniden ömrüme bahar gelsin
Hiç gitmemişsin gibi gel
Aynı gökyüzüne bakıyorduk,
Ama sen başka yıldızları diledin hep.
Ben seni düşledim gecelerce,
Sen benden habersiz uyudun.
Kalbim sana her gün biraz daha bağlandı,
Kimse bilmedi seni nasıl sevdiğimi,
Ne annem… ne dostlarım…
Bir sen, bir ben,
Bir de yağmurun ıslattığı o akşam…
Saçların yüzüne düşmüştü,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!