Hiç başlamamış bir hikâyenin
en çok sonu acıtırmış...
Biz hiç “biz” olamadık,
ama ben hep senli yaşadım.
Ben seni,
Sen gittin…
Öyle sessiz, öyle zamansız…
Bir veda bile etmeden
İçimde fırtınalar bırakıp
Çıktın hayatımdan.
Sen gülüyordun bir başkasına,
Ben içimden çökerken izliyordum seni.
Gözlerim seni izlerken parlıyordu,
Ama içimde karanlıklar büyüyordu.
Ne zaman gözlerin başkasında dursa,
Önce suskunluklar başladı aramızda
Kelimeler küçüldü, gözler kaçtı
Sonra bir gün fark ettim
Sen hala yanımdaydın, ama çok uzakta
Dokunduğun omzuma bile yabancıydım
Beni sevmediğini,
hiçbir zaman sevmeyeceğini bildiğim anlar var...
O anlar—
gökyüzüne bakarken anladığım şeylerle aynı:
bu sonsuzlukta
ne kadar küçük ve ne kadar çaresizim…
Susmayı öğrendim
Çünkü konuşsam
Adın dökülecekti dudaklarımdan.
Ve ben,
Artık seni anmamakla
Sana ihanet etmediğime inandırdım kendimi.
Kaderin adı sen olduktan sonra
hiçbir yol götürmek istemedi beni uzağa…
Oysa ben seni unuturum sanmıştım,
her sabah biraz daha eksilerek.
Kaç zamandır kabuk bağlamıştım
Hiçbir sevda acıtmıyordu artık
Ta ki adını duydum bir an
Ve içimde bütün yaralar açıldı fark ettirmeden
Bir damla gözyaşı gibi akıyorsun içime
Birlikteydik belki,
Ama sen yoktun.
Yanımdaydın ama uzaktaydın,
Kalbimdeydin ama hissizdin.
En kötüsü neydi biliyor musun?
Ben seni unutmuyorum kadın,
unutmak ne kelime —
bazı akşamlar hâlâ adını ısıtıyorum ellerimde,
bir bardak çayın buharına karışıyor sesin,
ve ben içtikçe daha çok yanıyorum.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!