Ne geçmişim ne gelecek
Herşey olur zehir zemberek
Her şey sacılır bilinen gerçek
Görme geç körler sağırlar diyarı
Bir köşede dur seni kim dinleyecek
Ezildi ruhum adalet nedir bilmeden
Karanlık emdi göğü Ötüken sustu kaldı
Elli yıl boyunca Türk esir bir uruk oldu
Çangan'ın sarayları Hakan soyunu aldı
Bozkurtların yurdunda ulu feryatlar doldu
Tekbir sesleriyle bir fırtına koptu
Bir parlak çıranın titrek ışığı bitti
Bozkurtlar ordusu ovayı bir an yuttu
Tarihin kalbinde o gün ıslıklı bir oktu
Vakit geç değil artık, sökülsün şu şafaklar,
Yüreğimiz bir vursun titresin tüm vicdanlar.
Her aşk bir yara açar kalpte ki izi derinmiş,
Lakin vatan sevdası, gökten yere inenmiş.
İnsanım, ne alır senden bu fani dünya?
Toprağa düşerken her nefes, son bir rüya.
Suretin solar, Azrail inse gökten;
Canından başka ne kalır, bu telaşlı öyküden?
Yara sızlar, ok değmiş gibi derinden
Burada bir vebal var
İçimde mahzun ve horlanmış kor var
Ey kafkasın Aslan yeleli kurdu
Duy işit sana bu son nasihatı!
Hâzır ve nâzır ol gelip olmaya
Gel denildiğinde
İlk fısıltı yayılmadan Uyan! Sonra deme ne oldu?
Yüzler soldu, binler göçtü, sesler derince kısıldı.
Zulüm sağanak olup yağdığında, kim dur der ki bu sele?
Emeğin değerini, fikrin gücünü o an anlarsın, her ne ise.
Maçka'nın yamaçlarında on beşli bir bahar bir can,
Gözlerinde vatan aşkı, yüreğinde coşkun bir kan.
Bir haberle koştu Eren; dağların yoluna düştü,
Karanlık pusuya rağmen, kahramanca iz düştü.
Hayat bir tuvaldir, renktir desen desen
Her fırça darbesi bilemezsin nereden.
Bazen aydınlık, bazen gölgeler içinde
Bazen olmaz ne desen, her şey gönlünce.
Ben diyen yürekte sönük bir ışıltı
Biz diyen gönüllerde birbirine köprü parlak bir ışık
Bir köşede tutuşur bir adımda durur
İlk davul Kafkasya da vurur, Sonrasında Anadolu durur
Gözlerim dalga, sesim gök bayrak gibi çınlar
Anadolu'dan esen Meltem, Kafkaslar da Leyla'yı görür




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!