Bir ses gelir, bir kafes,
Düğümlenir içimde çıkmaz nefes.
Altın olsa, parlak olsa da,
Bülbüle yine de bir kafes.
Gönül ister özgür uçmak,
Ver kıymetini al özünü
Tut sözünü bul özünü
Vermezsen bağ verirmi üzümü
Yakamazsın ateşte ki közünü
Dön bak aynaya gösterir yüzünü
Kaldık İki arada bir derede rüzgarla yarışan adımlarla
Yandık iki ateş arası içimizde ki cam kırıkları arasında
Yok oluşa yakın bir hüzün; ama irade daha sert yanar
Bir ortak yol bulamadıkça, kırık aynalar parlar
Çift dikiş mi olsun? Hem oradan hem buradan
Adsız sevdanın şân'ı var adı yok
Sensiz cihân'ın tadı da yok
Râm oldu sevdan özdesinde
Belik gibi işlenmiş nişan var gözdesinde
Özüm de gözümde sana füsundur
Cihân'ı aşk olmuş sevdamız âlemde efsundur
Hatırlarım evvel zaman, o sessiz son geceyi,
İki küçük kol düğmesiyle biten bir aşk hikayesini.
Şimdi ayrı yola savrulduk, yıllar götürmüş bizi,
Gülpembe'nin, simsiyah bir dönencede gözyaşının izi
Göklerin öfkesinde yankılanır zincir sesleri,
Taciz rüzgârı eser, Trump'un parmakları tarih yazar,
Maduro'nun petrol gözyaşları akar Caracas sokaklarında
Zincirli first lady, kırık bir taç gibi sürüklenir karanlıkta
Grönland'ın buzları erir hırsın kızıl ateşinde,
Bir vatan uğruna döküldü nice kan,
Toprak titredi, şahit oldu tüm dünya
İstiklal meşalesi hep yanar sönmez bir an,
Bu millet ayağa kalktı, yüreğinde iman.
Sancak düşmedi hilal küsmedi asla,
Bir Kırım ardından yurt oldu Ergenekon,
Gök yas tuttu, kılıç yarasından sızdı kan.
Dört yüz yıl bir Umutla fısıldadı her bir can,
Hem sığınak oldu o vadi, hem demir bir zindan.
ERGENEKON’UN VARİSLERİ
Demir Dağlar eridi yol verdi hürriyete,
Türk’ün şanlı mührünü vurduk biz medeniyete.
Korku nedir bilmedik, baş eğmedik zillete,
Şafak vakti uluyan Kurtun izi bizdedir.
Ey göğün bağrındaki Ay Yıldızın nuru, gitme,
Güneşi türbedar kılıp, sönmeyi kastediyorsun, etme.
Yedi iklim dört bucak seninle buldu huzuru,
Kendi yurdunu kendine gurbet ediyorsun, etme.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!