Hatırlarım evvel zaman, o sessiz son geceyi,
İki küçük kol düğmesiyle biten bir aşk hikayesini.
Şimdi ayrı yola savrulduk, yıllar götürmüş bizi,
Gülpembe'nin, simsiyah bir dönencede gözyaşının izi
Göklerin öfkesinde yankılanır zincir sesleri,
Taciz rüzgârı eser, Trump'un parmakları tarih yazar,
Maduro'nun petrol gözyaşları akar Caracas sokaklarında
Zincirli first lady, kırık bir taç gibi sürüklenir karanlıkta
Grönland'ın buzları erir hırsın kızıl ateşinde,
Bir vatan uğruna döküldü nice kan,
Toprak titredi, şahit oldu tüm dünya
İstiklal meşalesi hep yanar sönmez bir an,
Bu millet ayağa kalktı, yüreğinde iman.
Sancak düşmedi hilal küsmedi asla,
Bir Kırım ardından yurt oldu Ergenekon,
Gök yas tuttu, kılıç yarasından sızdı kan.
Dört yüz yıl bir Umutla fısıldadı her bir can,
Hem sığınak oldu o vadi, hem demir bir zindan.
ERGENEKON’UN VARİSLERİ
Demir Dağlar eridi yol verdi hürriyete,
Türk’ün şanlı mührünü vurduk biz medeniyete.
Korku nedir bilmedik, baş eğmedik zillete,
Şafak vakti uluyan Kurtun izi bizdedir.
Ey Türk Genci, avcunda kor bir alevdir vatan,
O alev ki Cumhuriyettir, ufkunda parlayan.
İlk vazifen, rüzgâra siper etmektir o canı,
Sonsuzluğa taşımaktır o kutlu sancağı.
Sanma ki uyur düşman, o zehirli sarmaşık,
Bir kelime doğar Erzurum’da,
Akşam olur Bakü’de uyur.
Sabahleyin Kırgız dağında uyanır,
Öğlen Almatı’da çay olur.
Gök girsin damarımıza, Tanrı Dağı’ndan aksın,Kızıl çıksın alnımızdan, Altay’dan Kafkas’a yakılansın
Bozkurt uluyup çağırır, Orhun’dan Tuna’ya kadar, Bir ses, bin yürek titretir: “Türk var, Türk gelecek asırlar!”Sözünden dönenin Kızıl çıksın, çıksın kızıl, çıksın Türk’ün şânı o damarın da ki kanı, Canlansın yüreğinde ki geçmişten gelen şânı!
Kazak bozkırından Anadolu’ya,Azerbaycan dağından Kırgız obasına,Özbek bahçesinden Türkmen çölüne, Bir ezgi yükselir: “Gök Girsin Kızıl Çıksın” diye!
Bilge Kağan’ın yazısı, Kaşgarlı’nın sözü,Yusuf Has Hacib’in öğüdü, hâlâ yürekte közü. Dede Korkut destanı, Manas’ın nefesi,Alp Er Tunga’nın kılıcı, hâlâ elimizde nefesi. Geri durur mu hiç Gök demiri, şimdi oldu mu Gök Kalkan Çeliği?
Gök girsin Bakü’den, kızıl çıksın Karabağ’dan, Gök girsin Taşkent’ten, kızıl doğsun Semerkant’tan!
Felaket iner gök, yıldırımlar kor
Kıtlık zincir örer, yeryüzü mahzun hor.
Gözyaşı çağlayan, dağlar haykırır
Korku sarmış kalbi, insanlık titrer zor.
Şehir ışığından kaçar, döneriz başı göğe,
Derin bir karanlıkta, ruhumuz iner dibe.
Yıldızlar, bulutsular, parlar uzak ve yakın,
Görkemli büyüklükte küçücük kalır aklın.
O an dolar içimize minicik bir hüzün,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!