Bu körpe karanlığın
En hoyrat uçurumudur bu yalnızlığım
Dengi olmayan bir baharın yapraklarını döker
Her mevsim
Yerlerde çıtırdayan kuru dalların imtihanı olur
Düşmek ki öyle kaf dağı değil
İçten içe yanık bir lav gibi
Gecenin sancılı soğuğuna
Sabahın sızlatan aydınlığına
Bir kalbin sızısına düşmek
Gün gelir de adımlarım eksilirse
Adın bir köşeye gizlenirse
Kalbimde ara
Ordadır
Gün gelir de ellerim sana değilde
Bastonlara yaslanırsa
Biz düştük
Onlar düşündü uzaktan
Büyüttük kabuğuna sığmadık dünyanın
Kayıp bir şehir gibiydi içimiz
Biraz bakımsız biraz dağınık
Düştüm
En ağır soluklardan
Sırtımda binlerce bıcak kesiği
Göğsümde cam kırıklarıyla düştüm
Bilmezdim düşenin dostu olmayacağını
Yaşamak ayaktayken manalıymış demek ki
Boyverin sağanak sağanak
Gönlümün serpe serili yollarına
Kırlangıçların uğramadığı bir diyarım
Yarık yüreğimin kanlı surlarına
Çalın rahmetin avuç avuç merhemini
Serin sık olsun seccadeler
Duvardan çatıdan evler
Çerçevesiz gün yüzünden mahrum
Kapısında altından prangalar
Açılası yok kimselere
Bir o kadar da mağdur
Kalem tutmamış duvarları masmavi gökyüzüne
Kuşkusuz zaman iki makas arasında
Akrep ve yerkovan
Gözden uzak bir saniye
Dönüyor farkında olunmadan
Çarşıyı pazarı almış beyazlar
Serpişmiş ağaçların üzerine kristal
Bir başka zamandan seyrediyoruz hayatı
Akrebin edepli yerkovanın masum yüzünü görmüşüz
Saniyelerin telaşlı dönüşlerinde
Meğer ki ömrü bir çembere gömmüşüz
Dursada zaman yaşıyormuş ruhlar kefende
Başarılar, sevgili kardeşim.