Rüzgâr hep böyle acıklı esmezdi ki,
Kulağıma ayrılığın şarkısını fısıldamazdı ki,
Hüzün basmazdı bu sokağı
Hiç...
Vakit ne bilmiyorum,
Herşey eskiden de böyle miydi
Ayşegül Abla?
Anneme ne çok benziyor gözlerin.
Bilmezsin sen ne biçim bir çocuktum ben?
Ne biçimdim küsünce?
Ne biçimdim başımda bir gece , bir yığın yıldız dolaşıyorken
Bir kadın gördüm,
Hüzün giymiş üzerine,
Gözlerine bulutları doldurmuş.
Yağmuru yağdırdı yağdıracak.
Elleri sıkılmış,avuç içleri terlemiş.
Belli ki yaralanmış,
Bir bağ bozumundan,
Eylül akşamından,
Yürek sararmasından,
Yaprak dökümünden
Çıkıp gel.
Akşam güneşi vuruyor Porsuk Çayı üzerine ufukta,
Ve ben herşeyi unutuyorum,
Yeniden seviyorum.
Yeniden yaşadığımı hissediyorum.
Tütünün dumanına karışıp gidiyor
bütün efkarlar.
Bir kış var içimde ısıtamadığım,
Bazı zamanlar ayaza kesiyor.
Tir tir titremedeyim.
Biraz yaprak dökümü
Biraz kardayım.
Ortalık yerde diyemem
Belki de bu bahar seni ayrı
Beni ayrı oynatıyor,
Bana neler fısıldıyor bi bilsen?
Seni bana beni sana hatırlatıyor,
Biz sevgili olduysak bahardan,
Kulağımda kuş sesleri,
Bugün bahar ve bugün
Birkaç çiçeğim daha meyveye durdu.
Kokmayan çiçeklerim kokmaya,
Yeşermeyen dallarım yeşermeye başladı.
Ne bahar bundan haberdardı,
Ne de sormadan geçip giden günler.
Baksana güzel kız,
İçim bir hoş oldu sana.
Biraz kelebek,biraz kuş,biraz çiçek bastı ortalığı,
Bir baksana bana,
Şöyle bir alıcı gözle.
Gönlüm perişan şu an,
Kim demiş bahar gelmez diye?
Kim demiş o ağaçlar bir daha çiçeklenmez diye?
Senin aşkınla sulanınca bak nasıl da yeşeriyor
çorak topraklar.
Mine Yılmaz Sevinç




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!