Yok bu rüzgar böyle esmemeliydi,
Hep beni vurmamalıydı fırtına.
Tanrım neden sokaktayım?
Neden kaldırımlardayım?
Gecenin bu saatinde
Fırtınanın ortasında.
Yılmaz sevmiyordu Gülfem'i,
Tarık'ın sevdiği gibi.
Tarık'ta Hülya'ya aşık değildi hani.
Gülfem'i babası zorla,
İki inek parası karşılığında vermişti
Yılmaz'a.
Taş diyip geçme,
Bir olur sabır taşına dönersin,
Bir olur ilk taşı içinizde ki tek günahsız atsın denilen taş olursun.
Bir bakmışsın taş yürekli olmuşsun,
Yüreğin taş,
Dokunamıyorsun hiçbir şeye.
"Bir taş ustası
Ve
Kelimeleri arka arkaya ahenkle dizebilen, güzel cümleler yazabilen
Bir insandan geriye ne kalırsa o kalacak" dedi,
Ve ekledi,
"Keşke taşlar
Taş ektik taş üstüne,
Bekledik çim bitsin diye,
Ellerin ellerin pis içinde.
Tepeler kum yığını,
Şehirler biraz ışık,biraz insan
Rüyamda tavla oynuyorduk,
Seninle.
Ben taşını kırdım,
Sen öptün beni.
Ben mızıkçılık yaptım ,
Sen bağırdın,
İki kelam deyip geçme,
İki kelamla başlar herşey,
Kelamdan geçer aşkın yolu,
İki kelam bir tebessüm ettirir.
Mine Yılmaz Sevinç
Ne uzun mektuplar yazabilirim,
Ne de uzun şiirler,
Ne laf kalabalığı ister gönül,
Ne kelime üstüne kelime,
Ne gitmeni aslında.
Sen gitme ben de yazmayayım.
Suskunluğum şarkılar kadar,
İniltilerim sokaklar boyunca,
Yanlış giden birşeyler var,
Ama nerede?
Bende değil.
Gizlenmiş uykular görüyorum yastık altında,
Sabah saatlerinde hayatı dinlemek,
Gürültünün içindeki sessizliği çekmek
Ya da sessizliğin içindeki bağırtıları duymak...
Güneş bile sızlanıyor bazen doğumundan,
İç çekmekten başka birşey yok...
İki kelimeyle konuları kapatmış görünsekte,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!