Bir dağ sensin, bir dağ ben,
Çok uzağız be gülüm.
Aramızda akan derelerin,
Açan çiçeklerin haddi hesabı yok.
Böyle uzaklığa can kurban
Senin yamaçlarında ne var bilirim,
Hangi acı durdurmuş ki dünyanın dönüşünü,
dönmüyor mu için kan ağlasada?
Geceyle gündüz kovalamıyor mu birbirini?
Gezegenler yörüngesinden mi çıkmış,
derde bandığımızda gözyaşımızı?
Ne değişmiş ki
Vagonun penceresi
Perdesi çekili,
Güneş bilmem nerede,
Ben nerede?
Soluğu tükenmiş yaseminlerin,
Nergislerin boynu bükük...
Vazgeçtim senden.
Penceremde ki menekşenden,
Plaktaki şarkından,
Sazımda ki notandan,
Vazgeçtim.
Mısralarımı söküyorum,
Aşktan vazgeçtiğimin resmidir bu Kasım,
Biliyorum artık son demindeyiz ömrümüzün,
Hiçlikler üzerine hiçlikler eklemişiz bilmeden,
Samana saplamışız yüreğimizin çatalını.
Şarkılar çalınıp duruyor sağda solda
Şiirler yazılıyor günlük ama kime
Bir mızraplık canım kaldı, çal gitsin,
Vur tellere.
Çağlasın aşkın şarkısını,
Başlasın raks,
Kesilsin nefesler,
Titresin yüzün,
Baharsam sana, dalımı kırmak nedir?
Gün eksiliyorsa yanımdan,vuslat nerededir?
Bir yağmur bulutu olmuşsa içimiz,
Yağmalıydık belki ansızın,
Nereye canımız isterse?
Biz yağamadan kalan bulutlardık...
Mine Yılmaz Sevinç
Yağmurun elleri kirli, yüreği paslı,
Sanki birileri ondan önce kirletmiş havayı.
Temizlemeye yetmiyor gücü.
Bir el atsak...
Mine Yılmaz Sevinç
Çisil çisil yağan bu yağmur eğer ikimize birden yağmadıysa,
Yağmurda haksız...
Şimdi şiir geçiyorken sözlerimden satır satır, sen bir harfini okuyamadıysan,
Gözlerinde haksız...
Üşüyorsan, için ürperiyorsa durmadan, alışamadıysan gittiğin yere,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!