Ben,
Aklımı peynir ekmekle yemişim,
İlk değil derin derin iç çekişim,
Hiç sevmemiş, hiç sevilmemişim,
Önünde duruyor gelmişim ve geçmişim,
Kendimden de geçmişim,
Doğumumla düştüm gurbet ele,
Kim bilir sıla nereye düşer,
Kim bilir aile ocağı nereye?
İnsan değil miydim sanki bende,
Neden bu kadar hasret,
Neden bu kadar çile?
Söküp attım içimden,
İçimdeki pisliği bir seferde,
Bir seferde yandı ömrüm,
Yandı ömrüm ben içimdeki pisliği atmadan önce.
Sürmedim sefasını dünyanın,
Dünya dedikleri bir han ve insanlar yolcu,
Kim alacaklı ve kimin kimde kalır borcu?
Her gelen gitti dünyadan kalmadı hiç kimse,
Ölmem diyen zalimler bu gerçeği bir bilse.
Savruldum,
Ve yağmuru beklerken çölümde,
Bilmediğim ateşlerde kavruldum.
Ömrümce,
Ne umduğumu buldum
Anlamsızlaştı hayat.
Birden bire oldu her şey.
Birden bire olduğunu sandık,
Kendimizi kandırdık.
Tüm anlamlar kayboldu birden bire,
Yeryüzüne düştüm…
Gökyüzünün nazlı evladıyken
Ve anne kucağında uyuklarken henüz,
Tatlı düşlerimde savrulurken büklüm büklüm,
Yok iken yazgımda hiçbir pürüz.
Yer kürenin çekimine mahkûm edildi bedenim,
Elbette benim de diyeceklerim var,
Ömrü bir gün olan kelebekler kadar,
Bende yaşadım,
Bende gördüm,
Bende var oldum
Benim de bazı günlerim zindan oldu,
Yağmalanmış hayallerin mahkûm maliki,
Müebbet ıssızlık sürgününün kaçıncı devrindesin?
Bitmeyen bu gecenin sahibi kim ola ki?
Sabaha çıkarmayan yazgının soğuk ellerindesin.
Daha dün umutları cebinde bir çocuktun,
Gafletle yürürsün dar sokaklarda,
Adın rüzgâra yazılmış ruhun narda,
Bir gün ansızın susar tüm adımlarda,
Uyanırsın düşten düşünce derin yarda.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!