Sevda ikliminin çöllerindeyiz gülüm,
Ne yazımız belli oluyor,
Ne bahar, ne de kışımız.
Yalnız bir çöl ki uçsuz bucaksız,
Ve sonsuz gibi görünen,
Kum ve güneş acılarımız.
Herkesi mutlu edemezsin,
Birileri muhakkak kırılır,
Birileri muhakkak küs kalkar masadan,
Herkesi mutlu edemezsin.
Hayat dediğin,
Depresyona girmişsin,
Uyku nedir bilmiyor,
Hiçbir şeyden zevk almıyormuşsun.
Anlamıyorum seni
Ya da depresyona girmiş herhangi birini.
Beden eğitimi hocası eşofman istiyor,
Bir de spor ayakkabı,
Resim hocası resim defteriyle guaj boya,
Müzik hocası flüt
Ve müdür yardımcısı kömür parası.
Okul aile birliğinin aidatını da veremedi babası,
Bir gün gökyüzü düşse avuçlarına,
Toz diye sakla anılarına
Ve her daim hatırla
Her parıltı,
Matemidir bir yıldızın ulaşan dünyaya.
Senin adını anmak,
Dilimde eski bir yarayı kanatmak,
Tekrar yaralanmak,
Yanmak, kanmak ve aldanmak gibi,
Geçmeyen bir sızı,
Her zaman yeri belli bir boşluk misali…
Üzülme düştüm diye,
Düşmeden öğrenemezsin yürümeyi,
Yürümeden gidemezsin uzaklara
Ve ancak uzaklar öğretir sevmeyi…
Yaralarının kanamasına aldırma,
Doğumumla düştüm gurbet ele,
Kim bilir sıla nereye düşer,
Kim bilir aile ocağı nereye?
İnsan değil miydim sanki bende,
Neden bu kadar hasret,
Neden bu kadar çile?
Söküp attım içimden,
İçimdeki pisliği bir seferde,
Bir seferde yandı ömrüm,
Yandı ömrüm ben içimdeki pisliği atmadan önce.
Sürmedim sefasını dünyanın,
Dünya dedikleri bir han ve insanlar yolcu,
Kim alacaklı ve kimin kimde kalır borcu?
Her gelen gitti dünyadan kalmadı hiç kimse,
Ölmem diyen zalimler bu gerçeği bir bilse.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!