Ömrümün sonbaharlarından devşirdim bu ıssızlığı,
Felek terekesinden miras aldım bu sessizliği,
Hiçbir mekâna ait olmayan bu yersizliği,
Kardeş eyledim kendime kimsesizliği
Ve her yaprak düştüğünde bir yerim daha dondu,
Şirin ömrüm soğuk bir yetimhaneye döndü.
Beynelmilel bir sızı yüreğimin tam ortasında,
Köleymişim de sanki erememiş ömrüm kurtuluşa.
Ziyan olup gitmişim gibi sanki,
Herkes cama dönüşmüş de
Isınarak sevgiyle,
Biliyorsun,
Hiç dokunmasan kanamayacak,
Kanmayacaksın da,
Biliyorsun işte.
Yangınım yalnız beni yakıyorsa,
Uyanmak olmasa en derin uykulardan,
Uykusuz bir gecenin ardından,
Sabah sabah.
Ağlamak olmasa bir yaprak yere düştüğünde,
Ya da bir çiçek öldüğünde,
Biliyorum,
Sen beni öldüreceksin.
Bir gün yapacaksın bunu.
Yağmurlu bir günde yüreğime inecek,
Hani sana adadığım,
Sende olan yüreğime.
Bir sevinç,
Tüm ruhumu sarıyor,
Seninle var oluyorum.
Yüzüme yayılan sebepsiz bir gülümseme,
Koşar adım geliyorum,
Taammüden aşığım sana,
Bir bahar akşamı rastladım kendime,
Uzun zamandır görüşmediğimizden,
Tanıyamadım ilkin,
Kan revan içindeki bu hali,
Kir pas içindeki bu yaralı hali,
Tanımama engel oldu,
Bir bardak demli çay…
Çayın demi; olsa olsa hayatın özü,
İklimimiz,
Haddinden fazla sıcak
Ve haddinden fazla kurak,
Bu hasret elbet bir gün son bulacak.
Emekle beklenen ekmeğe
Ulaşmak umuduyla dökülen kan ve ter içinde,
Bu sonbahar,
Kurşun gibi bulutlar
Ve bir yağmur damlasının hülyasında,
Kurak ve ıssız bir çöl ağıdı yaşananlar.
Soğuklarda başladı iki gözüm,
Ve hüzün her adım başında çarpar.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!