Doğdum,
Yalnızım sandım, aldandım.
Kardeş ne demekmiş anladım,
Seviyorum seni,
Canım kardeşim…
Kan kırmızısı güller açtı seherinde sabahın,
Bülbüller çoktan intihar etmişlerdi.
Bu sevda kime ölüm getirir?
Saçlarının siyahıyla ölüm arasında hiçbir fark yoktur.
Çaresizlik,
Balçık gibi,
Elbet bir adı olmalı bu hâlin,
Kalabalıkların içinde üşüyen bu sesin,
Her alışımda canımı yakan bu nefesin,
Yanı başımdan geçip giden herkesin.
Bir adı olmalı tüm bu çekilenlerin,
Bir tanımı,
Masalını yitirmiş bir hayalperest geziniyor zihnimde,
Gece karanlık ve Jüpiter gezegeni bir adım ötemde.
Ellerimi uzatsam gökyüzüne, tutabilirim gibi sanki
Uzanabilirim yıldızlara, aya ve komşum Jüpiter’e.
En çok ben dinlerdim babaannemin masallarını,
Kırlaşmış saçlarım, kocaman ellerimle,
Gökyüzüne uzanan, tertemiz hayallerimle,
Bende varım,
Bende yaşadım
Ve bende kanadım,
Bir hayalin peşinden uçtum gökyüzüne,
Ellerimde umutlarım,
Ayaklarım çıplak,
Yarı uykulu sabahlarım,
Uzun gagalı bir Kelaynak,
Ahmak mı ahmak
Ucuzluktan alınmış yalnızlıklar
Ve haddinden fazla parlatılmış yaz anıları.
Asfalt yolun altında kurumuş dere yatağı,
Masum gökyüzünde göz kırpan haylaz yıldızlar.
Tüm haşmetiyle seyahatinde yaşlı gezegen,
Üzerinde insanlar ve üzerinde acılar.
Kendime gelmek içindi,
Koşar adım yazdığım tüm şiirler.
Meğerse çoktan geçmişim kendimi
Ve çoktan geçmişim kendimden.
Aslında,
Bir kibrit çöpüyüm ben,
Yazgısında yanmak olan,
Öylesine garip,
Öylesine gariban.
Koskoca bir ormandan
Ve yüce bir ağaçtan yontulan,
Kilim doku ilkin,
İklim ilkbahar olduğunda belki,
Türküde de olduğu gibi,
Anlatabilirsin derdini,
Dert olarak görme yine de sevgini,
Sevgilim.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!