Sen,
Bir bilsen
Ve bendeki seni bir görsen,
Ah bana bir dokunabilsen,
İçimdeki kor alevlerin nefesini hissedebilsen,
Ruhum bedenimden hoşlanmıyor sen yokken,
Uçup gitmesinden korkuyorum.
Ellerim ellerinden başkasına dokunmak istemiyor,
Ellerimi kaybetmekten korkuyorum.
Gözlerim seni görmenin telaşında,
Kokun tüm rüyalarımı süslüyor.
Korkmuyorum artık rüzgârlardan,
Sonu gelmeyen karanlık gecelerden
Ve sonunda ne ile karşılaşacağımı bilemediğim
Yolculuklardan.
Yıldızsız gecelerde gökyüzüne bakmaktan korkmuyorum,
Karnımın tam ortasında,
Dipsiz bir kör kuyu var,
Önüne ne gelirse yutar.
Nemli, soğuk, karanlık ve paslı,
Çoğu zaman ağlamaklı,
Çoğu zaman yaslı,
Kırmızı gözlü siyah yılan,
Dolanıp durur senin yüreğinde,
Zehirlenmişsin haberin yok,
Tutulacak yer kalmamış belleğinde.
Nefesin cehennem kuyuları gibi,
Bir şey eksildi benden fazlaymışım gibi sanki,
Adını koyamadığım,
Hiçbir zaman tanımadığım,
Belki senin sesindendi,
Belki benim sersemliğimdendi,
Böylesi bir yabancılık insanın kendisine
Güneşli nisan sabahlarına küsüm,
Pencereden sızan ve tüm odayı dolduran sabah güneşine,
Ekmek üzerine sürülmüş bir parça yağa,
Uyanınca yesinler diye çocuklar,
Halbuki o çocuklar bir daha hiç doymayacaklar,
Bir düş ile düştün yine zihnime,
Ansızın,
Birdenbire…
Tüm sabah sen oluverdin yine
Ve öğlen
Kurda kuşa yem olmuş,
Mahvolmuşum,
Hayat değirmeninde ufalanmış,
Ufalmış,
Kısalmış,
Kaybolmuşum.
Ruhum,
Mekân zindanında bir başına,
Zaman gardiyanım olmuş,
Yazgım ise celladım,
Tüm boyutlarına isyan ediyorum kâinatın!
Zerre kadar varlığım sığmıyor kabına,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!