Melodik Zaman 14 Şiiri - Aşk Aşkın Şehri ...

Aşk Aşkın Şehri Ordu
7485

ŞİİR


72

TAKİPÇİ

Melodik Zaman 14

Yıldızların Yemini
Ey sevgili,
Gece, siyah pelerinini göğün omuzlarına sererken
Bir yıldız, adını sessizce ışığa çevirdi.
Ben o an anladım;
Bazı aşklar gökten düşmez,
Göğe anlam verir.
Ne güller övünsün yanağındaki baharla,
Ne de şafak sabahın ilk ışığıyla.
Çünkü sen gülümsediğinde,
Gün yalnız başlamaz;
Zaman da yeniden doğmayı öğrenir.
Eğer kader,
Yollarımıza dikenler sererse,
Bırak ayaklarımız incinsin,
Yeter ki kalplerimiz
Birbirinden şüphe etmesin.
Krallar taçlarını kaybeder,
Kaleler taş taş yıkılır,
Denizler kıyılarını değiştirir.
Ama sadakatle sevilen bir yürek,
Çağların bile aşındıramadığı
Bir anıt gibi ayakta kalır.
Ben seni,
Gözlerinin güzelliği için değil,
Fırtınalar içinde bile
Merhametini koruyan kalbin için sevdim.
Çünkü güzellik,
Mevsimlerle konuşur;
İyilik ise,
Sonsuzlukla.
Bir gün,
Gökyüzündeki son yıldız da sönse,
Rüzgâr bütün isimleri unutsa,
Ben yine seni
İlk duamın saflığıyla anacağım.
Ve zaman,
Ömrümün bütün sayfalarını kapattığında,
Son satırda yalnız şu yazacak:
"Aşk, ölümsüzlüğü arayan insanın değil;
Sevdiğine her gün yeniden sadık kalabilen kalbin eseridir."
Aşk

Bir rüzgâr geçti bahçeden,
Güller eğildi onun ardından.
Sandım ki sen yürüyorsun;
Meğer özlem,
Her sesi sevdiğinin ayak izi sanırmış.
Aşk

Gecenin Mavi Mektubu
Akşam, göğün ince perdesini usulca kapattığında,
İlk yıldız senin adını fısıldadı karanlığa.
Ben sustum;
Çünkü bazı sevgiler,
Söylenince değil,
Bekleyince güzelleşir.
Bir rüzgâr geçti bahçeden,
Güller eğildi onun ardından.
Sandım ki sen yürüyorsun;
Meğer özlem,
Her sesi sevdiğinin ayak izi sanırmış.
Ay, sessiz bir kandil gibi
Geceyi avuçlarında taşırken,
Kalbim sana doğru
İnce bir nehir oldu.
Ne önüme set kurabildim,
Ne de akışımı durdurabildim.
Seni sevmek,
Bir masalın kahramanı olmak değildi.
Bir ağacın,
Her bahar yeniden yeşermesi kadar
Doğal ve sabırlı bir mucizeydi.
Eğer kader,
Yollarımıza uzak şehirler koyarsa,
Bil ki gökyüzü ayrılmaz.
Aynı yıldız,
İki ayrı gecenin de
Umudu olabilir.
Ve gün gelir de
Saçlarımızı zamanın karı örterse,
Yine de gözlerine baktığımda
İlkbaharın ilk sabahını göreceğim.
Çünkü gerçek aşk,
Ne mevsimlerden korkar,
Ne yıllardan.
O, bir kalbin içinde
Her gün yeniden açan
Sessiz bir güldür.
Aşk

Ne kendime sığabildim,
Ne sana yetişebildim.
Seni sevmek,
Bir masalın içinde kaybolmak değil;
Bir hakikatin önünde
Diz çökmekti.
Aşk

Kalbim mi?
Artık çınarlara,
göğe çarpıp geri düşen inatçı bir çığlık.
Aşk

Akşam indiğinde gökyüzü ağır bir ipek gibi serilirken,
ben içime çekiliyorum,
sen ufkun ötesinde parlayan dingin bir ışık gibi kalıyorsun.
Aşk

Yokluğunu eksiklik değil,
dinginlik gibi öğrendim.
Aşk

Ay…
göğün solgun yüzünde usulca yanan bir huzur,
ben de varlığınla sadeleşen bir yolcuyum.
Kalbim mi?
Artık taşkın bir nehir değil,
küçük sevinçleri biriktiren sakin bir kaynak,
kendine yetmeyi öğrenmiş bir sessizlik.
Aşk

Ne kendime yetişme telaşı kaldı,
ne sana varma aceleci arzusu,
sadece “şimdi”nin hafifliği.
Aşk

Seni sevmek,
büyük masallar kurmak değil,
hayatın ortasında
bir fincan suyun bile değerini bilmekti.

Eğer kader araya mesafe koyarsa,
boşver; gök yine aynı gök.
Ayrılık dediğin de
zihnin abarttığı bir dalgalanma,
sakinleşince kaybolan bir düşünce.
Aşk

Aşk…
ne korkudan beslenir,
ne de ölümle büyür.
O,
kalbin en derininde
sükûnetle açık kalan bir kapıdır.
Aşk

Akşam çöküyor şehre,
kurşun gibi ağır değil artık,
ipek gibi de değil
sanki yorgun bir aşk,
bir çınara omzunu bırakır gibi.

Ben içime çekiliyorum,
sen
ufkun ötesinde
bir ışık gibi duruyorsun,
ne söndürülüyor
ne de yakalanıyor.
Aşk

Sanıyordum ki uzaktasın,
meğer dünya
senin yanında yavaşlamayı öğreniyormuş.
Aşk

Avludan bir rüzgâr geçiyor,
zamanın telaşı gevşiyor kemiklerimde,
güller bile acele etmiyor açmaya.
Ben de öğreniyorum:
yokluğun bir eksiklik değil,
uzayan bir sabırdır.
Aşk

Kimin için yaşıyorum?
Kendimi kaybetttim mi?
Emeğinin, zamanının ve hayallerinin senden uzaklaşması
Kendi benliğime yabancılaştım.
Aşk

Ne yetişme telaşı kaldı bende,
ne sana varma aceleciliği,
sadece “şimdi”nin
çıplak ve gerçek hafifliği.
Aşk

Kalbim artık
taşan bir nehir değil,
küçük sevinçleri biriktiren
bir emekçi çeşmesi,
kendi kendine yetmeyi öğrenmiş.
Aşk

Aşk…
ne korkudan beslenir
ne ölümle büyür.
O,
kalbin en derininde
kapısı hep açık kalan
bir barış odasıdır.
Aşk

Sakinliğin Mavi Mektubu
Akşam çöküyor şehre,
kurşun gibi ağır değil artık,
ipek gibi değil de
sanki yorgun bir işçi omzunu bırakır gibi.
Ben içime çekiliyorum,
sen
ufkun ötesinde
bir ışık gibi duruyorsun,
ne söndürülüyor
ne de yakalanıyor.
İlk yıldız düştüğünde dilimin ucuna
adını koyuyorum,
sonra susuyorum.
Çünkü biliyorum:
bazı sevgiler konuşunca küçülür,
susunca büyür insanın içinde.
Avludan bir rüzgâr geçiyor,
zamanın telaşı gevşiyor kemiklerimde,
güller bile
bir işçi gibi acele etmiyor açmaya.
Ben de öğreniyorum:
yokluğun bir eksiklik değil,
uzayan bir sabırdır.
Sanıyordum ki uzaktasın,
meğer dünya
senin yanında yavaşlamayı öğreniyormuş.
Ay,
göğün solgun yüzünde
bir işçi lambası gibi yanıyor usulca,
ben de
varlığınla sadeleşen bir insanım,
fazlalıklarımı kapının önüne bırakmışım.
Kalbim artık
taşan bir nehir değil,
küçük sevinçleri biriktiren
bir emekçi çeşmesi,
kendi kendine yetmeyi öğrenmiş.
Ne yetişme telaşı kaldı bende,
ne sana varma aceleciliği,
sadece “şimdi”nin
çıplak ve gerçek hafifliği.
Seni sevmek
büyük masallar kurmak değil,
hayatın ortasında
bir bardak suyun değerini bilmek,
ekmeği bölüşür gibi
sükûneti bölüşmektir.
Eğer kader araya mesafe koyarsa,
boşver.
Gökyüzü aynı gökyüzü,
yeryüzü aynı yeryüzü.
Ayrılık dediğin
zihnin büyüttüğü bir dalga,
insan durulunca çekilen bir su.
Ve gün gelir de
zaman saçlarımızı
sessiz bir nehre çevirirse,
ben yine bakarım gözlerine,
çünkü orada
hiç eksilmeyen bir sükûnetin
işçi gibi çalışan ışığı vardır.
Aşk…
ne korkudan beslenir
ne ölümle büyür.
O,
kalbin en derininde
kapısı hep açık kalan
bir barış odasıdır.
Aşk

Gün gelir de
zaman düşüncelerimizi
sessiz bir nehre çevirirse,
ben yine bakarım gözlerine,
çünkü orada
hiç eksilmeyen bir sükûnetin
sonsuzluğa açılan ışığı vardır.
Aşk

Seni sevmek,
Kaderi değiştirmek değildi.
Kaderin bana verdiği günü,
Daha doğru yaşamayı öğrenmekti.
Aşk

İnsan,
Sevdiği kişiyi sahiplenemez.
Çünkü hiçbir öz,
Bir başkasının mülkü değildir.
Ancak ona,
İyilikle yaklaşmayı seçebilir.
İşte ben,
Her sabah
Bu seçimi yeniden yapıyorum.
Aşk

Sen yanımda olduğunda da,
Uzakta olduğunda da
Sevgim aynı kalıyor.
Çünkü mesafeyi büyüten,
Yollar değil;
Hükmünü kaybetmeyen arzudur.
Aşk

Bir çınar ağacı,
Rüzgârı suçlamaz.
Köklerini derinleştirir.
Ben de özlemi
Şikâyete çevirmek yerine,
Sabra dönüştürmeyi öğrendim.
Aşk

Biliyorum,
Güzellik solar,
Gençlik geçer,
Mevsimler birbirini tüketir.
Ama erdemle sevilen bir kalp,
Zamanın dokunamadığı
Bir kaynak gibi akar.
Aşk

Bir gün
Sessizlik aramıza oturursa,
Onu düşman bilmeyelim.
Çünkü en olgun sevgiler,
Konuşmadan da
Birbirini anlayabilenlerdir.
Ve eğer bana
"Aşk nedir?" diye sorarsan,
Şöyle derim:
Bir insanın yanında
Kendinden daha iyi biri olmaya çalışıyorsan,
Kalbin doğru yolu bulmuştur.
Aşk

Tahtlar gördüm,
Altından yapılmışlardı.
Bir bakış gördüm,
Hepsinden ağırdı.
Aşk

Kalbin Hükümdarlığı
Tahtlar gördüm,
Altından yapılmışlardı.
Bir bakış gördüm,
Hepsinden ağırdı.
İnsan,
Bir ülkeyi yönetmeden önce
Kendi korkularını yönetmeyi öğrenmeli.
Ben seni severken
En büyük savaşımı
Dünyayla değil,
Kendimle verdim.
Çünkü aşk,
Zayıflık değildir.
Yalnızca,
Gücün merhametle sınandığı
En sessiz meydandır.
Kader,
Rüzgâr gibi yön değiştirir.
Bugün yaklaştırır,
Yarın uzaklaştırır.
Ama karakter,
Kök salmış bir servi gibidir;
Fırtınaya eğilir,
Kendinden vazgeçmez.
Sana zincir uzatmadım.
Kapı açtım.
Çünkü zorla kalan,
Hiç gelmemiş sayılır.
Özgürce dönen bir adım ise,
Bin yeminden daha gerçektir.
Bir hükümdar,
Topraklarını koruyabilir.
Ama bir kalbi,
Ancak doğruluk ve cesaret kazanır.
İşte bu yüzden,
Seni elde etmeye değil,
Sana layık olmaya çalıştım.
Ve anladım ki,
Aşk,
Birini yönetme sanatı değil;
İki özgür özün,
Birbirinin ışığını söndürmeden
Aynı gökyüzünde yürüyebilme
Bilgeliğidir.
Aşk

İçimdeki Sessiz Bahçe
Seni sevmek,
Kaderi değiştirmek değildi.
Kaderin bana verdiği günü,
Daha doğru yaşamayı öğrenmekti.
İnsan,
Sevdiği kişiyi sahiplenemez.
Çünkü hiçbir ruh,
Bir başkasının mülkü değildir.
Ancak ona,
İyilikle yaklaşmayı seçebilir.
İşte ben,
Her sabah
Bu seçimi yeniden yapıyorum.
Sen yanımda olduğunda da,
Uzakta olduğunda da
Sevgim aynı kalıyor.
Çünkü mesafeyi büyüten,
Yollar değil;
Hükmünü kaybetmeyen arzudur.
Bir zeytin ağacı,
Rüzgârı suçlamaz.
Köklerini derinleştirir.
Ben de özlemi
Şikâyete çevirmek yerine,
Sabra dönüştürmeyi öğrendim.
Biliyorum,
Güzellik solar,
Gençlik geçer,
Mevsimler birbirini tüketir.
Ama erdemle sevilen bir kalp,
Zamanın dokunamadığı
Bir kaynak gibi akar.
Bir gün
Sessizlik aramıza oturursa,
Onu düşman bilmeyelim.
Çünkü en olgun sevgiler,
Konuşmadan da
Birbirini anlayabilenlerdir.
Ve eğer bana
"Aşk nedir?" diye sorarsan,
Şöyle derim:
Bir insanın yanında
Kendinden daha iyi biri olmaya çalışıyorsan,
Kalbin doğru yolu bulmuştur.
Aşk

Ben seni severken
En büyük savaşımı
Dünyayla değil,
Kendimle verdim.
Çünkü aşk,
Zayıflık değildir.
Yalnızca,
Gücün merhametle sınandığı
En sessiz meydandır.
Aşk

Kader,
Rüzgâr gibi yön değiştirir.
Bugün yaklaştırır,
Yarın uzaklaştırır.
Ama karakter,
Kök salmış bir çınar gibidir;
Fırtınaya eğilir,
Kendinden vazgeçmez.
Aşk

Sana zincir uzatmadım.
Kapı açtım.
Çünkü zorla kalan,
Hiç gelmemiş sayılır.
Özgürce dönen bir adım ise,
Bin yeminden daha gerçektir.
Aşk

Bir hükümdar,
Topraklarını koruyabilir.
Ama bir kalbi,
Ancak doğruluk ve cesaret kazanır.
İşte bu yüzden,
Seni elde etmeye değil,
Sana layık olmaya çalıştım.
Ve anladım ki,
Aşk,
Birini yönetme sanatı değil;
İki özgür özün,
Birbirinin ışığını söndürmeden
Aynı gökyüzünde yürüyebilme
Bilgeliğidir.
Aşk

Zamanın Kıyısında
İnsan,
Saatlere baktığını sanıyor.
Oysa saatler,
İçimizde eksilen sessizliği ölçüyor.
Senin adın,
Takvimlerin yazamadığı
Bir mevsim gibi kaldı bende.
Ne geldi,
Ne gitti.
Yalnızca derinleşti.
Bir pencereye düşen akşam ışığı,
Eski bir kitabın arasından
Yıllar önce unutulmuş
Bir yaprağı uyandırdı.
Ben de seni
Böyle hatırlıyorum:
Unutulmadığın için değil,
Hatırlamanın beni değiştirdiği için.
Deniz,
Kıyıya her gelişinde
Aynı su değildir.
İnsan da
Aynı sevgiyle
İkinci kez sevmez.
Çünkü her aşk,
Kalbin dilini
Biraz daha başka bir dile çevirir.
Uzaklık,
Haritaların sorunu değildir.
Bazen iki nefes,
Aynı odada
Bir ömür kadar uzak durabilir.
Bazen de
İki ayrı gökyüzü,
Tek bir bakışta birleşir.
Sana söyleyecek çok sözüm vardı.
Sonra anladım:
Dil,
Sevginin tamamını taşıyamayan
Güzel bir eksikliktir.
Ve belki de
Aşkın en doğru tanımı,
Bir insanın yokluğunu
İçinde büyüyen bir ışık gibi
Taşıyabilmesidir.
Aşk

Ne kaderden medet umdum,
Ne tesadüflerden.
Bir ağacın,
Köklerini derine salması gibi,
Sevginin de
Güvenle büyüdüğüne inandım.
Aşk

Sana zincir uzatmadım.
Kapı açtım.
Çünkü zorla kalan,
Hiç gelmemiş sayılır.
Özgürce dönen bir adım ise,
Bin yeminden daha gerçektir.

Bir Bakışın
Aaaaaaaaaaaşk
Akşam çöküyor şehre,
kurşun gibi ağır değil artık,
ipek gibi de değil
sanki yorgun bir aşk,
bir çınara omzunu bırakır gibi.

Tahtlar gördüm,
Altından yapılmışlardı.
Bir bakış gördüm,
Hepsinden ağırdı.

Oooooooooyyy

Tahtlar gördüm,
Altından yapılmışlardı.
Bir bakış gördüm,
Hepsinden ağırdı.

Aaaaaaaaaaaşk

Ben içime çekiliyorum,
sen
ufkun ötesinde
bir ışık gibi duruyorsun,
ne söndürülüyor
ne de yakalanıyor.

Tahtlar gördüm,
Altından yapılmışlardı.
Bir bakış gördüm,
Hepsinden ağırdı.

Oooooooooyyy

Tahtlar gördüm,
Altından yapılmışlardı.
Bir bakış gördüm,
Hepsinden ağırdı.
Aşk

"İyi ki seni beklemişim."
Çünkü bazı insanlar,
Hayata sonradan gelmez.
Onlar,
Hayatın gerçek başlangıcıdır.
Aşk

Sen,
Bir cevap değildin.
Doğru soruydun.
Ve ben,
Yıllarca yanlış kapıları çalmış
Bir yolcu gibi,
Sessizce kendime döndüm.
Aşk

Geceleri gördüğüm düşlerde
Bir nehir akıyordu.
Suyu senden değildi,
Ama denize ulaşmak için
Senin adını biliyordu.
Aşk

Bir kuş,
Kanadının gölgesini inkâr etmez.
Bir çınar,
Köklerini toprağın karanlığından utanarak büyütemez.
Kalp de öyledir.
En derin sevgiler,
En derin sessizliklerden doğar.
Aşk

Kalbim,
Tek odalı bir ev sanıyordum.
Meğer
Kapıları birbirine açılan
Sayısız odası varmış.
Sen,
Hiçbirini zorlamadan girdin.
Hiçbirini sahiplenmeden
Işık bıraktın.
Aşk

Sevgi,
Hatırlamanın değil,
Anlamaya çalışmanın adıdır.
Bu yüzden
Sana baktığımda
Yüzünü değil,
Bende uyandırdığın
Sessiz insanı görüyorum.
Aşk

Gerçek dediğimiz şey,
Belki de
İki kişinin aynı anı
Farklı biçimde hatırlamasıdır.
Ama sevgi,
Hatırlamanın değil,
Anlamaya çalışmanın adıdır.
Aşk

Aşk,
Tek bir kimliğe sığmayacak kadar geniş;
Tek bir ömre sığmayacak kadar
Derin bir aynadır.
Aşk

Yüzümdeki Sen
Bana,
"Sen kimsin?" diye sordular.
Adımı söyledim.
İnanmadılar.
Çünkü insan,
Adından daha kalabalıktır.
Seni sevdiğim günden beri,
Aynada gördüğüm yüz
Her sabah biraz değişiyor.
Biri beklemeyi biliyor,
Biri susmayı,
Biri de yalnız sana gülümsemeyi.
Hangisi benim,
Hangisi senden kalan,
Artık ayıramıyorum.
Belki de aşk,
İki insanın birbirine benzemesi değil,
Birbirinin içinde
Yeni bir yüz bulmasıdır.
Kalbim,
Tek odalı bir ev sanıyordum.
Meğer
Kapıları birbirine açılan
Sayısız odası varmış.
Sen,
Hiçbirini zorlamadan girdin.
Hiçbirini sahiplenmeden
Işık bıraktın.
Gerçek dediğimiz şey,
Belki de
İki kişinin aynı anı
Farklı biçimde hatırlamasıdır.
Ama sevgi,
Hatırlamanın değil,
Anlamaya çalışmanın adıdır.
Bu yüzden
Sana baktığımda
Yüzünü değil,
Bende uyandırdığın
Sessiz insanı görüyorum.
Ve biliyorum:
Aşk,
Tek bir kimliğe sığmayacak kadar geniş;
Tek bir ömre sığmayacak kadar
Derin bir aynadır.
Aşk

Yüzümdeki Sen
Bana,
"Sen kimsin?" diye sordular.
Adımı söyledim.
İnanmadılar.
Çünkü insan,
Adından daha kalabalıktır.
Seni sevdiğim günden beri,
Aynada gördüğüm yüz
Her sabah biraz değişiyor.
Biri beklemeyi biliyor,
Biri susmayı,
Biri de yalnız sana gülümsemeyi.
Hangisi benim,
Hangisi senden kalan,
Artık ayıramıyorum.
Aşk

Bir serçe,
çatının kenarında
dünyaya yeniden inanıyordu.
Ben de
gözlerine.
Çünkü bazı bakışlar,
yalnız insanı değil,
zamanı da iyileştirir.
Aşk

Bazı bakışlar,
yalnız insanı değil,
zamanı da iyileştirir.
Aşk

Sabah erken uyandı bahçe.
Çiğ taneleri,
Güllerin avuçlarında
Küçük sevinçler gibi parlıyordu.
Ben seni düşündüm.
Ne büyük bir özlemle,
Ne de taşan bir hüzünle.
İnsanın evine döner gibi,
Kalbine dönmesi kadar
Sakin bir sevgiyle.
Aşk

Bir Ömrün Sessiz Baharı
Sabah erken uyandı bahçe.
Çiğ taneleri,
Güllerin avuçlarında
Küçük sevinçler gibi parlıyordu.
Ben seni düşündüm.
Ne büyük bir özlemle,
Ne de taşan bir hüzünle.
İnsanın evine döner gibi,
Kalbine dönmesi kadar
Sakin bir sevgiyle.
Bir serçe,
Pencereme kondu.
Sonra hiçbir şey istemeden
Göğe karıştı.
O an anladım;
Gerçek sevgi,
Tutmak değil,
Güvenerek uğurlayabilmektir.
Çınarın gölgesi
İkindi boyunca
Yavaş yavaş yer değiştirdi.
Zaman,
Kimseyi beklemeyen
Sessiz bir nehir gibi aktı.
Ama kalbimde
Sana ayrılan yer,
Ne eksildi
Ne de eskidi.
Bir gün
Saçlarımızın arasına
Kışın beyazı düşecek.
Yollar uzayacak,
Akşamlar biraz daha erken gelecek.
Yine de
Aynı gökyüzüne bakıp
Birbirimize gülümseyebilirsek,
Ömür
Bize en güzel armağanını vermiş olacak.
Çünkü aşk,
Zamana meydan okumak değildir.
Zaman geçerken bile
Bir insanı,
İlk günkü incelikle
Sevebilmektir.
Aşk

Aşk Aşkın Şehri Ordu
Kayıt Tarihi : 7.08.2026 13:51:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!