Melodik Zaman 9 Şiiri - Aşk Aşkın Şehri ...

Aşk Aşkın Şehri Ordu
7477

ŞİİR


72

TAKİPÇİ

Melodik Zaman 9

GECE
Gece ilerledi.
Şehir sustu.
Saatler kendi işine devam etti.
Ama kalbim,
senin bir bakışını
bir ömre yetecek kadar uzun saydı.
Şimdi hangi sokağa çıksam
biraz sen yürüyorsun önümde.
Bir kuşun kanadında,
bir çınarın gölgesinde,
bir çocuğun kahkahasında...

Oooooooooyyyy

Sen gelince
ev büyümedi,
şehir değişmedi,
gökyüzü yeni bir renk bulmadı.
Yalnızca sıradan şeyler
ilk kez kıymet kazandı.

Aaaaaaaaaaşşk

Sen gelince
ev büyümedi,
şehir değişmedi,
gökyüzü yeni bir renk bulmadı.
Yalnızca sıradan şeyler
ilk kez kıymet kazandı.

Bir gün bana,
"Sevgi nedir?" diye sordular.
"İşte," dedim,
Sen gidince
dünya yerinde kaldı.
Ama gölgeler,
insanların ayaklarına değil,
özlemlerine yapışmaya başladı.

Oooooooooyyyy

Sen gelince
ev büyümedi,
şehir değişmedi,
gökyüzü yeni bir renk bulmadı.
Yalnızca sıradan şeyler
ilk kez kıymet kazandı.

Aaaaaaaaaaşşk

Sen gelince
ev büyümedi,
şehir değişmedi,
gökyüzü yeni bir renk bulmadı.
Yalnızca sıradan şeyler
ilk kez kıymet kazandı.
Aşk

Bir gün yollarımız
aynı gölgeye düşerse,
sana "Seni özledim," demem.
"Bak,"
derim,
"Hayat,
bunca gürültü çıkardı,
ama ben hâlâ
senin sustuğun yeri
en güvenli cümlem sanıyorum."
Aşk

Geç Kalan Kalp
İnsan, bazı kapıları çalmaz.
Çünkü içeriden gelecek sesi
kaldıramayacağını bilir.
Ben seni böyle sevdim.
Ne büyük bir cesaretle,
ne de büyük bir korkuyla.
Daha çok,
kendi sessizliğime yakalanmış gibi.
Bazen düşünüyorum;
Belki de seni değil,
senin yanındayken
inandığım insanı özlüyorum.
Ne tuhaf...
Bir insan,
bir başkasının gözlerinde
kendine ait bir çocukluk bulabiliyor.
Sonra hayat geliyor.
Masaya faturalar bırakıyor,
takvimler asıyor duvarlara,
aynaları yaşlandırıyor.
Ama senin gülüşün,
bütün bu ciddi eşyaların arasında
fazla masum kalıyor.
Kimseye söylemedim.
Çünkü aşk,
ilan edilince büyüyen değil,
içinde sessizce kök salan bir ağaçtır.
Bir gün yollarımız
aynı gölgeye düşerse,
sana "Seni özledim," demem.
"Bak,"
derim,
"Hayat,
bunca gürültü çıkardı,
ama ben hâlâ
senin sustuğun yeri
en güvenli cümlem sanıyorum."
Ve belki de
aşk dediğimiz şey,
İki insanın
birbirini değiştirmesi değil;
Birbirinin yarım kalmış hikâyesini
yargılamadan okuyabilmesidir.
Aşk

Belki de
aşk dediğimiz şey,
İki insanın
birbirini değiştirmesi değil;
Birbirinin yarım kalmış hikâyesini
yargılamadan okuyabilmesidir.
Aşk

Sana rastladığım gün,
Akıl sustu demeyeceğim.
Hayır.
Akıl ilk kez, kendinden kuşku duymayı öğrendi.
Çünkü insan,
En sağlam düşüncesini bile
Bir tek bakış uğruna
Yeniden kurabiliyor.
Aşk

Kalbin Deneyi
Sana rastladığım gün,
Akıl sustu demeyeceğim.
Hayır.
Akıl ilk kez, kendinden kuşku duymayı öğrendi.
Çünkü insan,
En sağlam düşüncesini bile
Bir tek bakış uğruna
Yeniden kurabiliyor.
Seni sevmek,
Bir inanca teslim olmak değildi.
Her gün,
Aynı hakikati
Yeni bir soruyla sınamaktı.
Sen güldüğünde,
Dünya daha güzel olmuyordu.
Ama ben,
Dünyaya daha dikkatli bakıyordum.
Belki de aşk,
Eşyayı değiştirmez.
Bakanı değiştirir.
Bir çiçek,
Dün de aynı çiçekti.
Fakat onu seninle gördüğüm gün,
İlk kez açtığını sandım.
İnsan,
Sevdiği kişiyi tanırken
Aslında kendi sınırlarını keşfediyor.
Ve ben,
Sende kusursuzluğu değil,
Sürekli öğrenmeye çağıran
O derin insanlığını sevdim.
Çünkü gerçek aşk,
Kalbin akla karşı zaferi değildir.
Akıl ile kalbin,
Aynı hakikatin önünde
Birlikte hayran kalabilmesidir.
Aşk

Gerçek aşk,
Kalbin akla karşı zaferi değildir.
Akıl ile kalbin,
Aynı hakikatin önünde
Birlikte hayran kalabilmesidir.
Aşk

Belki de aşk,
Eşyayı değiştirmez.
Bakanı değiştirir.
Bir çiçek,
Dün de aynı çiçekti.
Fakat onu seninle gördüğüm gün,
İlk kez açtığını sandım.
Aşk

Sevgi,
Sözlerin değil,
Omuz omuza taşınan günlerin adıdır.
Bir insan,
Başka bir insanın
Umudunu büyütebildiyse,
Hiç yaşamamış sayılmaz.
Aşk

Bana dediler ki,
"Aşkı göster."
Gülümsedim.
Hakikatin en derin hâlleri, gözle değil, yaşanarak anlaşılır.
Bir düşünce gibi girdin ömrüme.
Önce itiraz ettim.
Çünkü akıl, alışık olmadığı ışığa şüpheyle yaklaşır.
Sonra fark ettim;
İnsan, en sağlam inançlarını bile bir tek içten bakış karşısında yeniden kurabilir.
Aşk

Sevginin Kanıtı
Bana dediler ki,
"Aşkı göster."
Gülümsedim.
Hakikatin en derin hâlleri, gözle değil, yaşanarak anlaşılır.
Bir düşünce gibi girdin ömrüme.
Önce itiraz ettim.
Çünkü akıl, alışık olmadığı ışığa şüpheyle yaklaşır.
Sonra fark ettim;
İnsan, en sağlam inançlarını bile bir tek içten bakış karşısında yeniden kurabilir.
Seni sevmek,
Bir hükme varmak değildi.
Her gün, aynı soruyu daha güzel bir cevapla yeniden sormaktı.
Bir çiçeğin neden açtığını botanik açıklar.
Ama bir insanın, başka bir insanın yanında neden huzur bulduğunu,
Hiçbir kitap tam olarak açıklayamaz.
Belki de aşk,
Bilginin bittiği yerde başlayan bir cehalet değildir.
Bilginin, hayranlığa dönüştüğü en sessiz andır.
Ve şimdi anlıyorum:
Kalp, aklın rakibi değildir.
İyi sevildiğinde,
İkisi de aynı gerçeğe farklı kapılardan ulaşır.
Aşk

Sevgi,
Ne büyük bir yemin,
Ne de geçici bir heyecandır.
O,
Bir çınarın gölgesi gibi,
Varlığını ilan etmeden,
İnsanı usulca tamamlayan bir serinliktir.
Aşk

Bir Ağacın Bildiği
Bir ağacın gölgesinde durduk.
Ağaç, bizden yaşlıydı.
Belki de bu yüzden hiç konuşmadı.
İnsan, en çok sustuğu yerde kendini duyar.
Sen yanımdaydın.
Ne dünya değişti, ne göğün rengi.
Yalnız, eşyaların birbirine uzaklığı biraz azaldı.
Bir taş, taş olmaktan vazgeçmedi.
Bir kuş, göğe daha yüksek uçmadı.
Ama ben, aynı dünyaya başka bir gözle bakmayı öğrendim.
Belki aşk,
İki insanın birbirine yaklaşması değil,
Varlığın, kendi sessiz anlamını iki yüreğin arasında yeniden kurmasıdır.
Zaman geçti.
Yapraklar düştü.
Mevsimler, eski alışkanlıklarını sürdürdü.
Biz ise,
Birbirimizi değiştirmeden,
Birbirimizin düşüncesine yer açtık.
Ve anladım ki,
Sevgi,
Ne büyük bir yemin,
Ne de geçici bir heyecandır.
O,
Bir ağacın gölgesi gibi,
Varlığını ilan etmeden,
İnsanı usulca tamamlayan bir serinliktir.
Aşk

Zaman geçti.
Yapraklar düştü.
Mevsimler, eski alışkanlıklarını sürdürdü.
Biz ise,
Birbirimizi değiştirmeden,
Birbirimizin düşüncesine yer açtık.
Aşk

Bir Ağacın Bildiği
Bir çınarın gölgesinde durduk.
Ağaç,
bizden gençti.
Belki de bu yüzden
hiç konuşmadı.
İnsan,
en çok sustuğu yerde
kendini duyar.
Sen yanımdaydın.
Ne dünya değişti,
ne göğün rengi.
Yalnız,
eşyaların birbirine uzaklığı
biraz azaldı.
Bir taş,
taş olmaktan vazgeçmedi.
Bir kuş,
göğe daha yüksek uçmadı.
Ama ben,
aynı dünyaya
başka bir gözle bakmayı öğrendim.
Aşk

Akşam, usulca indi çınarların gölgesine,
Bir serçe son türküsünü bırakıp sustu.
Gökyüzü, günün yorgun mavisini toplarken,
Senin gülüşün kaldı bende, akşamdan daha uzun.
Ne çok mevsim geçti bu eski sokaklardan.
Yağmurlar camlara kendi adını yazdı,
Rüzgâr, dalları sabırla eğitti.
Ama kalbim, seni ilk sevdiği günü unutmadı.
Aşk

Bir Akşam Gülüşün Kaldı
Akşam, usulca indi çınarların gölgesine,
Bir serçe son türküsünü bırakıp sustu.
Gökyüzü, günün yorgun mavisini toplarken,
Senin gülüşün kaldı bende, akşamdan daha uzun.
Ne çok mevsim geçti bu eski sokaklardan.
Yağmurlar camlara kendi adını yazdı,
Rüzgâr, dalları sabırla eğitti.
Ama kalbim, seni ilk sevdiği günü unutmadı.
İnsan bazen bir ömrü,
Bir tek bakışın içinde yaşarmış.
Ben bunu, ellerin ellerime değmeden
Yüreğime dokunduğunda öğrendim.
Bir gün saçlarımıza da kar yağacak.
Takvimler eksilecek duvarlardan.
Fakat sevgi, yılların eskitemediği
Sessiz bir pencere gibi açık kalacak.
Ben senden sonsuzluk istemiyorum.
Bir sonbahar akşamında,
Yan yana yürürken aynı sessizliği
Birlikte dinleyebilsek yeter.
Çünkü aşk,
Ne büyük yeminlerde gizlidir
Ne de gösterişli cümlelerde.
Aşk, bazen
Gün batarken adını anmadan
İçten içe gülümseyebilmektir.
Ve ömür dediğimiz yol bittiğinde bile,
Bir insanın kalbinde güzel bir iz bırakabilmişsek,
Belki de zamanın yenemediği tek şey
Sevginin usulca atan kalbidir.
Aşk

Sana söylemediğim
O kadar çok cümle var ki...
Şimdi hepsi,
Eski bir istasyonun
Kalkmayan trenleri gibi
İçimde bekliyor.
Garip olan şu:
Zaman geçtikçe
Acı azalmıyor.
Sadece,
Kendine daha sessiz bir oda buluyor.
Aşk

Yanlış Yerde Unutulmuş Kalp
Sana rastlamam,
Bir tesadüf değildi belki.
Tesadüf dediğimiz şey,
Hayatın,
Hazırlığını bizden gizlediği
En uzun cümlesi olabilir.
Ben seni sevdiğimde,
Kimse fark etmedi.
Çünkü insan,
En büyük yangınlarını
Dışarıdan bakınca
Hiç yanmıyormuş gibi yaşayabiliyor.
Sonra düşündüm.
Belki de seni değil,
Sana inanırken
Kendime duyduğum güveni seviyordum.
Bu biraz acı bir keşifti.
İnsan,
Kendi kalbine bile
Geç ulaşabiliyor.
Sana söylemediğim
O kadar çok cümle var ki...
Şimdi hepsi,
Eski bir istasyonun
Kalkmayan trenleri gibi
İçimde bekliyor.
Garip olan şu:
Zaman geçtikçe
Acı azalmıyor.
Sadece,
Kendine daha sessiz bir oda buluyor.
Bir gün,
Yine karşılaşsak,
Geçmişten söz etmeyelim.
Çünkü bazı hatıralar,
Anlatılınca eksiliyor.
Sen pencereye bak,
Ben susayım.
Belki o zaman,
İkimizin arasında
Kelimelerin bozamadığı
Küçük bir hakikat kalır.
Ve belki aşk,
Birbirine kavuşmak değil;
Birbirinin yalnızlığını
İncitmeden
Taşıyabilmektir.
Aşk

Yanlış Yerde Unutulmuş Kalp
Sana rastlamak, kaderin sarhoş bir dalgınlığıydı belki
zira ihtimal dediğin şey, insanın kendi gölgesine attığı iftiradan başka nedir ki
Ben seni sevdim de kimse görmedi
görse ne değişirdi sanki
içte yanan ateşin dışarıya verdiği duman bile
bu âlemin resmî körlüğüne mühürlenmişti
Sonra anladım ki
meğer ben seni değil
sana bakarken içimde eğri büğrü duran
kendi suretimin harabelerini sevmişim
Ne garip gecikme…
insan hakikatine hep
bir meyhane çıkmazında, son kadehten sonra varır
İçimde söylenmemiş sözler var
raydan çıkmış bir tren gibi
her istasyon biraz ben
biraz da senin hayalden ibaret siluetin
Zaman akıyor diyorlar
yalan…
zaman akmaz, sadece insanın yarasını
başka bir isimle mühürler
Bir gün karşılaşırsak
sakın geçmişi kurcalama
zira bazı sualler vardır ki
öze atılan bir tokat gibi iz bırakır
Sen bak
ben susayım
belki o vakit
kelimenin bile kirletemediği
küçük bir hakikat sızar aramıza
Ve belki aşk dediğin
birine varmak değil de
birinin içinde
isimsiz bir günah gibi
sessizce kalabilmeyi öğrenmektir
Aşk

Belki aşk
birine varmak değil
birinin içinde
renk olarak kalmayı
sessizce kabul etmektir
Aşk

Ben seni sevdim de kimse görmedi
görse ne değişirdi sanki
içimde yanan ateşin dumanı bile
rüzgârın defterine yazılmadan silinip gitti
Aşk

İçimde söylenmemiş sözler var
raydan çıkmış bir yük treni gibi
her vagon biraz ben
biraz da senin uzaktan geçen siluetin

Zaman akıyor diyorlar
yalan…
zaman akmaz, sadece insanın yarasını
başka bir renge boyar, başka bir adla çağırır
Aşk

Yanlış Yerde Unutulmuş Kalp
Sana rastlamak, kader denilen o sakar uşağın elinden düşürdüğü bir tesadüf müydü, bilmem. Zira ihtimal dedikleri şey de insanın kendi gölgesine attığı taş gibi, ne geri döner ne de olduğu yerde kalır; içimde yuvarlanıp durur.
Ben seni sevdim de, mahalle görmedi, komşu duymadı. Duysa ne olurdu ya… İnsanların merakı, yangına su değil, daha çok duman taşır. İçimde yanan şeyin isini bile rüzgâr alıp götürdü de, deftere kaydedilmeden silindi gitti.
Sonra bir gün, kahve köşesinde oturur gibi anladım ki; meğer ben seni değil, sana bakarken içimde eğri büğrü duran kendi yüzümün çatlaklarını seyretmişim. Hani eski evlerin duvarına asılan, boyası dökülmüş aynalar vardır ya… insan orada kendini değil, zamanın yorgunluğunu görür.
Ne tuhaf gecikme bu… İnsan dediğin, kendine en çok akşamüstü vakitlerinde, ezanla kahve dumanı arasında rastlar.
İçimde söylenmemiş sözler var; sanki istasyonda unutulmuş bir yük treni gibi. Her vagonunda biraz ben, biraz da senin uzaktan geçip giden hayalin.
Zaman akar derler, ben pek inanmadım. Zaman akmaz; olsa olsa insanın yarasını başka bir renge boyar, üstüne de yeni bir isim yazar, o kadar.
Bir gün karşılaşırsak, sakın eski defterleri açma. Zira bazı sualler vardır ki, insanın avucunda sönmeyen bir köz gibi kalır; ne atılır ne tutulur.
Sen bak, ben susayım… Belki o vakit, taşın bile “bu işte bir yanlışlık var” dediği hakikat, aramızdan usulca geçer.
Ve belki de aşk dedikleri şey; birine varmak değil, birinin içinde, kırık bir testi gibi, kırılmadan durmayı öğrenmektir.
Aşk

Yanlış Yerde Unutulmuş Kalp
Sana rastlamak, kaderin dalgın bir anında düşürdüğü küçük bir yanlışlık mıydı, bilmiyorum. Belki de hayat, insanın kendi gölgesine bile geç kaldığı bir akşamdı; ben sana orada, biraz yorgun, biraz eksik yakalandım.
Seni sevdim; kimse bilmedi, rüzgâr bile uğramadı. Bilseydi ne değişirdi ki… İnsanların merakı, yaraya merhem değil, daha çok geceyi uzatan bir sızı olur. İçimde sakladığım şey, adını bile koyamadan eskidi.
Sonra bir gün, akşamın ağırlaştığı bir saatte anladım: Meğer ben seni değil, sana bakarken içimde büyüyen yalnızlığı seyretmişim. Eski saatler gibi durmadan geri kalan, ama yine de tıkır tıkır acıyan bir yalnızlık…
Ne garip, insan en çok akşamüstleri kendine benzer; ışık çekilir, yüzünün gerçeği ortaya çıkar. Ben de o vakit, kendime geç kalmış bir yolcu gibi rastladım.
İçimde söylenmemiş sözler var; sanki istasyonda unutulmuş bir tren gibi. Her vagonunda biraz ben, biraz da hiç varmamış bir sen.
Zamanı eskisi gibi akıyor sanırdım; meğer zaman dediğin, insanın yüzüne düşen çizgilerin adıdır. Her çizgi, biraz daha geç kalmış bir mutluluk.
Bir gün karşılaşırsak, eski yaraları sorma. Bazı sorular vardır, insanın içinde ömrü boyunca sızlayan bir akşam gibi kalır.
Sen yine de bak bana… ben susayım. Belki o zaman, hayatın yanlış yazdığı bu hikâye, usulca kendi doğrusuna çekilir.
Ve belki aşk, dediğim şey; birine varmak değil, insanın kendi ömrüne geç kalmadan yetişme çabasıdır.
Aşk

Yanlış Yerde Unutulmuş Kalp
bir şehir gibi açılıyorsun içimde
harflerim dağınık
sokaklarım eksik
sana bakmak
bir haritayı yanlış katlamak gibi
her çizgi başka bir yere gidiyor
ben hep ortasında kalıyorum
akşam
ışığın cebinden düşen bir bozukluk
sen orada
ben biraz ötede
iki yalnızlık arasında ince bir rüzgâr
seni seviyorum demiyorum
çünkü kelimeler
biraz fazla gürültülü
ve aşk
sessiz bir nesne gibi durmalı bazen
bir tren geçiyor içimden
her vagonunda senin adın
her penceresinde
yarım kalmış bir yüzüm
zaman
duvarda unutulmuş bir saat
hep aynı yere dönüyor
aynı eksik tik tak
ben
kendime geç kalan bir yolcuyum
ellerimde eski bir ışık
neye tutunsam
biraz daha siliniyor
sen
uzakta bir su sesi gibi
yaklaştıkça kaybolan
ve aşk
belki de
bir kelimenin içinden düşen
küçük bir yanlışlık
Aşk

Aşk
bazen yalnızca varlığıyla anlaşılmalı.
Aşk

Yanlış Yerde Unutulmuş Kalp
içimde bir şehir açılıyor seninle
harflerim yerinden edilmiş
sokaklarım yarım bırakılmış
sana bakmak
bir haritayı usulca tersine çevirmek gibi
yönler sessizce değişiyor
ben hep merkezde, sabit bir şaşkınlık
akşam
ışığın cebinden düşen küçük bir unutma
sen orada
ben biraz ötede
iki mesafe arasında ince, neredeyse yok bir rüzgâr
seni seviyorum demiyorum
çünkü kelimeler
fazla belirgin, fazla insan işi
ve aşk
bazen yalnızca varlığıyla anlaşılmalı
içimden bir tren geçiyor
her vagonunda senin yokluğun
her penceresinde
yarım kalmış bir bakışın izi
zaman
duvarda askıda kalmış bir saat
aynı yere dönmeyi öğrenmiş
aynı sessiz tik tak
ben
kendine geç kalan bir yolcuyum
ellerimde solgun bir ışık
neye dokunsam
biraz daha geri çekiliyor dünya
sen
uzakta bir suyun düşüncesi gibi
yaklaştıkça incelen, inceldikçe kaybolan
ve aşk
belki de
bir anlamın içinden sızan
küçük, neredeyse fark edilmeyen bir hata
Aşk

Yanlış Yerde Unutulmuş Kalp
içimde seninle açılan bir şehir var
harflerim derviş gibi dağılmış
sokaklarım yarım bırakılmış bir dua
sana bakmak
bir haritayı kalbin kıblesine çevirmek gibi
yönler susar
ben merkezde dönen bir sema
akşam
ışığın cebinden düşen ince bir unutuluş
sen orada bir hakikat gibi
ben biraz ötede, gölgeyle ışık arasında
iki mesafe arasında ince bir ilahi rüzgâr
seni seviyorum demiyorum
çünkü kelimeler dar
aşk ise kelimelerin ötesinde bir suskunluk
içimden bir kervan geçiyor
her vagonunda senin varlığın ve yokluğun
her penceresinde yarım kalmış bir bakışın izi
zaman
duvarda asılı bir saat değil, dönen bir sema
aynı yere dönmeyi bilen sessiz bir devinim
ben
kendine geç kalan bir dervişim
ellerimde solgun bir mum ışığı
neye dokunsam
dünya biraz daha geri çekiliyor
sen
uzakta bir suyun düşüncesi gibi
yaklaştıkça incelen, inceldikçe kaybolan
ve aşk
belki de
bir anlamın içinden sızan değil
hakikatin kendisinden taşan
sessiz, sonsuz bir varoluş
Aşk

ben
yolu biraz uzamış bir adamım
elimde sönmeye yüz tutmuş bir ışık
neye dokunsam
biraz daha eksiliyor dünya
sen
uzakta duran bir su gibi
yaklaştıkça kaçan, kaçtıkça çağıran
ve aşk
belki de
çok da büyütülecek bir şey değil
ama insanın içini en çok o büyütüyor
Aşk

Yanlış Yerde Unutulmuş Kalp
içimde seninle açılmış bir şehir var be
harflerim darmadağın, sanki sabah mahmurluğu
sokaklarım yarım kalmış cümleler gibi
sana bakmak
pusulası şaşmış bir haritayı cebinde taşımak gibi
ne yön kalıyor ne kural
ben ortada, biraz şaşkın biraz inatçı
akşam
ışığın cebinden düşen ufak bir unutkanlık
sen orada “gerçek” gibi duruyorsun
ben biraz ötede, ne tam varım ne yok
arada ince bir rüzgâr, geçip gidiyor
seni seviyorum demiyorum
çünkü kelimeler dar geliyor artık
aşk dediğin şey
iki kelimeye sığacak kadar küçük değil
içimden bir tren geçiyor
her vagonunda sen, biraz senin yokluğun
camlarda yarım kalmış bakışlarım buğulu
zaman
duvarda asılı bir saat değil de
inatla dönen eski bir tekerlek gibi
hep aynı yere, hep aynı hikâyeye
ben
yolu biraz uzamış bir adamım
elimde sönmeye yüz tutmuş bir ışık
neye dokunsam
biraz daha eksiliyor dünya
sen
uzakta duran bir su gibi
yaklaştıkça kaçan, kaçtıkça çağıran
ve aşk
belki de
çok da büyütülecek bir şey değil
ama insanın içini en çok o büyütüyor
Aşk

aşk
belki de
bir anlamın içinden sızan değil
hakikatin kendisinden taşan
sessiz, sonsuz bir varoluş
Aşk

Meyhaneye Uğrayan Sevda
Ne meyhane eskidi benden,
Ne de gönlüm senden vazgeçti.
Kadehler kırıldı, masalar değişti,
Bir tek içimdeki sevda yerinde kaldı.
Dediler ki:
"Bu aşk seni yorar."
Güldüm.
Rüzgâr da dağı yoruyor,
Ama dağ, rüzgâra küsmüyor.
Ben seni öyle sevdim.
Sahip olmak için değil,
Bir güzel adı içimde
Hür bırakabilmek için.
Dünya dediğin
Üç nefeslik misafirhane.
Bugün varız,
Yarın belki bir başka sokakta
Başka bir rüzgârın yolcusuyuz.
O hâlde niye bu kadar kibir?
Bir gülüş,
Bir dost eli,
Bir sevda...
Hepsi insanı insana yaklaştırıyorsa
Yeter de artar.
Sen bana cenneti vaat etmedin.
Ben de senden mucize istemedim.
Bir akşam,
Aynı gökyüzüne bakarken
Kalbimizin aynı sessizlikte buluşması
Bütün zenginliklerden kıymetliydi.
Varsın dünya
Bize biraz eksik desin.
Ben bilirim:
Aşk, ne zincirdir
Ne de sarhoşluk.
Aşk, insanın kendi nefsine karşı
İçtenlikle gülümseyebilmesidir.
Aşk

Sen bana cenneti vaat etmedin.
Ben de senden mucize istemedim.
Bir akşam,
Aynı gökyüzüne bakarken
Kalbimizin aynı sessizlikte buluşması
Bütün zenginliklerden kıymetliydi.
Aşk

Aşk Aşkın Şehri Ordu
Kayıt Tarihi : 27.07.2026 08:45:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!