Melodik Zaman 5 Şiiri - Aşk Aşkın Şehri ...

Aşk Aşkın Şehri Ordu
7471

ŞİİR


72

TAKİPÇİ

Melodik Zaman 5

Birlikte sustuğumuz anlarda
hiçbir eksiklik yoktu.
Çünkü gerçek yakınlık,
konuşacak çok şey bulmak değil,
sessizliğin kimseyi incitmediği
bir yere ulaşabilmektir.
Aşk

İnsan,
en çok sevildiğinde değil,
kendini saklamaktan vazgeçtiğinde
derin bir nefes alabiliyormuş.
Aşk

İçimde yıllarca taşıdığım korkular,
adını bilmediğim eski misafirlerdi.
Sen onları kovmadın.
Yalnızca pencereyi açtın;
ışık girince,
karanlığın sandığım birçok şeyin
yalnızca bekleyen gölgeler olduğunu gördüm.
Aşk

İçimde Sana Açılan Oda
Seni sevmek,
bir başkasını bulmaktan çok,
kendimde uzun zamandır kilitli duran
bir kapının usulca açıldığını fark etmekti.
Meğer insan,
en çok sevildiğinde değil,
kendini saklamaktan vazgeçtiğinde
derin bir nefes alabiliyormuş.
Sen bana yeni bir hayat vermedin.
Daha zor olanı yaptın:
Var olan hayatın içindeki
unutulmuş sesi duymamı sağladın.
Birlikte sustuğumuz anlarda
hiçbir eksiklik yoktu.
Çünkü gerçek yakınlık,
konuşacak çok şey bulmak değil,
sessizliğin kimseyi incitmediği
bir yere ulaşabilmektir.
İçimde yıllarca taşıdığım korkular,
adını bilmediğim eski misafirlerdi.
Sen onları kovmadın.
Yalnızca pencereyi açtın;
ışık girince,
karanlığın sandığım birçok şeyin
yalnızca bekleyen gölgeler olduğunu gördüm.
Aşk,
birbirimizi tamamlamak değildir belki.
Eksiklerimizi saklamadan
yan yana durabilme cesaretidir.
Çünkü insan,
en çok kusurlarını gizlemeyi bıraktığında
gerçekten görünür olur.
Şimdi biliyorum;
sana duyduğum sevgi,
yalnız kalbimin değil,
zihnimin de öğrendiği bir dinginliktir.
Ve belki de en güzel aşk,
iki insanın birbirini değiştirmeye çalışmadığı,
ama birbirinin yanında
kendisinin daha sahici hâline
sessizce yaklaşabildiği aşktır.
Aşk

Biliyorum;
sana duyduğum sevgi,
yalnız kalbimin değil,
zihnimin de öğrendiği bir dinginliktir.
Aşk

Seni sevmek,
bir başkasını bulmaktan çok,
kendimde uzun zamandır kilitli duran
bir kapının usulca açıldığını fark etmekti.
Meğer insan,
en çok sevildiğinde değil,
kendini saklamaktan vazgeçtiğinde
derin bir nefes alabiliyormuş.
Aşk

Seni sevdim;
yalnız gözlerin için değil,
içimde yıllardır susan
renkleri uyandırdığın için.
Bir çiçek açtı gözlerimde.
Kökleri kalbime indi,
dalları göğe değil,
umut dediğim görünmez yere uzandı.
Acı da geldi ardından.
Ama öğrendim ki
bazı çiçekler
yalnız yağmurla değil,
insanın kendi gözyaşıyla da büyür.
Aşk

Renklerin Kalbinde
Seni sevdim;
yalnız gözlerin için değil,
içimde yıllardır susan
renkleri uyandırdığın için.
Bir çiçek açtı omzumda.
Kökleri kalbime indi,
dalları göğe değil,
umut dediğim görünmez yere uzandı.
Acı da geldi ardından.
Ama öğrendim ki
bazı çiçekler
yalnız yağmurla değil,
insanın kendi gözyaşından da büyür.
Yüzümdeki her çizgi
ayrı bir mevsimin izi.
Sen onları silmeye çalışmadın;
her birini
yaşanmışlığın ince nakışı gibi okudun.
Ben seni kusursuz olduğun için değil,
yaralarını saklamadığın için sevdim.
Çünkü çatlaklardan geçen ışık,
en dürüst aynadır.
Saçlarıma konan bir kelebek,
avuçlarımda dinlenen bir serçe,
toprağın sessiz kokusu...
Hepsi senin adını
başka bir dilde söylüyordu.
Aşk,
birbirimizi değiştirmek değil;
birbirimizin içindeki bahçeyi
susuz bırakmamaktı.
Ve bir gün
bütün çiçekler solsa bile,
renkler gökten çekilse bile,
kalbimde senin için açan
o tek kırmızı gül
yeniden baharı kuracaktır.
Çünkü sevgi,
bedenin sınırlarında değil,
ruhun en derin toprağında
her gün yeniden filizlenen
sessiz bir yaşamdır.
Aşk

Seni sevmek,
kendimi kaybetmek değildi.
Kendimi yıllardır sakladığım
o dar odanın penceresini açmaktı.
Aşk

Bir Akşamın Sana Benzeyen Tarafı
Akşam, pencereye yaslanmıştı.
Şehir, yorgun bir gömleği çıkarır gibi
gürültüsünü üzerinden bırakıyordu.
Sen geldin;
çayın buharı bile
adını bilmediğim bir çiçeğe dönüştü.
Sana bakınca
zaman acele etmeyi unuttu.
Saatler çalışıyordu elbette,
ama kalbim
ilk kez hiçbir yere yetişmek istemedi.
Bir gülüşün var;
yağmurun kaldırımlara bıraktığı
ince parıltı gibi.
Kimse fark etmiyor belki,
ama ben,
o ışıkta bütün mevsimleri görüyorum.
Ellerin,
bir kitabın arasına yıllar önce bırakılmış
kuru bir yaprak kadar kırılgan,
bir o kadar da inatla yaşayan.
Aşk dedikleri,
belki büyük cümleler değildir.
Belki aynı fincandan yükselen buğuyu,
aynı gökyüzünün altında
farklı düşler kurarak seyredebilmektir.
Sen konuşurken
kelimeler değil,
sessizlik güzelleşiyor.
Ben de anlıyorum ki
bazı insanlar,
hayata bir anlam eklemez;
hayatın eksik anlamını tamamlar.
Eğer bir gün
şehir bütün ışıklarını söndürürse,
ben seni yine bulurum.
Çünkü insan,
en çok sevdiği kişiyi
yüzünden değil,
kalbinde bıraktığı aydınlıktan tanır.
Ve sen,
her akşam yeniden doğan
o ince aydınlıksın;
adını söylemeye kıyamadığım,
ama her nefeste
sessizce çoğalttığım.
Aşk

Sen konuşurken
sessizlik güzelleşiyor.
Ben de anlıyorum ki
bazı insanlar,
hayatın eksik anlamını tamamlar.
Aşk

Gerçek aşk,
dünyayı değiştiren büyük bir fırtına değildir.
Bir kasabanın en yaşlı ağacına
yeniden baharı inandıran
sessiz bir rüzgârdır.
Aşk

Ve Sen
Bir çiçek açtı gözlerimde.
Kökleri kalbime indi,
dalları göğe değil,
umut dediğim görünmez yere uzandı.
Seni sevdim;
yalnız gözlerin için değil,
içimde yıllardır susan
renkleri uyandırdığın için.

İnsan,
en çok sevildiğinde değil,
kendini saklamaktan vazgeçtiğinde
derin bir nefes alabiliyormuş.

Aaaaaaaaaaaaşk

İnsan,
en çok sevildiğinde değil,
kendini saklamaktan vazgeçtiğinde
derin bir nefes alabiliyormuş.

Seni sevmek,
bir başkasını bulmaktan çok,
kendimde uzun zamandır kilitli duran
bir kapının usulca açıldığını fark etmekti.
Meğer insan,
en çok sevildiğinde değil,
kendini saklamaktan vazgeçtiğinde
derin bir nefes alabiliyormuş.

İnsan,
en çok sevildiğinde değil,
kendini saklamaktan vazgeçtiğinde
derin bir nefes alabiliyormuş.

Aaaaaaaaaaaaşk

İnsan,
en çok sevildiğinde değil,
kendini saklamaktan vazgeçtiğinde
derin bir nefes alabiliyormuş.
Aşk

Ne zamanın ağır adımları,
ne de ayrılığın uzun gölgesi
kalbimin kapısını kapatabilir.
Çünkü gerçek aşk,
taşlardan daha sabırlı,
denizlerden daha derin,
gökyüzünden daha geniştir.
Eğer kader yollarımızı
iki ayrı ufka savuracak olursa,
aynı ay gecelerimize doğduğu sürece
özlerimiz birbirini bulacaktır.
Ben seni yalnız bugünün sevinciyle değil,
yarınların bilinmezliğiyle de sevdim.
Çünkü sevgi,
yarına söz vermek değil;
her yeni gün
aynı kalbi yeniden seçebilmektir.
Aşk

OY
Oooooooooyyyy
İçimde yıllarca taşıdığım korkular,
adını bilmediğim eski misafirlerdi.
Sen onları kovmadın.
Yalnızca pencereyi açtın;
ışık girince,
karanlığın sandığım birçok şeyin
yalnızca bekleyen gölgeler olduğunu gördüm.

Oooooooooyyyy

Ben seni yalnız bugünün sevinciyle değil,
yarınların bilinmezliğiyle de sevdim.
Çünkü sevgi,
yarına söz vermek değil;
her yeni gün
aynı kalbi yeniden seçebilmektir.

Aaaaaaaaaaaaşk

Ben seni yalnız bugünün sevinciyle değil,
yarınların bilinmezliğiyle de sevdim.
Çünkü sevgi,
yarına söz vermek değil;
her yeni gün
aynı kalbi yeniden seçebilmektir.

Oooooooooyyyy

Ne zamanın ağır adımları,
ne de ayrılığın uzun gölgesi
kalbimin kapısını kapatabilir.
Eğer kader yollarımızı
iki ayrı ufka savuracak olursa,
aynı ay gecelerimize doğduğu sürece
özlerimiz birbirini bulacaktır.

Ben seni yalnız bugünün sevinciyle değil,
yarınların bilinmezliğiyle de sevdim.
Çünkü sevgi,
yarına söz vermek değil;
her yeni gün
aynı kalbi yeniden seçebilmektir.

Aaaaaaaaaaaaşk

Ben seni yalnız bugünün sevinciyle değil,
yarınların bilinmezliğiyle de sevdim.
Çünkü sevgi,
yarına söz vermek değil;
her yeni gün
aynı kalbi yeniden seçebilmektir.
Aşk

Zamana Meydan Okuyan Gül
Ey sevgili,
Sabahın ilk ışığına adını emanet etsem,
güneş onu altınla değil,
umutla yazardı göğe.
Senin bakışın değdiğinde
en yaşlı çınar bile
genç bir yaprak gibi titrer;
çünkü sevgi,
mevsimlerin değil,
ruhun dilini konuşur.
Rüzgâr, saçlarının arasından geçerken
yalnız havayı değil,
ömrümün suskun yıllarını da
çiçek kokusuna dönüştürür.
Ne zamanın ağır adımları,
ne de ayrılığın uzun gölgesi
kalbimin kapısını kapatabilir.
Çünkü gerçek aşk,
taşlardan daha sabırlı,
denizlerden daha derin,
gökyüzünden daha geniştir.
Eğer kader yollarımızı
iki ayrı ufka savuracak olursa,
aynı ay gecelerimize doğduğu sürece
ruhlarımız birbirini bulacaktır.
Ben seni yalnız bugünün sevinciyle değil,
yarınların bilinmezliğiyle de sevdim.
Çünkü sevgi,
yarına söz vermek değil;
her yeni gün
aynı kalbi yeniden seçebilmektir.
Bir gün güller solar,
ırmaklar yön değiştirir,
eski saraylar sessizliğe karışır.
Ama sevdanın dürüst ateşi,
küle dönmeyen bir yıldız gibi
içimizde yanmayı sürdürür.
Ve ömrün son akşamında
adın dudaklarımda değil,
ruhumun en derin bahçesinde açacaktır.
Çünkü aşk,
ölçülemeyen zamanın içinde
insana sonsuzluğu öğreten
en zarif mucizedir.
Aşk

Seni sevdiğim gün,
ufuk çizgisi biraz daha uzaklaştı.
Sanki dünya,
iki kalbin taşıdığı umuda
yer açmak için büyüdü.
Dağlar sessizdi;
ama sessizliklerinde
bin yıllık duaların yankısı vardı.
Irmaklar denize yürüyordu,
ben ise sana...
İkimizin de yönü değişmedi.
Senin gözlerin,
gecenin koynunda saklanan
iki sabah gibiydi.
Bakanı karanlığa değil,
kendi içindeki aydınlığa çağıran.
Aşk

Gün gelir de
ömrün bütün yaprakları sonbahara dönerse,
bil ki sevgimiz
solan bir çiçek olmayacak.
O, göğün en yüksek yerinde
geceyi bekleyen bir yıldız gibi
her karanlıktan sonra
yeniden ışıyacaktır.
Aşk

Yağmurun Hatırladığı Kadın
Senin geçtiğin sokaktan sonra
yağmur, toprağa daha yavaş inerdi.
Sanki her damla,
adını unutmamak için
bir an daha gökyüzünde kalmak isterdi.
Bir sabah,
bahçedeki nar ağacı
hiç mevsimi değilken çiçek açtı.
Kimse şaşırmadı.
Çünkü seni sevenlerin yaşadığı yerde
takvimler, kalbin istediği zamanı kullanır.
Gözlerin,
uzun bir yaz akşamının sonunda
denize bırakılan iki kandildi.
Onlara bakan herkes
kendi kayıp umudunu bulurdu;
ben ise
kendimi.
Bir serçe,
her gün aynı pencereye gelip
sessizce içeri bakardı.
Yaşlı komşular,
onun ekmek kırıntısı aradığını sanırdı.
Oysa ben bilirdim;
o, aşkın evden ayrılmadığını
kontrol etmeye geliyordu.
Sen güldüğünde
çiçekler açmadı yalnız;
eski saatler yeniden işlemeye başladı,
çatlamış testiler su tutmayı öğrendi,
ve yıllardır konuşmayan rüzgâr
ağaçlara çocukluk şarkıları söyledi.
Ve şimdi biliyorum:
Gerçek aşk,
dünyayı değiştiren büyük bir fırtına değildir.
Bir kasabanın en yaşlı ağacına
yeniden baharı inandıran
sessiz bir rüzgârdır.
Ben seni öyle sevdim;
bir ömrü değil,
nesiller boyunca anlatılacak
eski bir masalı sever gibi.
Her anlatıldığında biraz daha büyüyen,
ama özündeki sıcaklığı
hiç eksilmeyen bir masal gibi.
Aşk

Bir serçe,
her gün aynı pencereye gelip
sessizce içeri bakardı.
Yaşlı komşular,
onun ekmek kırıntısı aradığını sanırdı.
Oysa ben bilirdim;
o, aşkın evden ayrılmadığını
kontrol etmeye geliyordu.
Aşk

Zamanın Unutamadığı Yüz
Seni ne zaman sevmeye başladım,
bilmiyorum.
Belki çocukluğumun tozlu bir öğlesinde,
henüz seni tanımıyorken;
belki de yarının çoktan yaşanmış
eski bir akşamında.
Çünkü zaman,
düz bir yol değildir.
Bazen aynı an,
bir yaprağın gölgesinde yıllarca bekler;
bazen bir bakış,
bir ömrü tek nefese sığdırır.
Sen konuşurken
yalnız sesini duymadım.
Evlerin eski ahşap kokusu,
uzak tarlalarda dolaşan rüzgâr,
yağmurdan sonra toprağın derin soluğu
aynı cümlenin içine karıştı.
İnsan sevdiğinde
anılarını yeniden yazmıyor;
onların eksik bırakılmış yerlerini
usulca aydınlatıyor.
Ben sana yürürken
yollar bana doğru geliyordu sanki.
Adımlarım değil,
hatıralarım yoruluyordu.
Çünkü kalp,
gideceği yeri bazen yıllar öncesinden bilir.
Bir akşamüstü,
güneş eski bir kapının eşiğinde durdu.
Gölgeler uzadı.
Ben ilk kez fark ettim:
Ayrılık, uzaklık değildir;
aynı göğün altında
aynı umudu unutabilmektir.
Oysa sen,
unutulamayan bir mevsim gibi
içimde yaşamaya devam ettin.
Ne adını çoğalttım,
ne de hatıranı kutsadım.
Yalnızca,
her yeni sabahın sessizliğinde
yeniden seni seçtim.
Ve şimdi anlıyorum:
Aşk, zamanı durdurmaz.
Ama zamanın içindeki dağınık parçaları
aynı kalbin etrafında
yavaşça toplamayı bilir.
İnsan da böylece,
sevdiğiyle birlikte değil yalnız,
kendi geçmişiyle de barışır.
Aşk

Aşk, zamanı durdurmaz.
Ama zamanın içindeki dağınık parçaları
aynı kalbin etrafında
yavaşça toplamayı bilir.
İnsan da böylece,
sevdiğiyle birlikte değil yalnız,
kendi geçmişiyle de barışır.
Aşk

Bir akşamüstü,
güneş eski bir kapının eşiğinde durdu.
Gölgeler uzadı.
Ben ilk kez fark ettim:
Ayrılık, uzaklık değildir;
aynı göğün altında
aynı umudu unutabilmektir.

Oysa sen,
unutulamayan bir mevsim gibi
içimde yaşamaya devam ettin.
Ne adını çoğalttım,
ne de hatıranı kutsadım.
Yalnızca,
her yeni sabahın sessizliğinde
yeniden seni seçtim.
Aşk

Seni seviyorum.
Bir başlangıç gibi değil,
bitmeyen bir dönüş gibi.
Bir gün ışığı gibi değil,
gecenin içinde bile yolunu unutmayan
sakin bir ateş gibi.
Aşk

Sana Yakın Olan Saatler
Seni ilk ne zaman sevdim, bilmiyorum.
Belki bir otobüs camında
yüzümün buğusuna adını yazdığım gün,
belki de senden önce
içimde dolaşan boşluğun
nihayet bir sese dönüşmesiyle.
Bazı insanlar
hayatımıza kapıdan girmez;
ışık gibi sızar.
Perdelerin arasından,
çay bardağının kenarından,
gecenin en sessiz yerinden.
Sen de öyle geldin.
Bir cümlenin sonuna değil,
yarım kalmış bir suskunluğun içine.
Konuştuğunda
odanın duvarları biraz daha yumuşadı,
saatin tik takı bile
sana yer açmak ister gibi durdu.
Ben seni severken
geçmişim geri çekilmedi;
aksine,
eski yaralarım
ilk kez adlarını söylemeden iyileşmeyi öğrendi.
İnsan bazen
birini değil,
kendi içindeki dağınık evi sever onunla.
Seninle yürürken
sokaklar daha uzun,
akşamlar daha dürüsttü.
Bir kaldırım taşına basışın,
bir pencerenin açılışı,
uzaktan geçen bir trenin sesi
bana hep aynı şeyi anlattı:
Kalp, en çok
kendini güvende hissettiği yerde yavaşlar.
Bir gün,
yağmur ince ince inerken
sen gülümsedin.
O an anladım,
bazı yüzler
mevsimlerden daha kalıcıdır.
Bazı bakışlar
insanın içine bir kez düşer
ve orada yıllarca ışık tutar.
Senden ayrılmak
bir kapıyı kapatmak değildi.
Daha çok,
aynı odada kalıp
birbirimizin sesini
uzaktan duymayı öğrenmekti.
Bu yüzden özlem,
bende hep bir eksiklik değil,
sessizce büyüyen bir alışkanlık oldu.
Şimdi geceler uzadığında
adını içimden geçiriyorum.
Ne bir dua gibi,
ne de bir sitem gibi.
Daha çok,
karanlıkta el yordamıyla bulunan
tanıdık bir yüz gibi.
Ve biliyorum artık:
Aşk, zamanı yenmez.
Sadece zamanı,
içinde taşıdığı kırıntılarla birlikte
yumuşatır.
Bir insanı sevmek,
geçmişe geri dönmek değil;
geleceğin kapısını
aynı kalple açabilmektir.
Bu yüzden seni seviyorum.
Bir başlangıç gibi değil,
bitmeyen bir dönüş gibi.
Bir gün ışığı gibi değil,
gecenin içinde bile yolunu unutmayan
sakin bir ateş gibi.
Aşk

Aşk Aşkın Şehri Ordu
Kayıt Tarihi : 23.07.2026 14:26:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!