Melodik Zaman 15 Şiiri - Aşk Aşkın Şehri ...

Aşk Aşkın Şehri Ordu
7491

ŞİİR


72

TAKİPÇİ

Melodik Zaman 15

Ben yüzünü değil,
yüzünün ardında
kimsenin görmediği o yalnızlığı sevdim.
Aşk

Eğer bir gün
Bana,
"Bizim aşkımız gerçek miydi?" diye sorarsan,
Sana şöyle cevap vereceğim:
Gerçek miydi, bilmiyorum.
Ama hayatımda
Gerçek olan her şeyden
Daha güzel bir iz bıraktı.
Çünkü bazı aşklar
Mutlu sonla bitmez.
Bazıları,
insanın hayatını güzelleştirerek biter.
Aşk

Sen geldiğinde
Ev değişmedi.
Perdeler aynıydı,
Masa aynı,
Duvar saati aynı...
Ama ben,
Uzun zamandır ilk kez
Bir şey yapmak istedim:
Seninle yaşamak.
Aşk

Ben,
Uzun zamandır ilk kez
Bir şey yapmak istedim:
Seninle yaşamak.
Aşk

Ne büyük planlar yaptım,
Ne de geleceği
Uzun uzun hesapladım.
Bir sabah
Birlikte uyanmak,
Çayı seninle içmek,
Pencerenin önünde
Yağmuru seyretmek...
Bana yetti.
Aşk

Sen geldin.
Ben dilin yetmediği yerde
Sessizliğin de bir cümle olduğunu öğrendim.
Çünkü gözlerin konuşurken
Bütün sözlükler
Bir kenara çekiliyordu.
Aşk

İnsanlar
Bize neyi sevmemiz gerektiğini,
Kimi unutmamız gerektiğini,
Hangi duyguların
Mantıklı olduğunu söylediler.
Ben hiçbirine inanmadım.
Çünkü kalp,
İktidarın emrine girmeyen
Son ülkedir.
Orada sen varsın.
Orada ben varım.
Ve orada
Kimsenin bize
Ne hissetmemiz gerektiğini
Söylemesine gerek yok.
Aşk

Belki aşk dediğimiz şey
özgür olduğumuzu sanırken
bizi kendinden daha güçlü
bir arzunun içine bırakmaktır.
Senin gözlerinde
kendimi bulmadım.
Daha kötüsü oldu:
Kendimden kaçamadım.
Çünkü insan sevdiği kişide
kendi eksikliğini görür.
Bende olmayanı sende aradım,
Sende olmayanı
kendimde tamamlamaya çalıştım.
Sonra anladım: Hiçbir insan
başkasının eksikliğini
tamamlayamaz.
Aşk

İnsan
sevdiği kişide
kendi eksikliğini görür.
Aşk

Güzel, sevgilim:
Gözlerinde
binlerce anlam vardı.
Bir bakışın
başka bir bakışa açılıyor,
her susuşun
yeni bir soru bırakıyordu.
Ben seni anlamaya çalışırken
kendimi kaybettim.
Belki de aşk
tam olarak budur:
Bir başkasının labirentine girip
çıkış kapısını aramaktan
vazgeçmek.
Aşk

Ben seni anlamaya çalışırken
kendimi kaybettim.
Belki de aşk
tam olarak budur:
Bir başkasının labirentine girip
çıkış kapısını aramaktan
vazgeçmek.
Aşk

Kalbin Labirenti
Seni bir kitapta aradım önce.
Eski bir cümlenin
kenarında unutulmuş
küçük bir işaret sandım seni.
Sonra anladım:
Bazı insanlar
okunmaz,
yorumlanır.
Senin gözlerinde
binlerce anlam vardı.
Bir bakışın
başka bir bakışa açılıyor,
her susuşun
yeni bir soru bırakıyordu.
Ben seni anlamaya çalışırken
kendimi kaybettim.
Belki de aşk
tam olarak budur:
Bir başkasının labirentine girip
çıkış kapısını aramaktan
vazgeçmek.
Kütüphaneler dolusu kitap okudum.
Aşk üzerine yazılmış
bütün büyük cümleleri
hatırlamaya çalıştım.
Hiçbiri yetmedi.
Çünkü sen,
Hiçbir sözlüğün
tanımlayamayacağı
bir kelimeydin.
Sana "sevgi" dedim,
Eksik kaldı.
"Arzu" dedim,
Dar geldi.
"Kader" dedim,
Fazla kesin.
Sonunda adını söyledim.
Ve ilk kez
kelime anlamına kavuştu.
Belki dünya
işaretlerden oluşuyor.
Bir gül
bir gül değildir yalnızca;
Bir kapı,
Bir anı,
Bir yara,
Bir başlangıç olabilir.
Sen de öyleydin.
Bana yalnızca
kendini değil,
Kendime bakmanın
yeni bir biçimini verdin.
Şimdi biliyorum:
Aşk,
Bir insanın bütün sırlarını
çözmek değildir.
Çünkü çözülen her sır
biraz ölür.
Aşk,
Birinin gizemini
koruyarak yanında kalmaktır.
Ve seninle ilgili
son cümlem şu olsun:
Seni anlamadım.
Ama seni sevmek,
Hayatım boyunca
okumaktan bıkmayacağım
en güzel metin oldu.
Aşk

Seni önce bir kitapta unuttum sandım.
Eski bir cümlenin
kenarına düşmüş
ıslak bir virgül gibi.
Sonra anladım:
Bazı insanlar
okunmaz,
yalnızca içinden geçilir.
Aşk

Kalbin Labirenti
Seni önce bir kitapta unuttum sandım.
Eski bir cümlenin
kenarına düşmüş
ıslak bir virgül gibi.
Sonra anladım:
Bazı insanlar
okunmaz,
yalnızca içinden geçilir.
Gözlerinde
çoğalan bir şehir vardı.
Bir bakışın
başka bir bakışı yaralıyor,
her susuşun
cebime yeni bir soru koyuyordu.
Seni çözmeye çalıştıkça
ben eksildim.
Belki de aşk
tam da budur:
Birinin labirentine girip
çıkışı önemsememek.
Kütüphaneler dolusu yalnızlık okudum.
Aşk üzerine yazılmış
bütün büyük cümleleri
üstü çizili buldum.
Hiçbiri tutmadı.
Çünkü sen,
hiçbir sözlüğün
cesaret edemediği
bir kelimeydin.
Sana “sevgi” dedim,
dar geldi.
“Arzu” dedim,
taştı.
“kader” dedim,
fazla düzgün durdu.
Sonunda adını söyledim.
Ve ilk kez
kelime kendini unuttu.
Belki dünya
yarım işaretlerden ibaret.
Bir gül
sadece gül değildir;
bir kapı,
bir unutuluş,
bir sızı,
bir başlangıçtır.
Sen de öyleydin.
Bana yalnızca
kendini değil,
kendime çarpmanın
yeni bir yolunu verdin.
Şimdi biliyorum:
Aşk,
bir insanın bütün sırlarını
deşmek değildir.
Çünkü her açılan sır
biraz soğur.
Aşk,
birinin gizemini
yanında taşımayı öğrenmektir.
Ve seninle ilgili
son cümlem şu olsun:
Seni anlamadım.
Ama seni sevmek,
hayatım boyunca
altını çizmeden okuyacağım
en güzel metin oldu.
Aşk

Sen geçtin:
Kalbim yerinden kalktı.
Bu hiç alışık olmadığım
bir davranıştı.
Sonra seni düşünmeye başladım.
Önce günde bir kez.
Sonra saatte bir.
Sonra, dürüst olmak gerekirse,
bütün saatleri
senin üzerine kaydettim.
Aşk

İnsan sonunda anlıyor:
Büyük aşklar
büyük olaylarla başlamıyor.
Bazen yalnızca
bir insanın yanına oturuyorsun
ve dünya,
bütün tuhaflığıyla birlikte,
birdenbire
yaşanabilir oluyor.
Aşk

Sanki içimdeki adam
geceleyin evden çıkmış,
yerine seni bekleyen
başka biri gelmişti.
Aşk böyle bir şeymiş demek.
İnsanın kendisine
usulca el koyan
kibar bir hırsız.
Aşk

Paltoyu Unutan Kalp
Seni ilk gördüğüm gün
palto mu giymiştim,
yoksa kalbimi mi
hatırlamıyorum.
O kadar soğuktu ki şehir,
insanlar nefeslerini
ceplerinde saklıyordu.
Sen geçtin.
Benim kalbim
resmî bir dairede çalışan
yaşlı bir memur gibi
yerinden kalktı.
Bu hiç alışık olmadığı
bir davranıştı.
Sonra seni düşünmeye başladım.
Önce günde bir kez.
Sonra saatte bir.
Sonra, dürüst olmak gerekirse,
bütün saatleri
senin üzerine kaydettim.
Bir sabah aynaya baktım:
Yüzüm aynıydı.
Ama gözlerimde
bir tuhaflık vardı.
Sanki içimdeki adam
geceleyin evden çıkmış,
yerine seni bekleyen
başka biri gelmişti.
Aşk böyle bir şeymiş demek.
İnsanın kendisine
usulca el koyan
kibar bir hırsız.
Ne bağırıyor,
ne tehdit ediyor;
Sadece hayatından
küçük küçük parçalar alıyor:
Bir sabahını,
bir akşamını,
bir şarkını,
bir sokağını...
Sonunda bakıyorsun ki
şehir aynı şehir değil.
Çünkü artık
her köşede
senin görünmez izin var.
Bir gün seni kaybedersem
ne yapacağımı bilmiyorum.
Belki sokak sokak ararım.
Belki bütün kahvelere
sorular sorarım.
Belki bir memur ciddiyetiyle
kaderden dilekçe isterim:
“Kaybolan sevgilimin
bulunmasını arz ederim.”
Fakat kaderin
dilekçelere pek itibar ettiğini sanmıyorum.
O yüzden seni
bulduğum yerde tutacağım.
Bir sarayda değil.
Bir masalın içinde değil.
Sıradan bir akşamda,
Yan yana otururken,
Çayın soğuduğunu fark etmeden.
Çünkü insan sonunda anlıyor:
Büyük aşklar
büyük olaylarla başlamıyor.
Bazen yalnızca
bir insanın yanına oturuyorsun
ve dünya,
bütün tuhaflığıyla birlikte,
birdenbire
yaşanabilir oluyor.
Aşk

Sanki içimdeki adam
geceleyin evden çıkmış,
yerine seni bekleyen
başka biri gelmişti.
Aşk böyle bir şeymiş demek.
İnsanın kendisine
usulca el koyan
kibar bir hırsız.

SEN
Sen geçtin:
Kalbim yerinden kalktı.
Bu hiç alışık olmadığım
bir davranıştı.
Sonra seni düşünmeye başladım.
Önce günde bir kez.
Sonra saatte bir.
Sonra, dürüst olmak gerekirse,
bütün saatleri
senin üzerine kaydettim.

Aaaaaaaaaaaaşk

Sana inanmak,
Gözlerimi kapatmak değildi;
Aksine,
Dünyanın bütün gürültüsüne rağmen
Kalbimin sesini duyabilmekti.

Oooooooooooyyyy

Sana inanmak,
Gözlerimi kapatmak değildi;
Aksine,
Dünyanın bütün gürültüsüne rağmen
Kalbimin sesini duyabilmekti.

Güzel, sevgilim:
Gözlerinde
binlerce anlam vardı.
Bir bakışın
başka bir bakışa açılıyor,
her susuşun
yeni bir soru bırakıyordu.
Ben seni anlamaya çalışırken
kendimi kaybettim.
Belki de aşk
tam olarak budur:
Bir başkasının labirentine girip
çıkış kapısını aramaktan
vazgeçmek.

Aaaaaaaaaaaaşk

Sana inanmak,
Gözlerimi kapatmak değildi;
Aksine,
Dünyanın bütün gürültüsüne rağmen
Kalbimin sesini duyabilmekti.

Oooooooooooyyyy

Sana inanmak,
Gözlerimi kapatmak değildi;
Aksine,
Dünyanın bütün gürültüsüne rağmen
Kalbimin sesini duyabilmekti.
Aşk

Bir sabah aynaya baktım.
Yüzüm aynıydı.
Ama insan bazen aynada yüzünü değil,
hayatının nereye kaydığını görür.
Ben de onu gördüm.
Sanki içimdeki düzen
ufak bir aksaklıkla
yerinden oynamıştı.
Aşk dedikleri şey belki de budur:
İnsanın kendi hayatını
ciddiye almayı bırakması.
Aşk

Sonra bakarsın ki
şehir aynı şehir değildir.
Çünkü artık
her köşede
senin yokluğun vardır.
Aşk

Aşk Aşkın Şehri Ordu
Kayıt Tarihi : 13.08.2026 00:30:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!