Ömrüm yansın nârına, tutuşsun Kerem gibi
Keder koynuna alsın, sorgu sual etmeye
Asumandan dökülsün, kalmasın göğün dibi
Sele dönsün yüreğim, ûlu diyar gitmeye
Mısralardan sızan acı, haykırış
Şiirler yas tutar, dert, karış karış
Seherden yükselen öksüz yakarış
Zaman cana küser, vakit tükenir
Bir kaygı dalgası sahile vurur
Boynum eğik hükmüne Rabbim!
Gözleriyle teselli arayan divaneyim ben
Hep hemhâl olurum sözlerimle
Ellerimde çizgi çizgi sevdamın kalıntıları
Her gece bağlanırım umut rıhtımlarına
Ummanlar boşalırken gözlerime
Gün, dağları aşmaya başlamış, vakt-i hazan
Yollarım yol yorgunu, gönül sefersiz olmaz
Ey bu garibi defterine kul, köle yazan!
Gözden ırak olmakla bahçemizde gül solmaz.
Seni, yüreğimin denizlerinden göçüren
Yelkenliye ahım kalır!
Ey sevgili!
Hangi nehir, gözlerimin akışından böylesine ilham alır?
Leyli, kalbimin dili durmaz
Gurbeti tadayım diye
Acemi adayım diye
Acep ne hâldayım diye?
Yola çevirdiler beni
Ey Türk Oğlu uyuma! Kurutma Karabağ’ı
Gönül dağında yürü, unutma Karabağ’ı
Hesap sorma vaktidir, öç almak düşmanından
El âlem sözün ile bir tutma Karabağ’ı
Neyleyim dünyayı, çivisi çıkmış
Devrilmeye durur, yolun üstüne
Fakir deri kemik, toku acıkmış
Pervasız doldurur kolun üstüne
Bir çehre düşünün, hakkı anlatan
Eski iklimlerin ruhunu taşır
Asırlık dertlerin yüküyle yatan
Bin bir düzen içre yalnız savaşır.
Hayalini perde perde açtın sen
Hazan mevsimleri kapım çalınca
Çiçeklerim üşütüyor, üzgünüm
Ömür defterimden haber salınca
Sular yıkar gözlerimi, süzgünüm
Çizgi çizgi olmuş alnımda izler




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!