Mehmet Halil Şiirleri - Şair Mehmet Halil

Mehmet Halil

Teröriste terör satarken yakalanan bir gurup (vatan haini-çocuk katili) kiminle sidik yarıştırdıklarını bilmedikleri için, suçlu bulundu. Bu olay demokratik bir ülkede yaşandığı için suçluların yargılanması gerekiyordu. Bir anlık duruşmada, hukuk kurallarının tümü ‘işletildi’. Bilgisayar devri bu hızı da mantıklı hale getirdi. Gereği düşünüldü: Suçlu, işi bitmiş olarak ‘eşek adasına’ sürülme cezası aldı. İşi birmiş olarak düşünülen birinde bile ne işler varmış ki, o ada yeşerip üne kavuştu. Bir kaşık suyu bile çok gördükleri o kişiye, koca bir adanın hibe edilmesi, diğer vatandaşları kıskançlık içinde kıvrandırdı…
Tarih boyunca hep bedava arsalar üzerine yerleşmeye alışık olanlar, bu adayı kendilerine hak gördüklerinden, onlar da, teröriste terör satmak için, olanca gayretleriyle çabaladılar. Otağ çadırlarını, tanrıların karşısına diktiler. Gündemi sidik yarışı belirleyince, kıskançlar da kendi aralarında bu savaştılar hem cephe oluşturdular. Bahçeler, denizler onlara dar geldi. Kılıçlar çekildi. Ama ‘’papaz pilavı bir kere yer’’miş. Bu defa tarihten ders alanlar, bu pilavı yemediler. Satılan terörü kabul ettiler. Onları da yedeklerine alıp güçlendiler.

‘’Doğa hiçbir şeyi ölümsüz yaratmaz! ’’ dediler. Biz de doğanın bir parçası olduğumuza göre(!) öldürmek görevimizdir. Ama düşünmediler ki, öldürdükleri de kendileri gibiydi…
Yani öldürdükleri de doğanın bir parçası… Göremezlerdi ‘nar’ları ‘sis’ içindeydi. İkisini bir arada görüp, kendi aynalarında bütünleştiremediler. Her şey, bütün dünya onlar içindi…
Kendilerinden başkasına hayat hakkı yoktu onlar için. İnançlarına göre ‘sevgi’ esastı ama

Devamını Oku
Mehmet Halil

B derneği
K partisinin arka bahçesi
E derneği
D partisinin arka bahçesi
G derneği
M partisinin arka bahçesi

Devamını Oku
Mehmet Halil

Dedikodu kadar tatlı,
tembellik kadar huzurlu…
kahkaha kadar hareketli.
Aradığım böyle bir sevgili…
bunları bulursam eğer
ne yapayım evliliği?

Devamını Oku
Mehmet Halil

Bizim kanunlara ihtiyacımız yok
Bizim muhteşem kanunimiz var!
Küresel dünyada majesteler çok
Onlara bağlı ünüversiteler okullar.

Semboliktir rektörler ve dekanlar

Devamını Oku
Mehmet Halil

Tanrım ilk senin kitabını tanıdım.
Yalan söyleme çarpılırsın dediler.
İlk camide çalındı ayakkabılarım.
Çocuk bu, yalan söyler dediler.

O günden sonra,

Devamını Oku
Mehmet Halil

Tırnakla kazınarak kazanılır özgürlük
Özgürlük düşmanlarının egemenliğinde.
Operasyonlarında suç aletlerini gösterdiler
Tırnaklar dolu çıktı, her birinin ellerinde…
Camdan, ‘’İşte suç aletleri! ’’ diye höykürdüler.

Devamını Oku
Mehmet Halil

Kendimi rüyada gibi gördüm
Baktığım suların şavkında
Kırık dökük yaşadığım ömrüm
Durulmadan bitecek zamanla
Kendimle barışık yaşıyorum
Erdemle dalga geçen dünyada.

Devamını Oku
Mehmet Halil

Yoksulluktan şikayeti olmayanlar, bol parası olanlar, elbette magazin sayfalarının tiryakisi olurlar… Magazinin hedef kitlesi değil mi bol paralılar… Nrs ve kızı da bunlardan… Babadan kalmış mal, bi o kadar da emekli maaşı, ayda girer ana kıza sekiz on bin… Ne içindir para? Tabi ki yenmek için… Ye anam ye… ye kızım ye… Maşallah iyice dolar küfe… Kantar evde hazır ana-kız her sabah tartılır. Kilolar sanki tartı aracını görünce korkudan atılacakmış gibi kantarın gözüne bakılır… Ana 110, kız 90, aranır mı bu evde noksan… her şey dört dörtlük… ama ekonomik krizlerin kronik olduğu ülkelerde tasarruf etmek için dar tutuluyor götlük… Ne sandalye dayanıyor bunlara, ne koltun… Sonra zayıflamak moda… modaya uymamak yakışır mı bu forsa…
Magazin sayfasında gözlerine takılıyor ilanlar… Bir günde iki santim incelecekmiş bel… İki santin ne ki demeyin… Siz onu, magazin sayfalarından ve günlerdeki dedikodulardan dinleyin… Motor rektefiye edenlerde tölörans %05 olurda burada olmaz mı? Bir makinaya verilen değer insana verilmez mi? Magazin demek ralliye çıkacak arabaları hazırlamak gibi, hazırlamak sosyateyi… yarış kilolular arasında… Korse ile belini inceltenler bile meydan okuyor meclise… Kız belim bi santim incelmiş… Kurbanlık seçer gibi eller uzanır o bele… Gıdklama kızzz…
Bir günde beli iki santim incelten adres… şema… yer tarifi… sunucunun ince tarifi… Ne kadar ciddi… Bir de sağlık bakanlığı tuğrası oldumu altında… Özür dilerim bakanlık tuğrası öyle aşağıya düşürülmüş baş köşede, deyme keyfine… Başka ne için gerek duyulur ki altına? Ver gitsin…
Kilo kaba kaçıyor… Edebiyatçı gibi, hassas bunlar. Bir sözü iki baskı yapmıyorlar. Kilo ile konuşanlar sıradan kurumlar. Artık onlardan çok, tat vermiyor. Bu kuruluş devrim yapmış, işini sağlama bağlamış… Randevu almadan da kabul etmiyor… Telefonla rezervasyon yapılıyor… %25 havale verilen banka hesabına yatırılıyor. Ne kadar banka varsa hepsinde hesap numarası hazır. SSK’ bile bu kadar çok banka ile çalışmadığına göre, işte daha sağlam bir kurum. Paralar hesaba yatırılıyor. (bin liracık)
İyi de sabah 7 akşam yedi eczanede fırdönen Nihat beye ne denilecek… Senaryoda ana-kız anlaşıyor. Nihat’cım biz ana-kız alışverişe çıkacağız bu gün, dışardayız… İtiraz edecek değil ya, bu kadar servete konan damatcım… Olur karıcım…
İzmir’den İstanbul’a uçak biletleri ayarlanmış…

Devamını Oku
Mehmet Halil

Türk atarsa bombalar Kandil’de,
Mağaralarda hedefini vurur
‘’Yedi düvele bedel’’ lik budur!
‘’Evlerinize sığının Akçakaleliler! ’’
Suriye’den gelen bomba uyur.
Beyaz bastonla dolaşıp,

Devamını Oku
Mehmet Halil

Şoför her gün aynı hatta çalıştığından duraklarda bekleyen yolcuların çoğunu tanıyabilir.
Minibüste nefes alacak yer de yok. Bekleyen yolculardan çoğunu almadan geçiyor…
Yolculardan tanıdık birinin işareti üzerine durdu ve aldı. Selamlaşmalar ve konuşmalar argolu belli ki iyi tanışıyorlar… Yolcu, ya da, arkadaşı diyebiliriz, parayı uzattı şoföre, Şoför dövecek gibi baktı gözlerine diğeri suç işlemiş gibi oldu… Yaptığı hakaretmiş gibi yüzünde pişmanlık belirtisi belli oluyordu… Neden? Çözülmesi zor bir problem… Yine şoför çözdü problemi.
‘’Yarın yine yüz yüze geleceğiz be abi… Ayıp oluyor valla! ’’ Demek ki yüz yüze gelmekle, yüz yüze gelmemek arasında çok önemli bir sınır var bizim göremediğimiz…
İnsanları yüzleşmekten korkutan bu sınır nedir acaba?
Çıkar mı?

Devamını Oku