Mehmet Halil Şiirleri - Şair Mehmet Halil

Mehmet Halil

Yoksulluktan şikayeti olmayanlar, bol parası olanlar, elbette magazin sayfalarının tiryakisi olurlar… Magazinin hedef kitlesi değil mi bol paralılar… Nrs ve kızı da bunlardan… Babadan kalmış mal, bi o kadar da emekli maaşı, ayda girer ana kıza sekiz on bin… Ne içindir para? Tabi ki yenmek için… Ye anam ye… ye kızım ye… Maşallah iyice dolar küfe… Kantar evde hazır ana-kız her sabah tartılır. Kilolar sanki tartı aracını görünce korkudan atılacakmış gibi kantarın gözüne bakılır… Ana 110, kız 90, aranır mı bu evde noksan… her şey dört dörtlük… ama ekonomik krizlerin kronik olduğu ülkelerde tasarruf etmek için dar tutuluyor götlük… Ne sandalye dayanıyor bunlara, ne koltun… Sonra zayıflamak moda… modaya uymamak yakışır mı bu forsa…
Magazin sayfasında gözlerine takılıyor ilanlar… Bir günde iki santim incelecekmiş bel… İki santin ne ki demeyin… Siz onu, magazin sayfalarından ve günlerdeki dedikodulardan dinleyin… Motor rektefiye edenlerde tölörans %05 olurda burada olmaz mı? Bir makinaya verilen değer insana verilmez mi? Magazin demek ralliye çıkacak arabaları hazırlamak gibi, hazırlamak sosyateyi… yarış kilolular arasında… Korse ile belini inceltenler bile meydan okuyor meclise… Kız belim bi santim incelmiş… Kurbanlık seçer gibi eller uzanır o bele… Gıdklama kızzz…
Bir günde beli iki santim incelten adres… şema… yer tarifi… sunucunun ince tarifi… Ne kadar ciddi… Bir de sağlık bakanlığı tuğrası oldumu altında… Özür dilerim bakanlık tuğrası öyle aşağıya düşürülmüş baş köşede, deyme keyfine… Başka ne için gerek duyulur ki altına? Ver gitsin…
Kilo kaba kaçıyor… Edebiyatçı gibi, hassas bunlar. Bir sözü iki baskı yapmıyorlar. Kilo ile konuşanlar sıradan kurumlar. Artık onlardan çok, tat vermiyor. Bu kuruluş devrim yapmış, işini sağlama bağlamış… Randevu almadan da kabul etmiyor… Telefonla rezervasyon yapılıyor… %25 havale verilen banka hesabına yatırılıyor. Ne kadar banka varsa hepsinde hesap numarası hazır. SSK’ bile bu kadar çok banka ile çalışmadığına göre, işte daha sağlam bir kurum. Paralar hesaba yatırılıyor. (bin liracık)
İyi de sabah 7 akşam yedi eczanede fırdönen Nihat beye ne denilecek… Senaryoda ana-kız anlaşıyor. Nihat’cım biz ana-kız alışverişe çıkacağız bu gün, dışardayız… İtiraz edecek değil ya, bu kadar servete konan damatcım… Olur karıcım…
İzmir’den İstanbul’a uçak biletleri ayarlanmış…

Devamını Oku
Mehmet Halil

Türk atarsa bombalar Kandil’de,
Mağaralarda hedefini vurur
‘’Yedi düvele bedel’’ lik budur!
‘’Evlerinize sığının Akçakaleliler! ’’
Suriye’den gelen bomba uyur.
Beyaz bastonla dolaşıp,

Devamını Oku
Mehmet Halil

Meryem’den bu yana
Çiçek deniliyor kadınlara
Çiçek gibi tohumlanmış uzaktan
Çiçek gibi Meryem ana.

Bitkilerin pezevengi rüzgar

Devamını Oku
Mehmet Halil

Kelimeler çok şey söyler bize
Mesela besleme
Bir olabilir mi öz ile?
Sahip özü alır kendine
Beslemeye ölmesin diye.

Devamını Oku
Mehmet Halil

İşkenceye eyvallah derler
Tecavüze eyvallah derler
Katillere eyvallah derler
Ama kürt devletine asla.

SS’e eyvallah derler

Devamını Oku
Mehmet Halil

1978 İHE inşaatında un silosuna düşüp boğulan Mehmet Güler anısına

ne kadar da mutluydun, işe girdim diye
Üstünden dağlar kalkmış,
Gözlerin pırıl pırıl,
bir otomobil farı gibiydi

Devamını Oku
Mehmet Halil

‘’Geçmiş geleceğin feneridir! ’’ derler ya… biz de geçmişten başlayalım, bu günümüzü aydınlığa çıkaracak kararları alırken…

Büyük İskender
Bir kahramanın çocukluğuna dair bildik hikayeler olmadığında icat ediliyor.
İskender için de doğmadan önce ‘’doğacak çocuğun aslan gibi hırslı ve cesur olacağı…’’ söylenmiş.
Aristoteles, İskender’in 13 yaşından itibaren çok daha kapsamlı bir eğitim almasını sağladı.

Devamını Oku
Mehmet Halil

‘’Geçmiş geleceğin feneridir! ’’ derler ya… biz de geçmişten başlayalım, bu günümüzü aydınlığa çıkaracak kararları alırken…
Timur
Timur 1360’ta tahta çıktığında Moğol hanlıkları küçük parçalara bölünmüş, ortada Moğol imparatorluğu kalmamıştı. Cengiz soyundan gelen Hanlar, kuzey bozkırdaki bölgelerde birbirlerini yiyordu.
Moğollar, fethettikleri kültürlere ayak uydurmuş büyük dinleri kabul etmiş, yerleşik nüfusları yönetmekte ustalaşmış, göçebe tebalarının birçoğuyla karşılıklı evlilik bağları kurmuş ve onların konuşma dillerini kabul etmişlerdi.
Çağataylılar artık doğu ve batı olmak üzere ikiye ayrılmışlardı. Doğu Çağataylı hanlıların batıda çıkarları vardı. Söz dinlemeyen batı hanlıklarını ‘terbiye’ etmek için hemen askeri güçlerini seferber ediyorlardı.
Timur 1370’in bu dünyasını kahredici bir güçle darmadağın etti.

Devamını Oku
Mehmet Halil

‘’Geçmiş geleceğin feneridir! ’’ derler ya… biz de geçmişten başlayalım, bu günümüzü aydınlığa çıkaracak kararları alırken…
Savaş ve barış sorunu üzerine, Albert Einnstein Sigmund Freud Yazışmaları’ndan özetler…

Bu gün Darwin’in sosyal darwinizm biçiminde çarpıtılmış evrim kuramıyla (Maltus) kapitalizmin egemen olduğu ülkelerin resmi devlet görüşlerinin temelini oluşturmaktadır.
Bir yargı organı, insanlardan oluşan bir kurumdur; kararlarını yürürlüğe koymak için elindeki güç ne denli az ise, o zaman, kararlarını daha çok hukuk dışı etkilere açık duruma getirme eğiliminde olabilecektir. (geçmişte kendisini yargılayan organların bu gün AKP elinde kendini yargılayanları yargılamaya başladığı gibi…) Bu durum, göz önünde bulundurulması gereken bir olgudur. Hukuk ve güç, ayrılmaz şekilde birbirine bağlıdır ve bir topluluk, kendi adalet idealine saygı gösterilmesini zorla sağlamak için elinde daha çok güç toplayabilirse, o zaman bir yargı organının kararı, bu toplumun adalet idealine yaklaşacaktır.
Bu gün yargı organlarına tartışmasız bir otorite sağlayacak ve kararlarının uygulanması için mutlak baş eğmeye zorlayabilecek bir devletler üstü örgüte sahip olmaktan çok uzaktır.

Devamını Oku
Mehmet Halil

Bu ülkenin aydınları suçludur. Ne kadar ceza verilse azdır. Onlar savunma haklarını haksızları, katilleri, hırsızları soysuzları yerin dibine sokmak için kullanmışlardır ve bunu başarmışlardır. Ama sözün zaferi neyi hallediyor? İşte bu yüzden derin devlet bu kadar güçlenmiş ve haksızlıklar da bu kadar derine dalmışlardır. Yerin dibinde derin devletin güçlenmesinin sebebi hep o aydınlardır. Aydınlar sussalardı derine inmeye ne lüzum vardı. Faili meçhuller ortaya çıkar mıydı? O derin devlet bu kadar çok suç işlemişse, bu kadar kan denizini büyütmüşse ve o kan denizinde bu kadar rahatça yüzebilmeye alışmışsa hep bu aydınlar yüzündendir. Aydınlar bu suçlarını görülmez zannediyorlardı, çünkü onlar ‘Allah’ın varlığını unutmuşlardı. Allah her şeyi görür ve hesabını sorar. Onun yeryüzünde elçileri var. Vahiy yoluyla hazırlanır iddianameler ve sonunda yüce divana çekilirler. Onlar yeryüzünü köpeksiz zannettiler ve değneksiz dolaşmak istediler, ama işte yanıldılar. Şimdi tutuklanıp sorgulanıyorlar.

Devamını Oku