Havanın ısınma zamanı,
Toprağa düşen bütün tohumların,
Çatlayıp fışkırma zamanı,
İlk günleri
Hastaya can veren baharın…
Hadi be kalemim! Yazsana!
Uzanmış beyaz kağıdın üstüne neyi bekliyorsun
Yoksa, senin de mi yok sevenin?
Olmaz tabi ya
Pembe tablolar çizmek varken
‘’Sözün bittiği yerde,
silahlar konuşur’’
o yüzden de
barış gelsin diye…
söz bitirilmez,
en çok da
Barışın gölgesi kendinden büyük
Büyük halkın sırtındaki yük
Daha da ağırlaştırıyor onu
Sırtında taşıdığı yıllar…
Nefes zorluyor burun ucunu
Bunu pazarlıyor şimdi krallar…
Omzu kalabalıklar, emekliliği yaklaştıkça,
Daha yoğun takılıyorlar siyasi mesajlara…
Eskiden firmalarda ‘’Bekçi Murtaza’’ olurlardı
Şimdi kesildi, kestiler ayaklarının altındaki dalları.
İşsizlik kara bir gece gibi sarmış tepeden tırnağa…
Ketene, kendire kota,
Pancara, tütüne kota,
Pamuğa, zeytine kota….
Sıra geldi insana.
Uyup Friedrich Nietzsche’nin aklına
‘’alt insan’’ çöpe atıyorlar
Kitaba göre; ‘’Kul hakkı haram’’dı
Yaşama göre, zenginleşmenin ilahı
Bu ilaca saldırdı uyanıklar,
Kitapsız oldu canı yananlar.
Kul hakkıyla kazanılıyormuş
Kendini mi keşfetmek istiyorsun?
Kelimelerin izini sür…
Dünyayı mı keşfetmek istiyorsun?
Kelimelerin izini sür…
Kelimelerdir en doğru yolu gösteren
İnsanoğlu aslını çabuk unutuyor. Köyden gelip şehirde birkaç yıl yaşadı mı, kendinden sonra gelene köylü demek için can atıyor. Askerin, kendinden sonra gelecek tertipi, yediği tokatların acısını çıkarmak için beklediği gibi…
Bende köyden geldiğim için çok defa yüz yüze geldiğim bu olaydan sonra, nedir bu köylülük ve şehirlilik diye araştırmaya başladım sa da, tembelliğim yüzünden hep yarım bıraktım.
Şimdi yarım kalan bu araştırmalardan yamalı bir yazı çıkaracağım… Modaya uygun davrananlar yamalı yazı okumak istemeyebilir. Onları okuyup okumamakta serbest bırakıyorum. Ama benim gibi köylü olanlara okumalarını tavsiye ederim… Yani bu yazı hiç okunmamış demesinler.
Köylülük iyi mi, kötü mü? Şehirlilerle ortak yönleri var mı?
Bir rivayete göre köylüler elektrik santralı gibiymiş, şehirliler ise direkler ve dağıtım şebekesi… Yani şehirliler köylülerin üretimine muhtaç, nasıl santral olmadan dağıtılacak elektrik olmazsa, köylüler olmadan da şehirlilerin beslenecek gıdaları olmaz.
Şehirliler olmasa, yani dağıtılacak elektrik olmasa trafoya ihtiyaç olur mu? Yetitirilen ürünü alacak şehirliler de olmasa köylülerin hali ne olur?
Krizlere kurban edilen yoksullar ve yoksulluktan kurtulma adına verilen kurbanlar.
Günlük olaylara dar açıdan baktığımızda haklı gibi görünen ve bizi yanıltan olaylara bir de
tarihsel süreç içinde bakmaya çalışalım. Neden her olayda hep yoksullar, hep yabancı uyruklular,
hep rengi kara olanlar suçlanıyor. Neden kadınlar, neden çocuklar, kısacası neden hep zayıf olanlar
kurban seçiliyor, kurban ediliyor?




-
Hasan Ateş
Tüm YorumlarSevdiğimiz bir abimiz kendisi. Bir grupta yayınladığı şiiriyle tanıdım kendisini. Mizahı kullanır şiirlerinde, bununla birlikte duygusal şiirleri de yok değildir. Popüler şiirleri de var, güzel tabi. Ayriyeten grup da kurdu sağolsun, ne de olsa mizah seviyoruz.