İnsan kend ini çok beğenirse,
Ayrılmaz aynanın karşısından
Unutur gerçeğini, kendini de
Yol haritasını çizer aynasından
Uyanmasının tek yolu artık,
Hayran olduğu canlara çarpıp
Dünyanın değil, Tanrı’nın bile hayran kaldığı adam
Her ağzından çıkan ayet, her yazdığı kur’an
Robosky’de kaçakçılara suçüstü yakalayan adam
At sırtında düşmeden başkanlığa doğru uzanan…
Yetkileri sınırsız, sorumsuzlukları sınırsız…
Bizim yapamadığımızı gölgelerimiz yapıyor
Cama düşen gölgemiz camı da geçip
Bizi zeminde yansıtıyor
Korkmayın!
Can kırılsa da, cam kırılmıyor.
Gölgelerinizi küçümsemeyin!
İki kafadar bostandan karpuz almaya gider gibi kız istemeye gittik. Arkadaşım
Bana babalık yaptı ‘’Allahın emri peygamberin kavli ile kızınız F’yi arkadaşım
T’ye istemeye geldik’’. Misafir olarak bizi kabul eden Hasan bey, insan, gökten
öküz düşse nasıl hayretle bakarsa, o inanılmaz gözlerle suratımıza bakmaya
başladı. Gözleri bir bana bir arkadaşıma bakıyordu. Şaşkınlıktan ne diyeceğini
bilemeyince elleri göğsünde kenetli sessiz oturan karısına baktı. Her zaman bu
Sonucu belli seçime sandıklar kurulmuş
Egemenler için seçim, sahteliğe bir buluş
Vatandaşa, vatandaşlık zorla oturtulmuş,
Vatandaş, kılavuz olsun diye de okutmuş
Biraz okuyan da sıyrılıyor sorumluluktan,
Soruyor kendine, çıkarım ne okumaktan!
yaş ilerledikçe huy değişir mi?
muhafazakarlıkla övünürse birisi
çocukluğunda öğrendikleridir
ileri yaşlarda söyleyecekleri...
Bir gün bizim sokaktan geçersin!
Yedi yüzyıl Türk saydık, devşirmeleri…
Okçunun ok ve otçunun ot olmadığı gibi
Türkçü olmak için, Türk olmak gerekmez
Her şey gibi onun da vardır bilinen ayarı…
Ayarda kafatası geçerli, kan tahlili istemez
Modelimiz, mavi gözlü ‘deha’mızın kafası.
Tanrı kılıcını salladı,
Havada bulutlara çarptı.
Kılıç, şakır, şakır şakırdadı.
Etrafa kıvılcımlar saçtı.
Ve ardından oluk gibi...
Hiç yakışır mı bir generale
Zırhından sıyrılıp, çırılçıplak
Karısıyla evcilik oynamak
Hiç, emir eri yok mu bunun?
Asker bir toplumun bireyleriyiz
Dilenmek suç değil sadaka cumhuriyetinde… Ama işportacılık suç. Hiyararşinin en altındaki zabıta yukarıdan aşağıya doğru farzın uygulandığı gibi, sünneti de uygulamak zorunda…
O da ‘’Benim memurum’’ o da ‘’işini bilecek’’… Herkes işini bilecek ve bilinçli olarak uygulayacak ki çark da kusursuz dönecek… Yoksa gemi karaya oturur, araba kayaya vurur…
Bazı vatandaşlar hemen soracak kimin gemisi, kimin arabası? Bu soru anarşistçe bir soru, biz de içinde olduğumuza göre, sonuçta biz de zarar göreceğimize göre, bu tür sorular zaman kaybetmekten başka işe yaramıyor… Hedefimiz müreffeh bir ülke, çıkmak istediğimiz seviye muhasır medeniyetler seviyesi… Kim ilk çıkarsa oraya onlar yer meyvelerin iyisini…
Velhasıl bu çarkın içinde herkes işini bilmesi gerekir… Devlet her şeyin üstündedir…
Ayakları yere basanlar ve ‘’Ey yolcu bastığın yeri tanı’’ diye nutuk atanlar, bastıkları toprakları ayaklarının altında görünce benim dedem de kan akıttı, dört cephede çarpıştı diye hemen sahiplenip çıkmasın karşımıza, toprak topraktır, vatan vatandır… Biri fırın diğeri tandır… Önemli olan devlet çarkıdır. Çarkın dönmesi için her şey mübahtır… İnsan vatan için ölmeyecekse ne işe yarar? Onları ‘’Oğlum vatana kurban olsun! ’’ diye doğurmaz mı analar.




-
Hasan Ateş
Tüm YorumlarSevdiğimiz bir abimiz kendisi. Bir grupta yayınladığı şiiriyle tanıdım kendisini. Mizahı kullanır şiirlerinde, bununla birlikte duygusal şiirleri de yok değildir. Popüler şiirleri de var, güzel tabi. Ayriyeten grup da kurdu sağolsun, ne de olsa mizah seviyoruz.