Eylül gülüşler hazindir, hazandır ezer geçer
Bahar'dan
Yaz'dan
Kalan
Ne varsa
Silip-geçer
Üzerinde yaşadığın kadim topraklarda
Kederi, derdi harmanlanan
Kirvem
Hıncahınç
Bir sancı vurdu içime
Sanki Munzur’un çığlığı
Ağaçlar döküyor yapraklarını, vuran saratan Eylül'dür
Hüzün iç karartırıyor
Kayıp giden yaz'a
Yanık, yanık hayıflananlar
Evsiz, barkdızlardır
Çırılçıplak kaldı
Derdimi, acımı görmeyen dünya
Feleğin zulmüne takıldım kaldım
Umudum tükendi, kalmadı sabrım
Yıllardır bekledim, huzur bulmadım
Ey kahpe felek, ey bozuk dünya
Yıkık duvarların dibinde, taşların arasında, yol kenarlarında boy veren
Fazlasıyla hassas, fazlasıyla narin
Çehresindeki kızıllığı
Newroz meşalesi kadar kızıl olan gelincik
Dünya kurulduğundan buyana
Her sabahlara aydınlık, toprağa yaşam taşıyan
Sende ki o tükenmeyen
Sıcak tebessümdür
Yüreklere
Umut yeşerten
Denizlerde ki
Göğsünü açıp gelen! Zorlu kışları geriden bırakan
Düşlerimde çiçeklenen, ruhumda yeşeren
Bereketin, bolluğun tanrıçası olan
Sınırsız gülüşüyle
Güller kokan
Onca ölmlerimden sonra
Ölümle burun buruna geldiğim anlardır
Canhıraş acı çektiğim şu geceler
Sensizlik
Yorgun gözlerimde
Hep avuç avuç
Gözyaşı oldu
Doğduğum günden beri etrafımı saran karanlığı
Her yanı zindan olan karanlıkta kalan dünyamı
Güneşe emsal, o ışıldayan gözlerinle aydınlat ki
Gözlerine bakıp
Sana koşarak gelebileyim
Şefkatli kollarına al beni
Umutlu bakışlarından süzülen güneşi gördüğüm
Gamzesinde çiçekler tomurcuklanan
Kirpikleri narin yanaklarına üşüşen
Teni miski amber, teni bahar kokan
Mavimsi düşlerin ak güvercini
Çam ağacından yapılmış




-
Ümmü Eymen
Tüm Yorumlarhakikaten duygu dolu ders verici nitelikte bir şiir, kutlarım.