Dağların sessiz duruşu
Kuzuların melemesi
Atların kişnemesi
Kuşların ötüşü
Buğdayı tarlaları
Bir avuç erinç doldu, taştı yüreğime
DOĞULU GELİN
Kundaklı bebeği kucağında
Sırtında pabuçsuz, çorapsız
Saçı alabros çocuğuyla
Yıkılan, yakılan
Gün ışığı gibi dokun bana! Nefesin, tüm kokun sinsin tenime
Çiçeklenen gülüşünle, bedeninindeki güzelliğinle
Dokun bana, kadehin kadehe dokunduğu gibi
Salıver yüreğini yüreğime
Kana, kana dökül içime
İçim sarılsın sana
Yalan hikâyelerin peşinde kuşup davul-zurna eşliğinde nara atıp
Savaşlara tebessüm eden! Ey kabadaylar
Dokunmayın toprağa yağmur taşıyan
Bulutlara
Dokunmayın artık tutunacak
Dallara
Doldur saki içeyim
Kendimden geçeyim
Sanma ki zevkten içeceğim
Derdim çok
Param hiç yok
Var mısın? Deftere yaz şu hesabımı
Gökte dolunay var, düşlerimde sen
Gözlerin göğü kuşatmış, bu gece
Ben suszu, çorak topraklar gibiyim
Hırçın sel ol, ak içime sessizce
Hüzünlendim, tüm yıldızlar çok uzakta
Senin acın hayatın ayrıntısında gizli! O acı ki büyük bir acı
Tarihin her döneminde rastlanan, o öykünün acısı
Aynı acı
Aynı
Anne karnındayken cinsiyeti sorgulanan
Göbek bağı anasından çözülmeden
Cennet, tuğba benim olsun istemem
İncil, tevrat benim olsun istemem
İnsanlık, vicdan, sevgi yeter bana
Tacı, tahtı, saltanatı istemem
Dokunmayın dünyama yeter bana
Şimşekleri yoğun, güneşi içine çeken bulut kümeleri
Sardı, terk-i diyar edemediğim şu kocaman şehri
Ben günler, aylar siz de “yıllar” deyin
Nicedir maviliğini görmediğim
Göğün özlemini çekiyorum
Şimdi
Bıktım artık karakıştan
Bahar, yaz'ı getir bana
Karanlığı yırtan gün ol
Güneşi al getir bana
Dön yüzünü gündüz eyle




-
Ümmü Eymen
Tüm Yorumlarhakikaten duygu dolu ders verici nitelikte bir şiir, kutlarım.