Artık tık demişti. İkimizin cebi delikti. Afyon’da parasız pulsuz kalmıştık. Arkadaşım Mustafa Ali’nin yanına gezmeye gelmiştim. Yaklaşık bir haftadır Afyon’dayım. Gelirken yanımda çok az para vardı. Bütün harcamaları arkadaşım karşıladığı için onun da parası bitmişti.
Arkadaşım 1967–1968 eğitim dönemindeki okul başarısından dolayı bilgisini geliştirsin diye, okul tarafından 1968 yazını Afyon PTT Başmüdürlüğünde kursiyer olarak değerlendirmeye gönderilmişti. Kursiyer ücreti olarak İki yüz yirmi beş lira alıyordu. Otelde kalıyor, bütün ihtiyaçlarını cebinden harcıyordu. Aslında benim yaptığım yüzsüzlükten başka bir şey değildi. Mektubunda beni Afyon’a çağırdığını okuyunca parasız pulsuz atlayıp gitmiştim. Oralarda ne yerim, ne içerim diye hiç düşünmemiştim. Zaten babam izin vermezdi. Onun için aileme bir mektup bırakarak kaçıp gittim. Babamın cebinden aşırdığım on lira ile yola çıkmıştım. Zaten on liranın iki lirası tren biletine gitti. Afyon’a gece iki civarında inmiş, istasyondan Afyon merkezine yürüyüp, mektupta ismini verdiği oteli bulmuştum. Otelci arkadaşımın yattığı odaya beni verdi. O da dört yataklıydı. Benim odaya dâhil edilmemle yataklar doldu. Arkadaşım gece yarısı uyku sersemliğiyle hoş geldin deyip uyumaya devam etmişti. Sabahleyin kalktığımızda beni yatakta görüp “sen ne zaman geldin” diye sorunca, geceki konuşmamızın farkında olmadığını anladım. Birlikte aşağıya indik. Arkadaşım işine gidecekti. Ben de Afyon’da gezecektim. Buluşma saatini, yerini ayarladık. Öğleyin buluşmamızda ona mali durumu anlattım. “Merak etme, bende var, ay sonunda da maaşımı alıp ayrılacağım” dedi. Aybaşına on iki gün vardı. Otelin parasını maaş alınca ödeyecektik. Bize günlük yemek parası gerekiyordu. Artık idare edecektik. Altı günde cebimizdeki paralar suyunu çekti. Arkadaşım ağabeyinin PTT’den arkadaşı olan Ahmet Ağabeyden aybaşında vermek üzere yüz lira borç aldı. Onunla geçinmeye başladık. Ne var ki, maaş almaya iki gün kala ceplerimiz bomboştu.
Afyon’daki gezilerimiz çok iyiydi. Hele cumartesi Pazar günleri Afyon’da görülmesi gereken her yere gidiyorduk. Kaleye çıktık. Afyon tepelerine çıktık. Deyim yerindeyse Afyon’un altını üstünü getirdik. Şimdi PTT’nin önünde buluşup şehirde dolaşırken kara kara düşünüyorduk. Karnımız açtı ama paramız da yoktu. Ahmet ağabeyden tekrar para isteyemezdik. İki gün ne yapacaktık? Önümüze gelen çeşmelerden bolca su içiyorduk ki, açlığımızı gidersin. Ama o da bir yere kadardı. Mideye katı şeylerin girmesi gerekiyordu. Otelde kalıyoruz. Bereket versin otelci parayı peşin istemiyor. Arkadaşımın PTT’de İki yüz yirmi beş lira ile kurs ücreti aldığını, Ahmet ağabeyinin gelip otele yerleştirirken herhangi bir olumsuzlukta teminat verdiğini bildiği için otelci rahattı. Sorunumuz yemekteydi. İçmekse bedava suydu. Dönüş yolculuğu için paramız olsa en azından ben geri dönerdim. Ahmet ağabey Isparta’ya dönmek için boşuna para vermeyin. PTT’nin bir kamyonu Isparta’ya malzeme götürecek. Sizi onunla gönderelim deyince sevinmiştik. Oh ne güzel dönüş için para da vermeyecektik. Ancak kamyon maaş aldıktan bir gün sonra gidecekti. Hâlbuki hesap etseydik ki, Afyon’da bir gün kalmamız daha pahalıydı. Aklımıza hiç gelmedi. Isparta’ya tren iki liraydı. Otel iki buçuk liraydı. Afyon’da bir gün kalmak bize yeme içme en az on liraya mal olacaktı. Dönseydik dört lira harcayacaktık. Sanki bedava Isparta yolculuğu avantajlıymış gibi teklifin üzerine atladık. Bütün umutlarımızı aybaşına bağlamış. İki günün geçmesini bekliyorduk. Peki, iki gün ne yapacaktık?
Kartal bakışlı kuşlar
Makine
Havalandı silahlarıyla
Arkasından mağrur bakışlar
Sabah kara bulutlar
Şimdi güneş var
Gecede yağmurlar
Bunun adı bahar
Ne güzeldir her şey dengede
Düşürüldüğüm anı biliyorum
Yerlere kapaklanmıştım
Arkamdan vurulan bir yumrukla
Gözlerim bağlıydı
Her yer karanlıktı
Çocukluğumdan beri bana öğretilen batılı efendi
Dünyanın dört bucağında insanlara emretti
Yıllarca ne kadar gelişmiş, çağdaş olduğunu öğrendim
Nerede olursa olsun insan öldürdüğünde bir şey demedim
Sanki batılının insan öldürmesi
Yan yana yürüdük
Kardeş göründük
Sözlere büründük
Sözde hürdük
Kan, kardeşle özdeş
Her zaman düşünceler gezdiriyordu beni oraya buraya
Bugün tersini yaptım, düşüncelerimi gezdirdim oraya buraya
Zamandaki olaylar, beni sarıyor, sarmalıyor, sıkıyordu
Bugün tersini yaptım, zamanı, olayları sıraladım hatıralara
Gündemde akiller
Barış için görevliyiz dediler
Ülke çapında seferdeler
Olur mu?
Ülke barışı bulur mu?
Bugün çarşı Pazar dolaştım
Gördüklerime şaşırdım kaldım
Bir alışveriş merkezi açılmış
Yolları insanlar kaplamış
Trafik felç yollar kapalı




-
Mert İştan
-
Sevgi Özkan
-
Sevgi Özkan
Tüm Yorumlarmesaj antoloji..bölümüm kilitlendi,lütfen yardım,mesaj yazamıyor ve okuyamıyorum
Güzel bir şiir sabaha merhabaderken okuduğum,yüreğinize sağlık sevgili şair,saygıyla...
Güzel bir şiir sabaha merhabaderken okuduğum,yüreğinize sağlık sevgili şair,saygıyla...