Nöbet tutacağız her şehidimizin başucunda
Barış için elimizi uzattık size
Fakat namlunun ucunu gösterdiniz bize
Biz de taktık barışı namlunun ucuna
Şimdi barış namlunun ucunda…
Haretti su toprağa,toprak suya.
Birgün iki sevgili buluştu,
İki sevgili kucaklaştı,koklaştı,
Öpüştüler doya doya.
Sarıldı toprak suya,su toprağa,
Evde yalnız kalmak ne güzel!
Seviyorum yalnızlığı.
Kendimle konuşuyorum.
Umurumda değil,
İsteyen velî desin,
İsteyen deli…
Otlar koyun otlakta umursamaz fakat;
Bilmez,otlağın sonunda kesilir,bir kasap vardır.
Eline geçse bir fırsat,önüne gelene atar tokat;
Fakat düşünmez,ötelerde görülür bir hesap vardır.
Dünya denilen bu iki kapılı handa,
Her yağmurdan sonra
Gözlerinin içinde oluşan gökkuşağını,
Her baharda
Gözlerinde biten kır çiçeklerini,
Bulutlar dağılınca
Gözünde parlayan ayı,güneşi,yıldızları,
Yol belli,gidilecek yön belli
Ulaşılacak menzil belli…
Uçuyoruz menzile an be an
Sen neyin peşindesin ey insan?
Gitti işte, bu kaçıncı Süleyman!
Herkes o yöne gidecek,olsa bile
Arkandan söylersem gıybet olur.
Gıybet de günahtır.
Onun için yüzüne söylüyorum.
Duy beni!
Dağlar kadar seviyorum seni.
Bugün içim içime sığmıyor
Sevinçten değil,üzüntüden.
Dünya bana dar geliyor,
Kötü söz uzaktan değil,
Çok yakınımdan geliyor.
Uzaktan gelmesi neyse ama,
Sen farklısın
Sen kimseye benzemezsin
Sen çok özelsin
Yüreğim gibi sıcak,
Yaşadığım şehir kadar güzelsin!
Ölüm hayatın sonudur demeyin sakın ölene
Ölüm ölümsüzlüğe atılan adımdır bilene.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!