"Utan!" Diyordu bana yüzünü ekşiterek
Utan ki; her bakışa hazdan limitim olsun
Miskinliği elinin tersi ile iterek
Utan ki; insanlardan yine ümidim olsun
Belli ki kararlıydı; öfkesini, kinini
Anlamak ne mümkün ey hayat seni
Gençlikte verdiğin o kanat hani?
Tut şimdi posamdan kaldır at beni
Düştüğüm toprağın sînesi yansın
Kadere sözüm yok; bahtım utansın
Dansöz gibi kıvırmaya ne gerek
Bari bu kez siz de aka ak deyin
Darbe yedi terör denen engerek
Başarana her teşekkür hak deyin
Su içerken aynı dere, ırmaktan
Gösterip defaatle yüz yıl önceden izi
-Kastı hinlik olanı döktüğümüz denizi-
Bir tutmayın demiştik kendiniz ile bizi
Zül sayılır kaleme tarihimi her tekrar
Unutan dimağlara hatırlat sen BAYRAKTAR!
Gerçeğe dönüşse bu gece rüyam
Erise mevsimler... yıllar... asırlar...
Hasret kalesinde yıkılsa surlar
O/nurlu âleme açılsa dünyam...
Bırakıp özlemi naatlarında
Gâh bendeyim benden içe,
Gâh kayıbım tenden içe
Sattım ben'i benden hiç'e;
Sıfatım yok bu aralar
***
Ne bahar isterim, ne de yelini
Bir ömür kar, bora estikten sonra...
Kolay mı durdurmak hüzün selini
Kirpikler kadere küstükten sonra
Bu ne fırtınaydı, bu neyin nesi
Dil beşerin gönül arkı; aşk ile dol boşa akma
Fikir bekler akıl çarkı; mukayyet ol boş bırakma
El Emîn’den al verayı, düşün dünü, maverayı
Tevazuya ser sofrayı; nefse lokma, aş bırakma
Daha ilk dokunuşta aşık olmuştum ona
Minicik avucumda nurdan izdi bu kalem
Nakışıyla renklendi hayatım baştan sona
Niceleri yalnızken bana 'biz'di bu kalem
Bir elmanın yarısı bir çift kumru gibiydik
Münasip görse de nefsim eynime
Melamet çuluna hırka demedim
Yazık ki kıylu kâl girdi beynime
Kalemi kalplere ark edemedim




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!