Gönül ufkunda güneş batarken yavaş yavaş
Ne hecesi bir 'tek taş', ne ucu artık nakkaş
İlhama rica, minnet beyhude, boşa uğraş
Sayfa size emanet; bazen tozunu alın
Bizden artık bu kadar; elveda... hoşça kalın
Dayanılmaz oldu kahrı kalemin
"Yetmedi mi, şu orucu boz! " diyor...
Nişangâhı etme cümle âlemin
İncinsem de, gönül kırmam, söz diyor.
Zamanıyken hece hece esmenin
Dağın zirvesine düz yol arama
Yorgun ayaklara destur verilmez.
Gönül imar etmek çok zordur ama
Meşakkat çekmeden sırra erilmez!
Zannetme uzakta; huzur avcunda
Mevsim hazan ertesi; dünden daha zor bu dem
Çökmekte ruy-i zemin, pus ardında limanlar
Vahşetin son kertesi; çıldırmış ben-î âdem
Doğranan yine mü’min, yine saf müslümanlar
Irakken dimağıma Yeni Zelanda adı
Bakmayın taltif-i Hakk "şerefli" payemize
Ne layık olabildik, ne de verene sadık
Ta Adem'den bu deme uzun hikâyemize
Kahredici kıssalar katmayı kanıksadık
Hâlimiz lastik gibi; ne yana çekersen çek
Sinsi virüs gibidir; belki daha da eşet
Girdiği bünyelerde bir süre sessiz durur
Akla kanca atınca kolaysa artık baş et
Kalbe sirayet eder, vücudu uyuşturur
Kanıksama illeti sinsice bir süreçtir
"Kökleri âtide koca devlet"tik
Hâdim-i İslâm'ken ırkımız bizim...
Küçük bir beyliği eşsiz dev ettik
Bir orduya eşti kırkımız bizim.
Dikeni "yakışır" diyerek güle
Öyle doluyum ki, hırsımdan yeri
Ezerim...Ağlarım...Elimde değil
Gönlümde mevsim kış, akşam üzeri
Kızarım...Ağlarım... Elimde değil
Zorlayıp sabrımı, etsem de tehir
Her adım başında dil dökmen boşa
Ne dostun olurum ne sana çırak
Rabbimin emrinden çıkamam hâşâ
Düş artık yakamdan, peşimi bırak.
Kansam da sözüne çamura batsam
Mazin nutfe özün balçık aslın olur iğğğ dediğin
Üç beş anla birkaç anı; ömür, asır, çağ dediğin...
Âmâ için her taraf pus, gören göze nice ibret
Almak için, bu dergâha sen de buyur tefekkür et!
Varlığıyla huzur bulup "dayanağım" "dağ" dediğin
Anan, baban, eşin, dostun... düne kadar sağ dediğin




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!