Fitne tarlasında hasat mevsimi
Zâlimin çehresi gülüyor bu dem.
Gözlerde öfkenin çekilmiş pimi
Gönüller hüzünle doluyor bu dem.
"Eşref-i mahlûkat!" Hani, nerede?
Yaram derin, tabip nâçar
Dost sandığım eldi, geçti...
Kasvet okun atmış, kaçar
Yüreğimi deldi geçti.
Bu nasıl iş, nasıl mizan?
Zerre kadar riyâ yoktur hayamda
Bekleyeyim sabaha dek kıyamda
Misafirim ol bir gece rüyamda
Hasretinle çok ağladı gözlerim
Gel ey Resûl! Gel, yolunu gözlerim.
Keşke, ödeyerek neyse ederi
Alabilse idik zamanı geri...
Artık nefes almak büyük beceri;
Gülen gözlerime yaş doldu bugün
Yaşamak ölüme eş oldu bugün.
Karalara bürünmüş, gökyüzü gamlı bugün
Dokunsalar, bulutlar, ha taştı ha taşacak.
"Eylül" diyor takvimler; Ağustos hayli üzgün
Mevsim artık sonbahar; ne var bunda şaşacak?
Güneş perdeyi çekmiş, çekilmiş öz yurduna
Eğilmez başı ile ezelden hasm-ı zâlim
Vatanına sevdalı bir yüzü ak bilirim...
Vefâsızlar yurdunda adı bilinmez âlim
O âlimi ifşâyı kaleme hak bilirim.
***
Yâdı acı verse de hazin hayat öykünün
Edebime yasak ettim riyâyı
Görenler haddimi bildirsin diye
Gösterip Kur-an’ı, dinde hayâyı
Günahı tövbeye sildirsin diye
Nefsi esir ettim koydum kafese
Her annenin gözyaşı acı verse de bana
Hâinin cesedine lügatımda "leş" denir
Emânet-i Şuhedâ gözbebeğim vatana
İhânet edenlere "şerefsiz", "kalleş" denir...
Milletime düşman çok; pusu kuran kurana
Kanadı kırık bendim; diyemedim "bana ne!"
Târûmâr gönül bendim; üzdüler beni anne!
***
"Yarın bayram!" dediler; kanadı yine yaram
Daha gün ağarmadan güneşimi çaldılar...
Hayrı şerden ayırmak düne dek kolay işti
Artık doğruyu tesbit zor durum oldu Hasan
Ay, gün, saat, an... ne ki, meclis bile değişti
Hainleri besleyen bir kurum oldu Hasan
Hergün kar bulaştıkça yazlık ayakkabıma




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!