Arzunun ayağı zemine bassın
Ne âfâkî olsun, ne de çok uçuk.
Varsın eller kızsın, yüzünü assın
Resûl'ün yolunu takip et çocuk!
Ne kalpte noksan var, ne dinde kara
Sorsalar karamsara "talihim hep kara" der
"Hasret koydu bahara, sitemlerim kar'a" der
Açılır serde baca derin bir âh yükselir
"Yüreğim paramparça, her parça bin yara" der.
Gam çekmemek ne mümkün; sînelerin dağlanıp
Huzurun yüreklerden alındığı demdeyiz...
Taşların artık hergün sıkı sıkı bağlanıp
İtlerin mereklerden salındığı demdeyiz.
Girdabına girmişiz karanlık mahfillerin
"Bir kalem yaygarası" de gül geç alma kale
Akıl yaşın kemale erdiğinde anlarsın
Kundak kefen arası hep merhale merhale
Düz yol dizine çile verdiğinde anlarsın
Madem ki Sırat masal ölüm kötü bir şaka
Yokluğun câna cefâ, sevdan bir ömre bedel
Fîrâkın kollarına atıp gitme...Olmaz mı...
Yeter ki yanımda ol, vız gelir bana ecel
Kızıp tozu dumana katıp gitme olmaz mı...
Katran karası düştü gecemin siyahına
Zâkir huşû içinde secdedeyken seherde
Ar-namus hırkasını atanlar az anıyor.
Münkir, doğrudur sanıp, karar kılsa da şerde
Her gün sevaba sevap katanlar kazanıyor.
Aksini söylese de inanmayan, aybeden
Hoş hayâlim vardı dünden; şimdi benden çok ırak
Gençliğimden haz umarken bitti yazlar; şansa bak!
Sol yanım pus, yollarım buz, yaklaşan en son durak
"Kar yağarken gonca açmaz, beklemek boş" der hüzün
Elde mendil, dilde feryat, gözde yaş ister hüzün
Baş koyduk yürekten ilâhî ize
Yanmadan o gize erilmez imiş
Oku'duk, öğrendik; ölü denize
Olta atılmaz ağ gerilmez imiş
Göz gönül çeşmesi kirpikler vana
Aczini ikrarla, düşünüp sonu
Rabbini bilene kul derler oğul.
Sayısız olsa da beşerin yönü
Menzile varana yol derler oğul.
Yunus’da çağlayan, gönüller yapan
Zaman acâip olmuş, ağlayan çok, gülen az
Derdin bini bir para, geçmiyor bir gün ahsız
Ay buluta sitemkâr, bülbül eder güle naz
Vefasız, "dost" arıyor; kadirbilen, günahsız!
Kibir dağlar aşıyor bakan yok kimsesize




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!