Demeyin ki hiç fark yok; Vatana ihânete;
Eskiden soysuz arar, pek zorlanırdı lâin...
Oysa şimdi talip çok bedduaya, lânete
Huzur gönlüme fîrar; dört yanım alçak, hâin.
Tam şafak söktü derken hazân esti...zamansız
Bir garip yolcusuyuz varlığın gayesinin
Takılmayız peşine nefis pespâyesinin
Artık ardı göründü ömür sermayesinin...
Zaman sona zimmetli, O’na doğru akıyor
Güneş batmaya yakın göz toprağa bakıyor.
Tebessüm et diyorlar; kara kalem ucunu
Umman-ı aşka banıp gönüle akmalıymış
Umut icin gelenin doldururken avcunu
Gözlerinin içine gülerek bakmalıymış.
Gecenin gözyaşları damlasa da eline
Ayrılık kaderse sitem nafile
Gözünden yaşları sil Canım Anam.
Zannetme unuttum, rüyamda bile
Her an aklımdasın bil Canım Anam.
Hüzüne esirse şayet sevincin
Vîrâne her bedenin kuytu bir köşesinde
Hoyrat zamana tutsak mahzun bir çocuk yaşar
Nedamet gölge yapar tadımlık neşesinde
Elem gözlerinde sel, dilde âh olur...taşar.
Pek hazin manzaradır üfledikçe harlanan
Ne zaman Hakkı ansam, bendim bendi ok'lanan
Belli ki hakikati dinlemekten bıkan var...
Sizi kastetmiyorum! Sen...evet sen...saklanan!
Gönlüme fîrârisin; sayısız sabıkan var.
***
Gecenin bir vaktinde güne gebeyken şafak
Silkeler sarsa sarsa "uyan!" der çalarsaat
Ne mümkün karşı koymak henüz çocuklar ufak
Hayat yükü ağırdır, inlemek mukadderat.
Rüyalar yarım kalır başlar her günkü sınav
Besmelenin ardından doğrulur Bizim Manav.
Tarif türlü türlü, tat başka başka
Gizemli yapının adıdır sevdâ...
Gönül sarayında görkemli köşke
Açılan kapının kodudur sevdâ.
Mecnûn’a sorarsan, Leylâ’yı anmak,
Kalmadı sağlam yeri artık sabır taşımın
Öğrettin yokuşlaŕı, yolların tümseğini...
Müsebbibi olduğun her damla gözyaşımın
Bedeli bin âh olsun kavursun yüreğini.
Dilerim ki kurusun kurduğun hayallerin
İhanet meziyet olmuş bu demde
Hançer satanlarda kâr üstüne kâr
Hainler pür dikkat, gözler kıdemde
Maskeler atılmış, herşey aşikâr.
Çatlamış çok yerden ar denen damar




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!