Cân evimden vurgun yedim, kan damlıyor yaradan
Kara bahtım hasmın çeri; vay halime vay benim...
Nice eyvah, keşke dedim, şahidimdir Yaradan
Çekin sırtımdan hançeri; âleme rüsvay benim.
Hangi dalı tuttu isem ya kırıktı, ya çürük
Gâye Rabbin rızâsı, Şefaat-i Resûl'se
Örnek, hem de önder tek; "Adı Güzel Muhammet (SAV)!"
Sebep, "kalp arızâsı", yol göstermek "usül"se
Fazla söze ne gerek; edeptir istikamet!
***
Kim bilir, aşkımızı kaç kez kâğıda döktüm
Tarihler destan görsün, hergün okunsun diye.
Kaleme diz çöktürdüm, ben de önünde çöktüm
Yazdığım hece hece kalbe dokunsun diye.
Bir aşk ki aşktan öte; tertemiz, lekesizdi
Ölüm meleğini hafife alma!
Sanma yolu hergün falana düşer
Takvim yaprakları pek çoktur amma
Gün be gün dökülür, talana düşer
Her kim ki irşâdı iblisten umar
Dünyaya teşrif için Hakk'tan gelince izin
Açıldı perdeleri sırlı âlemin, gizin...
Etrafım insan dolu henüz "acemi er"dim
Gözyaşları içinde ilk tekmilimi verdim.
Sureti hoş süslü handan geçerken
Hayır ve şer iki ize rastladım...
Has kelâmı hezeyandan seçerken
Giz içinde nice gize rastladım.
Azim, ihlas yoksa kulun işinde
Gönül bağlarına diken ekilmez
Muhabbet sazına söz ara gönül
Sitemle dünyanın kahrı çekilmez
Bir arı misâli öz ara gönül.
Ok hedeften şaşar yayı germeden
Bir başka sert esti bu sene hazan
Meşeyi, çınarı sökerek gitti.
Bazen fırtınaydı, boraydı bazen
Sîneye efkârı dökerek gitti.
Emir bu! Bakmadı yaşlıya, gence
Kardeş kavgasının galibi yoktur
Kırılmış kalplerdir yegâne kârı!
Öfkeli her bakış zehirli oktur
Maharet bozmamak dilde âyarı.
Duanın âlâsı Hakk’tan hidâyet
Heybemde günâhım, dilimde âhım
Yine kapındayım; perişan, harâb.
Sensin tek penahım Yüce Allah’ım
Affet bu kulunu ne olur Yâ Râb!
Settarsın, setreyle tüm suçlarımı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!