Yine feryâd-ü figan, yine kan ve gözyaşı
Onlarca cana kıyıp yürekleri yakan var.
Yine "dostluk-barış"a tercih edip savaşı
İnsanlığından cayıp, bombalar bırakan var.
Gına geldi, kesmiyor, lânet, tel'in lafları
İblis’se idrâkini çepeçevre kuşatan
Tesadüf sanır bedbaht, hayat veren, yaşatan
Gören göze ibrettir gölgesine taş atan...
Tozu dumana katan dinlemez gönül, hatır
Ölümü unutana Azrâil hatırlatır!
Hava güzel, güneşliydi; çıktım evden neşe ile
Kuytu yerde biri vardı elinde bir şişe ile.
Kendi deyip gülüyordu; üstü yırtık ve sarhoştu
Gailesiz biraz halsiz şivesi de hayli hoştu.
Zemherî kar'ını sermeye görsün
Sobası soğuksa üşüyor insan
Şeytan şer ağını germeye görsün
Pusulası yoksa düşüyor insan.
Yaktıkça bağrını hüzünden her iz
Türlü nimet vermişken Rabbin her çağrısına
İsyan edip haddini aşan arsızlar gördüm...
Hak ettiği cezanın çekilmez ağrısına
Yâ Râb "neden ben" deyip şaşan arsızlar gördüm
Vazifesini müdrik kilitlenip hedefe
Sıla hasretiyle gezerken üzgün
Bir pîr-i fâniye rast geldim bugün.
*
Gülen gözlerinde gölgeler gördüm
Sanki "tadım-tuzum yok" der gibiydi...
Sabrını sınayan öfkeler gördüm
İnsanlar düşünün ki "öfke" ortak paydası
Sevgi telkin ederdi Mevlânâ çıkıp gelse!
Bir günde bin rekâtın kılana yok faydası
Ağızdan çıkan her söz gönül yıkan bir selse.
Dilini kılıç gibi sallar ise eşkıyâ
Sabret gönlüm, zârı bırak; hüznü gözden silmek gerek
Gayret bekler kulundan Hakk; direnmeyi bilmek gerek
Edeb ile vursun örsün, öfkeni yen dinsin hırsın
Gönül yapmak senin dersin; yolda karar kılmak gerek.
Hırçın rüzgâr esir olmuş hazana
Üfledikçe yaprak döker sol yanım
Halim benzer boynu bükük ozana
Yâr dedikçe hep ah çeker sol yanım.
Kimse bilmez, yen içinde kol kırık
Sinirler hayli gergin; hava soğuk...buz gibi
Tefrika mikserinde karıldık desem boşa...
Kalplerde kin belirgin; bölündük karpuz gibi
Gözler şer minderinde; "yarıldık" desem boşa.
"Din" ürettik öfkeden, kini ona cüz ettik




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!