Ne fırtına, boran, kar, ne kan donduran ayaz
Yıkamaz sanıyordum koca bir ordu beni
Her makul isteğime kaderimden itiraz
Sorgu sualsiz infaz; bu şehir yordu beni
İkra ise bir dînin insana ilk hitabı
O dinde ne nübüvvet ne ayet sorgulanır
Âyâtın ahkâmından gafilse muhatabı
Yol, hedef, istikamet ve gayret sorgulanır
Adalet kayıpta, insanlık ölü
Olunca, meydanı boş gördü iblis
Ya Hitler eniği ya Nemrut dölü
Kendini beşere baş gördü iblis
Ömerler tahtına veda edeli
Dünyaya hükümdar oldu bi' deli
Bir anlık bir öfke için mazeret çok olsa da
Candan öte bir can var ki o’na asla "öfff" denmez
Amel kabı ağzına dek sevap ile dolsa da
Mîzan günü "az miktar"dır; anne hakkı ödenmez!
Ne dedim ki sanki, çekiysen naza
Mazimi süsliyen anı'msan Bayburt
Sevenden gıshandım, oldu bi gaza
Atan damarımsan, ganımsan Bayburt
Adın lugatımda aşka parola
Kör talihim sezemedi pusuyu
Hüzün yine kapı çaldı bu gece
Yıkıp gönül barajını gam suyu
Kirpiklerim naçar kaldı bu gece
Hayallerim düşünce dar dehlize
Ömür dedikleri üç günlük rüya
Kâbusa ben nasıl harika derim
Bahar da var idi bu handa güya
Kışları bahardan saydı kaderim
Bağrımı yakarken amansız ateş
Beşikte sallanırken hoş bir han sanıyordum
Yüreklerin acıyı tattığı yermiş dünya
Anadan her doğanı bir insan sanıyordum
Bağrında çakalların yattığı yermiş dünya
Kanadından vururken masum kelebekleri
Münakaşalar almış muhabbetin yerini
Dostluğun değerini bilen insan kaldı mı?
Kalpte sevgi azalmış; kin örtmüş üzerini
Dil ucunda irini silen insan kaldı mı?
Uygun yanıt ararken kafamdaki her "nasıl?"
Anladım ki üstatlık zor sanatmış velhasıl.
***
El Latîf kapısında bol lütuf dilenerek




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!