Ne dedim ki sanki, çekiysen naza
Mazimi süsliyen anı'msan Bayburt
Sevenden gıshandım, oldu bi gaza
Atan damarımsan, ganımsan Bayburt
Adın lugatımda aşka parola
Kör talihim sezemedi pusuyu
Hüzün yine kapı çaldı bu gece
Yıkıp gönül barajını gam suyu
Kirpiklerim naçar kaldı bu gece
Hayallerim düşünce dar dehlize
Ömür dedikleri üç günlük rüya
Kâbusa ben nasıl harika derim
Bahar da var idi bu handa güya
Kışları bahardan saydı kaderim
Bağrımı yakarken amansız ateş
Vîrâne her bedenin kuytu bir köşesinde
Hoyrat zamana tutsak mahzun bir çocuk yaşar
Nedamet gölge yapar tadımlık neşesinde
Elem gözlerinde sel, dilde âh olur...taşar.
Pek hazin manzaradır üfledikçe harlanan
Beşikte sallanırken hoş bir han sanıyordum
Yüreklerin acıyı tattığı yermiş dünya
Anadan her doğanı bir insan sanıyordum
Bağrında çakalların yattığı yermiş dünya
Kanadından vururken masum kelebekleri
Ne zaman Hakkı ansam, bendim bendi ok'lanan
Belli ki hakikati dinlemekten bıkan var...
Sizi kastetmiyorum! Sen...evet sen...saklanan!
Gönlüme fîrârisin; sayısız sabıkan var.
***
Münakaşalar almış muhabbetin yerini
Dostluğun değerini bilen insan kaldı mı?
Kalpte sevgi azalmış; kin örtmüş üzerini
Dil ucunda irini silen insan kaldı mı?
Uygun yanıt ararken kafamdaki her "nasıl?"
Anladım ki üstatlık zor sanatmış velhasıl.
***
El Latîf kapısında bol lütuf dilenerek
İnsan bu âlemin şerefi süsü
Her can bir inciye mercana benzer
Bedene girince kibir virüsü
Kalpler irin dolu fincana benzer
Kadınsız bir dünya çorak diyara,
Sebeb-i zillet iken Hakk buyruğu Kitapta
Soykırım karşısında -yazık ki- lal duran çok
Çıkarlar konuştukça yapılan her hesapta
Melamet çarşısında mazluma aldıran yok




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!